Hakkimda Ana Sayfa Yazılar Dosyalar Kısa Kısa Ziyaretçi Defteri Tasarım İletişim Ana Sayfa
ANA MENÜ



KATEGORİLER



PROJELER

 Çağdaş Türk Lehçeleri KlavyesiGöktürkçe KlavyeGeliştirilmiş Osmanlıca Klavye


ARAMA


PROFİLLER


Facebook profilim Google Plus profilim Twitter sayfam Youtube videolarım RSS bağlantısı


REKLAMLAR



Çeviri
Yurtdışında Eğitim
Telefon Dinleme
Dinleme Cihazları


Eki 1

Esik Kurganı ve Altın Elbiseli Adam


1 Ekim 2008 Çarşamba | 15 yorum

Altın Elbiseli Adam2 milyon nüfusuyla Kazakistan'ın en büyük kenti konumundaki Almatı'nın yaklaşık 50 km doğusunda yer alan Esik (Issık) bölgesinde 1970 yılında yol yapımı için başlatılan kazılar sırasında iş makineleri büyük bir taş kütlesine rastladı. Bu engeli ortadan kaldırmak için harekete geçen işçiler, bir müddet sonra bunun sıradan bir taş kütlesi ya da kaya parçası olmadığını anladılar. Ardından, resmî makamlara haber verildi ve inceleme için bölgeye bir arkeolog heyeti gönderildi. Heyetin başkanı Kemal Akişev, kazıları bizzat yönetti. Yapılan çalışmalar sonucunda büyük bir kurgan (mezarlık) ortaya çıkarıldı ve bu kurgan içinden insanlık tarihine ışık tutacak nitelikte çok sayıda eşya gün ışığına çıktı.

Üç binden fazla madenî eşya, çeşitli küp, tabak ve çanaklar bu kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Literatüre "altın elbiseli adam" olarak geçen ve 16 yaşlarında öldüğü tahmin edilen bir erkeğe ait cesedin kalıntısı ise, bu kazılarda ortaya çıkarılan en önemli unsur konumundadır.

Altın Elbiseli Adam

Altın Elbiseli AdamAltın Elbiseli Adamın üzerinde bir kaftan, çizme ve başlık bulunmaktaydı ve bunların hepsi de altınla kaplanmıştı. Kılıcı da yine altından yapılmıştı. Başlığının üzerinde ise kuş tüyleri ile tuğlar bulunmakta ve tepesinde ise küçük bir keçi kabartması yer almaktaydı. Yine başlığının yanı sıra elbisesinde ve kemerinde de at, koyun, pars gibi hayvanların kabartmaları görülmekteydi. Altın Elbiseli Adama ait olduğu tahmin edilen altın küpe ve yüzükler, ok, kama ile kamçı da kurgandan çıkarılanlar arasında bulunmaktaydı.

Kurgandan çıkarılan bir de belli bir kısmı kırılmış gümüş bir kadeh vardı ki, bu kadeh diğer her şeyden daha fazla önem arz ediyordu. Kadehin üzerinde Göktürk harflerine benzeyen 24 harften oluşan bir metin yazılmıştı. Bazı araştırmacılar bu yazıyı "Khan Uya üç otuzı (da) yok boltı. Utugsi tozıltı." yani "Tigin 23'ünde öldü. Esik halkının başı sağ olsun." şeklinde okudular. Dolayısıyla, yazının Türkçe olduğunu ve kurganın da Türklere ait olduğunu savunmuşlardı.

Her ne kadar bahsi geçen yazının Türkçe olup olmadığı konusunda kesin karara varılmamışsa da, Türkçe olması durumunda Türk yazı dilinin, ya da diğer bir deyişle Göktürkçenin geçmişinin miladın öncesine kadar dayanacağı muhakkaktır.

Ayrıca, başlığın tepesinde konumlandırılmış keçi kabartması da kurganın Göktürklerle ilgili olabileceği ihtimâlini akla getirmektedir. Zira, Göktürk hanedanlığının arması keçidir ve her hanedan üyesinin mezarının üzerinde keçi arması yer almaktadır.

Kurganda, tüm bu sayılanların haricinde binlerce altın ya da altın olmayan irili ufaklı obje de yer almaktadır. Tüm bunlar M.Ö. 5. yüzyılda varlığını sürdürmüş, gelişmiş bir medeniyetin kurulu olduğunun ispatıdır. Bazı tarihçi ve araştırmacılara göre bu medeniyeti oluşturanlar ve kurganın sahipleri, Türk olarak kabul edilen Sakalardır.

Aynı bölgede kazılar hâlen devam etmektedir. Tüm bu kazıların sonucunda pek çok mezara daha rastlanılmıştır. Her ne kadar bir kısmının içi hırsızlık sonucunda boşaltılmışsa da, günün birinde çok daha önemli ve tarihe ışık tutacak nitelikte unsurlar çıkabilme ihtimâli yüksektir.

Esik Mezarı, Sakalar, Isık Göl, Kazakistan, Almatı, Eski mezarlar, Tarihî kazılar

11270 okunma 15 yorum Yazıcı şekli İndir Paylaş

Yorumlar

Merve Altun / 1 Ekim 2008 Çarşamba - 15:27
Çok ilginç... O zamanlarda altını nasıl işlemişler böyle şaşırdım. Dediğiniz gibi gelişmiş bir medeniyet kuruluymuş o zaman. Umarım kazılardan yeni şeyler çıkar.

İbrahim Tekin / 11 Ocak 2009 Pazar - 17:32
Gerçekten çok ilginç. Demekki o zamanın insanları maden işlemeciliğinde çok iyiydiler ve çok zengindiler. Bu müthiş bir şey...

Emrah Demiröz / 19 Nisan 2009 Pazar - 04:52
arkadaslar
aslinda bu bilgiyi okurken akliniza sunu getirerek okuyun,
altin elbseli adamin yasi henüz tam olarak bilinemiyor. cesetin kemiklerine dna testi yapilamamis.cünkü kemikler suanda kayip.
bazi uzmanlar mö 600-700 derken bazilari dahada eski oldugunu savunuyor.
sonucta surasi kesinki bu yapit bir Türk eseri.bundan kimsenin süpesi yok.
ozaman sunu dillendirmek lazim,bizi barbar,göcebe,vahsi olarak gören bati medeniyeti ve onun yardakcilari altin elbiseli adami nasil aciklayacaklar.bu üstün medeniyeti bize yakistiracaklarmi? yoksa bu mezari uzaydan gelen marslilarmi yapti??

Cem Savaş / 25 Mayıs 2009 Pazartesi - 10:02
Ben bir tarih kitabında okudum incelemelere göre M.Ö 5. yy yaşadığı belirlenmiştir.M.Ö tam olarak bilinmiyor . Böyle altından bir elbise yapabilmek günümüz şartları için hayli zor.Ya da Örnek olarak piramitler çok eski yıllarda nasıl böyle yapılar yapılmış . Acaba Onların teknolojisi bizden dahamı ileriydi.Bazı bilim insanları dünyanın en yüksek medeniyet çagına çıktıktan sonra tekrar başa sararak cahillik devrine döndüğü düşüncesinde.Bir söz vardır su bulanmadan durulmaz bence doğru bir kavram...

Emrah Demiröz / 26 Temmuz 2009 Pazar - 14:41
Ayrica piramitler konusunda da birseyler söylemek istiyorum.Suan Dogu Türkistan sinirlarida bulunan ve Cin yönetimi altinda ki bir bölgede eski Türklerin yaptigi irili ufakli yüzlerce piramit bulunuyor.Bu piramitlerin en büyügüne `Beyaz Piramit` deniliyor.Internetten böyle arayabilirsiniz.Bu beyaz piramitin boyutlarinin Misirdaki en büyük piramitten bile daha büyük oldugu biliniyor.Ama ne tuhaftirki Cin yönetimi piramitlerin bulundugu bu bölgeye girisi yasaklamis.Hic kimse arastirma yapmak icin izin alamiyor.
Bizi seymiyorlar,bizi hazmedemiyorlar.Sahibi oldugumuz medeniyeti anlatmamiza arastirmamiza mani oluyorlar.Nedenmi? Cevap: Türk kelimesinin altinda saklidir..

batur sipahioğlu / 9 Eylül 2009 Çarşamba - 10:34
Altın elbiseli adam kazısında çıkan yazı bal gibi türkçedir.ama batı sömürücülerinin kol faaliyetlerine hizmet eden bilim adamı kılıklı kişlrler bunu kabule yanaşmamaktadırlar.çünkü kurdukları sömürü esasını gözeten güya aryani ırkın her şeyi sahiplenme hobisine darbe vurmasınını istememektedirler.olay budur.Yoksa onlar için gerçek önemli değildir.yıllar önce bu yazıyı "atsız " net bir şekilde okumuştu. batılı araştırmacılar çok sıkışınca "yok efendim olsa olsa bu tazı eski irani bir halkındır " deyip yine kendilerinden gördükleri arilere (!)işi ihale etnektedirler

çiğdem memiş / 19 Ekim 2009 Pazartesi - 17:14
çok şaşırdım demek o zaman altın işleniyormuş o zaman orada bulunan gelişmş bir medeniyet diye düşünüyorum

öznur buran / 23 Ekim 2009 Cuma - 14:34
Altın Elbiseli Adam biz Türkler'in muhteşem bir gurur kaynağı.Bizi aşağılık kompleksiyle dolup taşırmaya çalışan,tarih boyunca bizi haset eden düşmanlarımız için ise utançalrın en büyüğü diye düşünüyorum.Bu işlemecilik,gelişmişlik ve her zaman olduğu gibi milletin hükümdarına olan sadakatinin tartışılmaz simgesi olan bu eserimizden herkesi haberdar etmeliyiz ki kendimizle bir kez daha gurur duyalım.Bizimle bunu paylaştığımız için sonsuz teşekkürler.

m.xeyrifam Təbriz / 23 Mayıs 2010 Pazar - 19:13
Bu bütün türk ulusuna ayid olan bir varlıktir.

berke0770 / 21 Eylül 2010 Salı - 18:05
ahmet turgut un bozkırın sırrı diye kitabını alın okuyun arkadaşlar

nuri şamlı / 21 Ekim 2010 Perşembe - 01:04
elbisenin altın işlemeleri , küçük plakalar şeklindedir bu plakalar altın iplerle elbiseye dikilmiştir. en çok altın bulunduran ikinci mezardır. şuan o elbisenin orjinali kazakistan merkez bankasının kasasındadır. yarıca elbisenin yanında bulunan su taslarında da köktürkçe ile yazılmış iki satırlık bir yazı bulunmaktadır. o elbiseyi giyen kişinin o zamanın kağanlarından birinin oğlu olduğu düşünülmektedir. ilk aşamalarda bunların Türk eseri olduğunu inkar etmeye çalışsalar da sonradan kabul etmek zorunda kalmışlardır. sözlüklerinde Türk isminin karşınsa barbar kavim yazan avrupalılar bu kadar bu büyük medeniyeti kabul edemediler. kendi dillerinin doğuşu 840 yıllarıdır. oysa barbar dedikleri ırkın m.ö 3000 yıllarına dayanan yazıları vardır. aynı şekilde çoyren yazıtlarını da inkar etmeye çalıştılar ama inkar edemediler. eski yazıtlar olarak bilinen sümer tabletlerinde de yüzlerce Türkçe kelime vardır. ben bir türkoloji öğrencisiyim bunları paylaşmak ve bilmeyenlerin öğrenmesini sağlam görevimdir.

müge öz / 23 Ekim 2010 Cumartesi - 16:47
Merhaba; üniversite araştırma ödevi hazırlamak için esik tas kurganı hakkında daha detaylı bilgi, kitap, ya da makaleyi nerden bulabileceğim hakkında yardıma ihtiyacım var, konu akkında bilgi sahibi olanların önerisini bekliyorum, tesekkür ederim.

süheda sarıtaş / 1 Aralık 2010 Çarşamba - 22:33
bu bölümü bu yıl kazandım bu kurgan hakkında daha değişik bir şeyler nasıl nerden bulurum hoca farklı şeyler istiyor herken bildiğini degil yardım eder misiniz?

Dossym Zikirya / 13 Temmuz 2011 Çarşamba - 07:40
Bu butun turk ulusunun gururu olan Altin Elbiseli adamin bublundugu yerde su an muze asildi. 2011.10.06 tarihinde! Ama, su an bu muze isin surdurmekicin cok para lazim. Bu sadce Kazakistana aid eser degil ki. Bunun icin butun turk dunyasi, ozelikle Turkiye yardimdA BULUNA BILIR MI?

Yavuz Selim / 5 Mart 2012 Pazartesi - 04:17
Bu konu hakkında bir yazıyı ( Altın Elbiseli Adam )ben de kaleme almıştım ama gönül isterdi ki daha fazla kaynak olsun, daha fazla ayrıntılı anlatılsın. Hepsinden önemlisi artık bizim tarih kitaplarımıza da bu tür konular girebilsin. Hala mikrobu ilk keşfedenin Akşemseddin değil Pasteur olduğunu, en eski Türkçe yazının Altın Elbiseli Adam'ın mezarında değil de Orhun ve Yenisey Anıtlarında olduğunu anlatıyoruz. Önce kendimize inanacağız ki, daha büyük işler için cesaret bulalım.

Yorum Ekle

  Ad - Soyad
  E-posta Adresi
  Ağ Sitesi

Yorumum aşağıdaki şartlara uygundur. Yeni yorumlarda uyarı mesajı gönder.

Yazacağınız yorum ve mesajlarda,
- Gerçek adınızı ve soyadınızı belirtiniz.
- Geçerli bir e-posta adresi giriniz.
- Dilbilgisi kurallarına uyunuz.

Bu şartları sağlamayan yorum ve mesajlar yayımlanmayacaktır.



2002-2012 isa-sari.com :: Tüm hakları saklıdır :: İzinsiz belge ve yazı alınamaz :: İletişim için buraya tıklayınız.