 |
 |
ANA MENÜ |
 |
|
 |
KATEGORİLER |
 |
 |
PROJELER |
 |
 |
ARAMA |
 |
 |
PROFİLLER |
 |
 |
REKLAMLAR |
 |
|
|
|
|
|
 |
 Sanat/Sinema/TV
|
Daha çok ressam yönüyle bilinen, fakat aynı zamanda bir Türkolog ve etnograf olan Altay Türkü Çoros Gurkin, ortaya koyduğu birbirinden farklı eserleri ve önderlik vasıfları dolayısıyla, Sibirya'da yaşayan Türk halkları arasında efsaneleşmiş bir şahsiyettir. Onun eserleri, günümüzde dahi geniş çevrelerce büyük ilgi toplamakta, beğenilmekte ve örnek alınmaktadır. Doğayla bütünleşik bir iç dünyaya sahip olan Gurkin'in bilhassâ ustalıkla çizdiği manzara resimleri, onun gözlem kabiliyetinin ve doğadaki ayrıntıları resme aktarma konusundaki titizliğinin en iyi göstergesidir.
1938 Tahran doğumlu Farid Farjad, "kemanı ağlatan adam" olarak tanınır ve dünyanın en iyi keman virtüözlerinden kabul edilir. 8 yaşından itibaren keman ustalıkla çalan ve 1966 yılında Tahran Müzik Konservatuvarında lisansüstü eğitimini tamamlayan Farjad, bu eğitimi sırasında klâsik Fars müziği ile Batı müziğini bütünleştiren çalışmalara imza atmış ve İran'da müziğin gelişmesi yönünde sayısız girişimde yer almıştır. Tahran Senfoni Orkestrasında yöneticilik gibi, alanıyla ilgili önemli görevlerde de bulunan sanatçı, 1979 yılındaki siyasî hareketlenmeler sırasında ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış ve ABD'nin Kaliforniya eyaletine yerleşerek bu ülkenin vatandaşına geçmiştir. Farjad, ardından, İran'da müziğin yasak edilmesiyle birlikte ülkesine dönemez duruma gelmiştir.
Yönetmenliğini, Lost dizisinden tanıdığımız Jeffrey Jacob "J. J." Abrams'ın üstlendiği ve ülkemizde "Uzay Yolu" olarak tanınan Star Trek serisinin devamı niteliğindeki "Star Trek: The Future Begins", 7 Mayıs 2009 tarihinde Lâtin Amerika ülkelerinde, 8 Mayıs 2009'da ise Türkiye'de gösterime girecek. On birinci Star Trek filmi konumundaki bu devam filminin senaryosu, Kaptan James T. Kirk (Chris Pine) ve Mister Spock (Zachary Quinto) etrafında şekillendirilmiş durumda. Amerikan Paramount Pictures firması tarafından yayımlanacak olan filmde, Zachary Quinto ve Chris Pine'ın yanı sıra Karl Urban, Simon Pegg, Zoe Saldana, John Cho, Anton Yelchin, Eric Bana gibi oyuncular da yer alacak. Michael Giacchino tarafından müzikleri tasarlanan filmin bütçesi ise yaklaşık olarak 150 milyon dolar.
Keman, piyano gibi Batıya özgü müzik aletlerinin yanında saz, tef ya da ney gibi Doğunun ürünü olan çalgıları bir arada kullanarak eserler ortaya koyan müzisyen Can Atilla, "New Age" olarak da bilinen Yeni Çağ tarzında oldukça başarılı çalışmalara sahip. Ulusal müzik öğeleri ile evrensel biçimi birleştirip bu iki unsuru aynı zemine oturtabilen Atilla'nın eserlerinde, geleneksele ait esintilerin yanı sıra çağdaş müziğin izlerini de bulabilmek mümkün. Pek çok çalışmasına tarihin gizeminini yansıtabilen ve yorumlamalarıyla dinleyeni geçmişe götüren Can Atilla, parçalarının çoğunda insan ruhunun derinliklerine sızabilmeyi ve alışılmışın dışındaki hüznü hissettirmeyi de başarabiliyor.
5 Eylül 2008 tarihinde Star TV'de gösterimine başlanan ve Aliya İzzetbegoviç'in "Düşmanlarımıza bir tek borcumuz var: Adalet!" sözünü slogan edinen Derdest adlı televizyon dizisi, ekranları çöplüğe çeviren yüzlerce yapım içerisinden kalitesi ve kurgusuyla sıyrılmayı başardı. Bez Bebek, Selena, En İyi Arkadaşım vb. gibi "boğucu" dizilerden geçilmeyen bir dönemde böylesine sağlam bir yapım, bazı gerçekleri gözler önüne sermekle kalmıyor; yolsuzluk, adaletsizlik, rüşvet, adam kayırma gibi türlü bozukluğun da ekranlarda yerini almasını sağlıyor.
İlki 1984 yılında beyaz perdeye giren Arnold Schwarzenegger'in başrolünde yer aldığı Terminator (Yok Edici), büyük bir başarıya imza attı ve ilk filmin ardından tam üç tane devam filmi çekildi. Her filmde belli bir başarıyı yakalayan ve kendisine özel izleyici kitlesini oluşturmayı başarabilen Terminator, son filmi "Terminator Salvation" (Terminator Kurtuluş) ile 2009 ilkbaharında izleyici karşısına çıkacak. Schwarzenegger yerine Christian Bale'ın başrolde oynayacağı Terminator Kurtuluş'un değişik bir kurguya sahip ilgi çekici nitelikteki İlk tanıtım filmi ise geçtiğimiz aylarda izlenime sunuldu. Bu kısa tanıtım filmi, konuyla ilgili pek fazla bilgi vermese de, genel çıkarımlara imkân sağlıyor.
Yönetmen Hasan Karacadağ'ın ilk yapımı olan Dabbe'den sonra ikinci korku filmi olan Semum, 8 Şubat 2008 tarihinde gösterime girmişti. Biraz geç de olsa, gerçek bir hayat hikâyesinden esinlenilerek senaryolaştırılan bu filmle ilgili yazılıp çizilenleri okumadan ve filmle ilgili olumsuz eleştirileri unutarak, geçtiğimiz günlerde filmi seyretme imkânı bulabildim. Ayça İnci ve Burak Hakkı'nın başrolleri paylaştıkları filmde, daha önce izlediğim The Exorcist'e benzer bir konu gözüme çarptı: İnsan vücuduna şeytan girmesi ve bu şeytanın çıkarılması.
Görsel (video) endüstrisinin gelişmesi ve buna bağlı olarak televizyon dizilerinin ve sinema filmlerinin ses efektleri ile müziklerinin tasarlanması başlı başına bir iş sahası hâline geldi ve milyonlarca dolarlık yapımlarda görselliğin yanı sıra ses unsuru da önemli bir vazife yüklendi. Bir bakıma, "film müziği besteciliği" adında yeni bir sektör doğdu diyebiliriz.
İzlediğim bazı yapımların müzikleri oldukça güzel hazırlanmış ve her insanın kulak zevkine hitap edecek nitelikte. Özellikle, dünyaca ünlü film müziği bestecisi Alan Silvestri'nin bestelediği müzikler oldukça etkileyici; fakat -her ne kadar hoş bir durum olarak yorumlamasam da- bunlardan bazıları ana haber bültenlerinde ve televizyon programlarında fon müziği olarak kullanılır oldu. İşte benim de hoşuma giden ve paylaşmak istedğim bu müziklerden bazıları:
1989 yılında Helsinki Sibelius Akademisinin Halk Müziği Bölümünde kurulan yedi kişilik Jäykkä Leipä adlı gruptan geriye kalan 4 kişi, kendisini Fin müziğini dünyaya tanıtmaya adadı. Bu dört kişinin kurduğu grubun adı "Loituma" idi. Kendilerine özel bir müzik tarzı oluşturmak isteyen Grubun kullandığı enstrümanlar ise Fin arpı olarak da bilinen kantele adlı bir çalgı ile kendi sesleriydi. Sonunda, hayallerini gerçekleştirdiler ve "Ievan Polkka" adlı muhteşem parçayı meydana getirdiler. Ayrıca, 1997 senesinde düzenlenen Kaustinen Müzik Festivalinde yılın grubu seçildiler.
Hollywood kökenli bilimkurgu/gerilim filmleri her ne kadar hemen hemen aynı konuyu değişik açılardan işleseler ve farklı bir görünümle bizlere sunsalar da, birkaç istisna dışında genellikle sürükleyici ve izleyeni cezbedici niteliktedirler. Bunlardan, özellikle bir zamanlar klişe hâline gelen "dinozor ve türevleri"ni konu edinen yapımları seyretmeyen yoktur. Sinemaya girdiği andan itibaren milyonlarca kişi tarafından beğeniyle izlenen, getirdiği başarının ve gişe hasılatının ardından devam filmleri çekilen Jurassic Park bunlardan biriydi. Ardından, Godzilla, King Kong vs. derken aynı ana hatlara sahip yapımlar en baştan kurgulanarak izleyici karşısına çıkmaya başladı.
|
 |