Hakkimda Ana Sayfa Yazılar Dosyalar Kısa Kısa Ziyaretçi Defteri Tasarım İletişim Ana Sayfa
ANA MENÜ



KATEGORİLER



PROJELER

 Çağdaş Türk Lehçeleri KlavyesiGöktürkçe KlavyeGeliştirilmiş Osmanlıca Klavye


ARAMA


ABONELİK


RSS beslemesine abone ol
RSS beslemesine abone ol


REKLAMLAR



Temizlik Şirketleri


 Dil ve Edebiyat

Ağu 10

10 Ağustos 2010 Salı | 0 yorum | Devamı>>

Babil KulesiÜlkemizde, 1981 yılından bu yana üniversitelerin lisans bölümlerinde iki dönemlik zorunlu ders olarak okutulan ve Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından “Yükseköğretim Çerçeve Programı”na dâhil edilen Türk Dili dersleri, öğrencilere Türkçeyle ilgili genel bilgilerin yanı sıra Türkçenin tarihî gelişimi, kültürel zemini, sosyal açıdan önemi, dünya dilleri arasındaki yeri, yazı türleri ve yazım kuralları gibi konularda çeşitli bilgiler aktarmayı ve öğrencileri bu konularda yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Haz 9

9 Haziran 2010 Çarşamba | 1 yorum | Devamı>>

Geleneksel kıyafetleriyle Saha TürkleriSahalar (Yakutlar), günümüzde, Rusya sınırları içerisindeki Saha Federe Cumhuriyeti’nde yaşayan ve kendilerini “Saxa” olarak adlandıran bir Türk kavmidir. Orta Asya halkları uzmanı Rus araştırmacı Karl Menges, Orhun Abidelerinde adı geçen Üç Kurıkanların, Saha Türklerinin ataları olduğunu belirtir ve şimdiki yurtlarından önce, Baykal Gölü’nün etrafında, Lena Nehri’nin kıyı bölgelerinde yaşadıklarını vurgular (Menges 1978: 247). Günümüzdeki toplam nüfusları 450.000 olan Saha Türklerinin büyük kısmı Hıristiyanlık inancına bağlı olmakla beraber, Şamanizm geleneğini sürdüren Saha Türkleri de bulunmaktadır.

Nis 21

21 Nisan 2009 Salı | 7 yorum | Devamı>>

Kişisel çabalarla bilinçli olarak oluşturulmuş, doğallıktan uzak, kaynağı belli diller olarak tanımlanan yapay diller, daha çok dil olgusuyla ilgilenen kişilerce bilinir. Bu yapay dillerden, bilhassa Polonyalı hekim Ludwik Lazarz Zamenhof'un icat ettiği "Esperanto" geniş kitleler tarafından tanınagelmiştir. 16. yüzyılda Muhyî-i Gülşenî tarafından oluşturulan ve kelime anlamı 'dilsizlere dil veren' olan Bâleybelen ise, dünyanın bilinen ilk yapay dili olmasına rağmen çoğu kişi, hattâ konuyla ilgilenen akademisyenler tarafından bile tanınmamaktadır.

Mart 22

22 Mart 2009 Pazar | 5 yorum | Devamı>>

Evrensel Kod (Unicode) IPA Transkripsiyon Yazı TipleriKonuşma seslerinin eksiksiz biçimde yazıya aktarılması amacıyla Latin kökenli harflerden yola çıkılarak geliştirilmiş olan International Phonetic Alphabet (Uluslararası Fonetik Alfabesi), bilgisayar ortamında dil üzerine çalışanların işini hayli kolaylaştırmaktadır. Alfabenin önemi, örneğin, bir ağız araştırmacısının ses kayıt cihazı vasıtasıyla kaydettiği konuşmaları yazıya aktaracağı sırada ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar, ülkemizde yeteri kadar tanınmasa da bu alfabe, Gentium ya da Charis SIL gibi evrensel kodlu (Unicode) IPA yazı tipleri aracılığıyla pek çok transkripsiyon işaretini kullanmaya imkân tanımaktadır.

Mart 2

2 Mart 2009 Pazartesi | 3 yorum | Devamı>>

İlk olarak 1903 yılında Danimarkalı dil bilimci Holger Pedersen tarafından dile getirilen ve başlangıçta, Hint-Avrupa ile Fin-Ugor dillerinin ortak bir kökten çıktığı düşüncesi üzerine şekillenen Nostratik teorisi üzerinde çalışan en önemli isimlerden biri de, hiç şüphesiz, Ukrayna asıllı Rus dil bilimci ve Slavist Vladislav İlliç-Svitıç'tır. Kiev'de doğup büyüyen; fakat daha sonra Moskova'ya yerleşip çalışmalarını burada sürdüren Svitıç, 1960'lı yılların başında, unutulmaya yüz tutan Nostratik teorisini tekrar canlandırma çalışmalarına başlamış ve Nostratik'in kurucusu olmayı başarabilmiştir.

Şub 14

14 Şubat 2009 Cumartesi | 5 yorum | Devamı>>

Türk Dünyasının Hür Sesi: Bahtiyar VahabzadeSadece Azerbaycan edebiyatının değil, tüm Türk edebiyatının sesi olan Bahtiyar Vahabzâde, geçtiğimiz gün Bakü'deki evinde vefat etti. Türkiye hakkında anlatılan hikâyelerle büyüyen ve şairliğinin yanı sıra bilim adamlığı yönüyle de tanınan Vahabzâde, yaşamdan edindiği izlenimleri benliğinde yoğurmuş ve Türk Dünyasının ortak duygularını, özlemlerini, serzenişlerini dile getirmiştir. Temelini, kendine has bir duygu ve düşünce dünyasının oluşturduğu sanat anlayışıyla yarattığı şiir ve dramalarının yanında makale, monografi gibi değişik türlerde verdiği eserleri pek çok dile çevrilmiş ve sayısız kişi tarafından okunmuştur. Ayrıca, ana dili uğruna büyük bir mücadele içerisinde olan Vahabzâde, Türkiye'ye olan derin sevgisiyle de bilinmektedir.

Şub 9

9 Şubat 2009 Pazartesi | 3 yorum | Devamı>>

Türkiye Türkçesinde Sesli Harfler (Ünlüler) ve ÖzellikleriÜnsüzlerin aksine, meydana geliş süreçlerinde herhangi bir engelle karşılaşmaksızın çıkan ve dudağın şekline, ağız boşluğunun durumuna ya da alt çene ve üst çene arasındaki açıklığa göre sınıflandırılan seslere "sesliler", diğer bir deyişle "ünlüler" denir. Yine ünsüzlerin aksine, herhangi bir yardımcı sese ihtiyaç duymadan tek başlarına söylenebilen ünlüler sayesinde heceler kurabilmek ve ünsüz harfleri telaffuz edebilmek mümkündür. "Vokal" (vocal) olarak da tabir edilen ve dil biliminde / işaretleri arasında gösterilen ünlüler, Türk alfabesinde 8 adettir. Bunlar /a/, /e/, /ı/, /i/, /o/, /ö/, /u/ ve /ü/dür. Alfabede gösterilmeyen, fakat konuşma sırasında ortaya çıkan ünlülerle birlikte bu sayı 12'yi bulmaktadır.

Oca 24

24 Ocak 2009 Cumartesi | 3 yorum | Devamı>>

Mehmet Önal - Kırlangıçlar ÜlkesiAkademisyen Mehmet Önal’ın son romanı olan "Kırlangıçlar Ülkesi"nde, hayalî bir mektup kahramanı olan Yusuf Erdoğan’ın, çocukluğundan itibaren etkilendiği kişi ve olaylardan yola çıkılarak, çeşitli iç çekişmeleri ve hayalleriyle karışık duyguları neticesinde şekillenen hayatı anlatılmaktadır. Bu anlatma sırasında ise günümüz dünyasının bazı toplumsal meselelerine değinilir. Ayrıca eserde, geçmiş, şimdi ve gelecek üçgeni arasındaki köprülerle sağlamlaştırılmış, alışılmışın dışında bir kurgu göze çarpar. Bu çalışmamızda Kırlangıçlar Ülkesi’ne bir yolculuk yapıyor ve bu ülkenin topraklarındaki izlenimlerimizi aktarıyoruz.

Oca 14

14 Ocak 2009 Çarşamba | 7 yorum | Devamı>>

Dil olgusunu ve yeryüzündeki tüm dilleri genel olarak bütün yönleriyle konu edinip inceleyen bilim dalının adı "dil bilimi"dir. Dil biliminden farklı olarak dil bilgisi ise, ele alınan bir dilin en küçük birimi olan seslerinden, en büyük birimi olan cümlelerine kadar içinde barındırdığı tüm dilsel unsurlarını araştırıp inceler ve birtakım yargılara varır. "Gramer" olarak da adlandırılan bu bilgi alanı, ses bilgisi (fonetik), biçim bilgisi (morfoloji), köken bilgisi (etimoloji) ya da lehçe bilgisi (diyalektoloji) gibi çeşitli kollara sahiptir.

Ara 29

29 Aralık 2008 Pazartesi | 16 yorum | Devamı>>

Güneş Dil Teorisi ve AtatürkTürkçenin söz varlığını, başta Arapça ve Farsça olmak üzere yabancı dillerden geçen kelimelerden arındırarak özleştirme hareketi, diğer bir deyişle "Dil İnkılâbı", Tanzimât ile başlar ve bilhassâ Cumhuriyet ilan edildikten sonra Atatürk'ün özverili çalışmalarıyla hızlı bir şekilde devam eder. Başlatılan bu hareket, sadece yabancı dillerden geçen aykırı söz varlığını değil, yine yabancı dillerin etkisiyle gelişen ve Türkçenin yapısına uygun olmayan birtakım dil bilgisi kurallarını da tasfiye amacı taşımaktaydı; fakat bu tasfiye işlemi çok ileri boyutlara ulaşmış ve dili özleştirme çabası, içinden çıkılamayacak bir hâl almıştı. Öyle ki, özleştirilmeye çalışılan yeni dil ile anlaşabilmek eskisine göre çok daha zor olmaya başlamıştı.

Sayfa No:  1 2 3

2002-2010 isa-sari.com :: Tüm hakları saklıdır :: İzinsiz belge ve yazı alınamaz :: İletişim için buraya tıklayınız.