 |
 |
ANA MENÜ |
 |
|
 |
KATEGORİLER |
 |
 |
PROJELER |
 |
 |
ARAMA |
 |
 |
PROFİLLER |
 |
 |
REKLAMLAR |
 |
|
|
|
|
|
 |
Arapça için 10
sonuç bulundu.
|
Yazılı ürünlerle takip edilebilen yaklaşık 1275 yıllık bir geçmişe sahip Türk dili, bu tarihî süreç içerisinde pek çok lehçeye ayrılmış ve çeşitli coğrafyalarda hem yazı dili hem de konuşma dili olarak kullanılmıştır. Türkçenin, "Kıpçak Türkçesi" ya da "Kıpçak Dönemi" adıyla anılan tarihî süreci de, bilhassa yabancı topluluklara bu dilin öğretilmesi amacıyla yazılmış mühim eserlerin verildiği, sözlüklerin ve dil bilgisi kitaplarının telif edildiği önemli bir devresi niteliğindedir.
Malta, özellikle ülkemizde, Birinci Dünya Savaşı sonrasında 145 siyasetçi, asker ve aydının işgalci kuvvetler tarafından tutuklanarak sürgüne gönderildiği yer, yani “sürgün yeri” olarak hatırlanır. Ben de, 29 Ağustos 2011 tarihinden itibaren, YÖK’ün Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında, İngilizce eğitimi için yaklaşık üç ay boyunca eşimle birlikte Malta’da bulunacağım ve bu yazımda, Malta’da bulunduğum süre boyunca edindiğim izlenimleri, yaşadıklarımı ve hissettiklerimi sizlere aktarmaya çalışacağım.
Yılda iki kez gerçekleştirilen ve kamu hizmetinde daimî ya da kadro karşılığı sözleşmeli olarak çalışan personelin yabancı dil bilgisini ölçmeyi amaçlayan Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (KPDS); Almanca, Arapça, Bulgarca, Çince, Danimarkaca, Farsça, Fransızca, Hollandaca, İngilizce, İrlandaca, ispanyolca, İtalyanca, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça ve Yunanca dillerinde düzenlenmektedir. Yabancı dil tazminatı hakkından yararlanmak ya da ilgili resmî makamlara verilmek üzere yabancı dil durumunu gösterir belge almak isteyenlerin durumları gözetilerek hazırlanan KPDS, aynı zamanda, yurt dışında görev alacak memurlar, mütercim ve tercümanlar, doçentlik sınavına katılacak adaylar ile yurt dışında yüksek lisans/doktora eğitimi görmek isteyen öğrencilerin de katılabildiği bir sınavdır.
3 Mayıs 2009 Pazar günü saat 09.30'da gerçekleştirilen Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (KPDS) sorularının ve cevaplarının gün içinde yayımlaması ve takip eden iki hafta içerisinde de sınav sonuçlarının duyrulması bekleniyor. Sorulara, cevaplara ve sonuçlara bu sayfa üzerinden erişebilirsiniz.
Kişisel çabalarla bilinçli olarak oluşturulmuş, doğallıktan uzak, kaynağı belli diller olarak tanımlanan yapay diller, daha çok dil olgusuyla ilgilenen kişilerce bilinir. Bu yapay dillerden, bilhassa Polonyalı hekim Ludwik Lazarz Zamenhof'un icat ettiği "Esperanto" geniş kitleler tarafından tanınagelmiştir. 16. yüzyılda Muhyî-i Gülşenî tarafından oluşturulan ve kelime anlamı 'dilsizlere dil veren' olan Bâleybelen ise, dünyanın bilinen ilk yapay dili olmasına rağmen çoğu kişi, hattâ konuyla ilgilenen akademisyenler tarafından bile tanınmamaktadır.
Ünsüzlerin aksine, meydana geliş süreçlerinde herhangi bir engelle karşılaşmaksızın çıkan ve dudağın şekline, ağız boşluğunun durumuna ya da alt çene ve üst çene arasındaki açıklığa göre sınıflandırılan seslere "sesliler", diğer bir deyişle "ünlüler" denir. Yine ünsüzlerin aksine, herhangi bir yardımcı sese ihtiyaç duymadan tek başlarına söylenebilen ünlüler sayesinde heceler kurabilmek ve ünsüz harfleri telaffuz edebilmek mümkündür. "Vokal" (vocal) olarak da tabir edilen ve dil biliminde / işaretleri arasında gösterilen ünlüler, Türk alfabesinde 8 adettir. Bunlar /a/, /e/, /ı/, /i/, /o/, /ö/, /u/ ve /ü/dür. Alfabede gösterilmeyen, fakat konuşma sırasında ortaya çıkan ünlülerle birlikte bu sayı 12'yi bulmaktadır.
Dil olgusunu ve yeryüzündeki tüm dilleri genel olarak bütün yönleriyle konu edinip inceleyen bilim dalının adı "dil bilimi"dir. Dil biliminden farklı olarak dil bilgisi ise, ele alınan bir dilin en küçük birimi olan seslerinden, en büyük birimi olan cümlelerine kadar içinde barındırdığı tüm dilsel unsurlarını araştırıp inceler ve birtakım yargılara varır. "Gramer" olarak da adlandırılan bu bilgi alanı, ses bilgisi (fonetik), biçim bilgisi (morfoloji), köken bilgisi (etimoloji) ya da lehçe bilgisi (diyalektoloji) gibi çeşitli kollara sahiptir.
Türkçenin söz varlığını, başta Arapça ve Farsça olmak üzere yabancı dillerden geçen kelimelerden arındırarak özleştirme hareketi, diğer bir deyişle "Dil İnkılâbı", Tanzimât ile başlar ve bilhassâ Cumhuriyet ilan edildikten sonra Atatürk'ün özverili çalışmalarıyla hızlı bir şekilde devam eder. Başlatılan bu hareket, sadece yabancı dillerden geçen aykırı söz varlığını değil, yine yabancı dillerin etkisiyle gelişen ve Türkçenin yapısına uygun olmayan birtakım dil bilgisi kurallarını da tasfiye amacı taşımaktaydı; fakat bu tasfiye işlemi çok ileri boyutlara ulaşmış ve dili özleştirme çabası, içinden çıkılamayacak bir hâl almıştı. Öyle ki, özleştirilmeye çalışılan yeni dil ile anlaşabilmek eskisine göre çok daha zor olmaya başlamıştı.
|
 |