Kişisel Ağ Sayfası
www.isa-sari.com

Malta’da Gezilecek ve Görülecek Yerler

13 Ekim 2011 Perşembe 260 yorum İsa Sarı

Geçen ay kaleme aldığım “Malta’da Üç Ay” başlıklı yazımda, Malta ile ilgili genel hususlara değinip izlenimlerimi aktarmış, tavsiyelerime yer vermiştim. Bu yazımda ise, Malta’da gezilip görülmesi gereken tarihî-turistik yerleri sıralayıp buralarla ilgili olarak edindiğim genel bilgileri, ulaşım bilgilerini, tavsiyelerimi ve izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım.

Malta, daha önceden de bahsettiğim üzere, son derece ufak bir ülke. Dolayısıyla ülke içi ulaşım hiç de zor değil. Ülkede metro, tren, uçak gibi ulaşım araçları da bulunmadığı için gideceğiniz yerlere ya kara yoluyla ya deniz yoluyla ya da yürüyerek ulaşmanız gerekiyor. Esasında Malta, sadece bir haftada gezilebilecek bir ülke. Bu bakımdan, bir haftalık otobüs bileti satın alıp sadece bu bir hafta içerisinde Malta’yı gezme sürecini tamamlamanız ekonomik açıdan daha avantajlı olacaktır. Bir hafta bile Malta’nın hemen her yerini görmeniz için fazlasıyla yeterli olacaktır. Planlarınızı bu durumu göz önünde bulundururak yapmanız bütçe ve vakit açısından sizin için önemli bir durumdur.

Malta’yı gezmeye başlamadan önce bazı tavsiyeler

1. Rotanızı iyi çizin. Bir şehri ya da bir turistik mekanı ziyaret etmek ortalama yarım gün tutmaktadır. Dolayısıyla bir gün içerisinde iki, hatta üç yeri gezebilmeniz mümkün. Yazı içerisinde, mekanlara ne kadar süre ayırmanız gerektiğini belirteceğim.

2. Arriva’nın güncel otobüs rotalarını ve hareket saatlerini gösteren, aynı zamanda bir Malta haritası da sunan ücretsiz broşürü her zaman elinizin altında bulunsun. Bu bröşürü Valletta’daki merkez otobüs durakları başta olmak üzere belli başlı otobüs duraklarından edinebilirsiniz. Yalnız, bu broşürlerin her mevsim değiştiğini ve güncellendiğini de hatırlatayım.

3. Yaz aylarında, sıcak havalarda dolaşmak son derece zor ve yorucu. Yoğun nemden ve yakıcı güneşten dolayı geziniz bir eziyete dönüşebilir. Biraz kapalı ve serin havalar, geziniz için ideal olacaktır. Planınızı yaparken hava durumunu sık sık kontrol edin ve mümkün olduğunca serin havalarda dışarıda bulunmayı tercih edin. Sonbaharda ise yanınızda devamlı bir şemsiye ve mümkünse yağmurluk bulunsun. Beklenmedik bir anda, birkaç dakikalığına da olsa bardaktan boşanırcasına bir yağmura maruz kalabilirsiniz. Ayrıca, hava durumuna ve gideceğiniz yere göre hırka ya da mont tarzı bir giyecek de her ihtimale karşı yanınızda bulunsun.

4. Mümkünse yanınızda bir sırt çantası taşıyın ve bu çantanın içerisinde bol bol bisküvi, çikolata gibi atıştırmalık yiyecekler bulundurup suyunuzu eksik etmeyin. Zira, bazı yerlerde ve belli saatlerde açık market ya da lokanta bulamayabilir ya da ziyaret ettiğiniz yere göre 0.5 litrelik bir suya bile fahiş ücretler ödemek zorunda kalabilirsiniz.

5. Fotoğraf makinenizi yanınızdan ayırmayın, çünkü sık sık fotoğraf çekme ihtiyacı hissedeceksiniz. Fotoğraf makinenizin ve cep telefonunuzun bataryasının da yola çıkmadan tam dolu olduğundan emin olun. Hatta mümkünse bir navigasyon cihazı ile gezinize başlayın. Açıkçası ben cep telefonumda yüklü olan navigasyon programının çok faydasını gördüm.

Tavsiyelerden sonra, Malta’nın gezilecek belli başlı noktalarını adım adım anlatmaya başlayabilirim.

Başkent Valletta

Geziye Malta’nın başkenti Valletta ile başlamak sanırım en doğrusu olacaktır. Başkent olması dolayısıyla buraya tüm şehirlerden otobüsle ya da Sliema’dan deniz araçlarıyla ulaşabilirsiniz. Deniz araçlarıyla ulaşırken, mavi renkteki tekneyi tercih edin ve yanınızda öğrenci kimliğiniz varsa mutlaka gösterin. Bu sayede 1.5 € karşılığında Sliema’dan Valletta’ya geçebilirsiniz. Yürümeyi seviyorsanız, buraya yürüyerek de gidebilirisiniz. Örneğin bizim yaşadığımız Gzira adlı şehirden Valletta yaklaşık 5 kilometre mesafede idi (bir yetişkin normal adımlarla 1 kilometreyi ortalama 15 dakikada kat edebiliyor. Bu da, 1 saat 15 dakika içerisinde Valletta’da olabileceğimiz anlamına geliyor). Bir şehri tanımanın en iyi yolunun o şehrin sokaklarında yürümek olduğunu da düşünürsek, bazen yürümenin, gezinizi daha anlamlı kılacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

Başkent Valletta Sokakları

Başkent Valletta Sokakları

Valletta’ya özellikle cumartesi günleri sabah erken saatlerde gitmenizi tavsiye ederim, çünkü bu saatlerde şehrin meydanında çeşitli gösteriler düzenleniyor ve meydanın hemen yan sokaklarında ise bir pazar kuruluyor. Bu pazarda çanta, hediyelik eşya, numaralı gözlük, elbise, el işi danteller gibi şeyler bulabilirsiniz., Marsaxlokk (Marşaşlok)’ta Pazar günleri kurulan pazar kadar büyük olmasa da, uygun fiyata birkaç parça eşya satın alabilirsiniz.

Valletta Pazarı

Valletta Pazarı

Burada görülmesi gereken binaların başında, belki de Valletta denilince akla gelen ilk şey olan St. John Katedrali geliyor. Malta’nın en büyük yapılarından birisi olan bu katedral, kartpostallarda, fotoğraflarda vs. sıkça yer alıyor. Malta Hükümet Binası ve Kütüphanesi ise ziyaret edilmesi gereken diğer mekanlar arasında. Ayrıca, Valletta’nın biraz dış taraflarında bekleyen faytonlar ile de şehrin belli kısımlarını gezebilirsiniz. Yalnız, sıkı bir pazarlık yapmayı unutmayın, fiyatı yarı yarıya düşürebilirsiniz.

Valletta Meydanı ve meydandaki askerî tören

Valletta Meydanı ve meydandaki askerî tören

Valletta’da bulunan müzelerin belli başlıları ise şöyle:

• Ulusal Arkeoloji Müzesi (National Museum of Archaeology)

• Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi (National Museum of Fine Arts)

• Saray Cephaneliği (The Palace Armoury)

• Ulusal Savaş Müzesi (National War Museum)

• Casa Rocca Piccola

• Oyuncak Müzesi (Toy Museum)

Bu müzelere giriş ücretli, fakat Heritage Malta’ya üye olursanız, 35 € karşılığında Heritage Malta müzelerine ücretsiz ve sınırsız bir şekilde girebilirsiniz. Müzeler dışında Valletta’nın deniz kenarında kalan şeridini dolaşarak da pek çok tarihi yapı ve kale görebilirsiniz. Bunun dışında, alışveriş tutkunları için de burada pek çok dükkan mevcut. Valletta’yı tamamen keşfedebilmeniz için sabahtan akşam saatlerine kadar tam gününüzü buraya ayırmanız gerekmekte.

Valletta meydanı yakınlarında çalgıcılar Valletta caddelerinden bir kare Valletta siege bell - Valletta kuşatma çanı

Vurulan asker heykeli Vallettada bir cadde ve büfe Karşı sahillerden bir kare

Karşı sahillerden bir kare Bir kilise içerisinde

Malta’nın Tarihi Başkenti: “Sessiz Şehir” Mdina

Mdina için “şehir” tabirini kullandım, fakat aklınıza günümüzdeki şehirler gelmesin. Burası, etrafı surlarla çevrili, geniş bir meydana ve dar sokaklara sahip klasik bir orta çağ şehri. Şehir, Malta’ya hakim bir tepenin en yüksek noktasına kurulmuş. İlk kez Fenikeliler tarafından kullanılmış olan bu şehrin bir tarafı hendeklerle, diğer tarafı yükseltilerle çevrili. Buraya girer girmez kendinizi orta çağda hissediyorsunuz bir anda. Malta’da beni etkileyen nadir mekanlardan birisi Mdina.

Mdina'nın girişi

Mdina'nın girişi

Burada Mdina Experience ve Malta Knights adlı sinevizyonları izleyebilir, Malta’nın en yüksek noktasından tüm Malta’yı gözlemleyebilir, Doğa Tarihi Müzesini ve Mdina Zindanlarını (diğer bir deyişle İşkence Müzesini) ziyaret edebilir, St. Paul Katedralini görebilir ve bol bol fotoğraf çektirebilirsiniz. Ayrıca Mdina Glass adlı dükkanda özgün ve göz alıcı, el yapımı cam ürünlerini bulabilirsiniz. Buradaki hediyelik eşya satan dükkanlardan sevdiklerinize hediyeler de alabilirsiniz, fakat fiyatların biraz “el” yaktığını, aynı ürünü, Mdina’nın 500 metre ilerisindeki Rabat adlı şehirden üçte iki fiyatına alabilmenin mümkün olduğunu da belirteyim.

Malta'nın en yüksek noktalarından Mdina tepesi

Malta'nın en yüksek noktalarından Mdina tepesi

Rabat’tan söz açılmışken, Mdina surlarının dışındaki esas Malta şehrini, yani Rabat’ı da aynı gün içerisinde gezebileceğinizi söylemeliyim. Burası, sıradan bir Malta şehri. Aslında şehirden de ziyade küçük bir kasaba. Meydanında oturup dinlenebilir ve ortadaki ilginç havuzu seyredebilirsiniz. Bu havuzun daha büyüğü Sliema civarlarında mevcut. Havuzun ortasında bir küre var ve bu küre sanırım suyun kuvveti ile hareket ediyor.

Rabat meydanı ve havuz

Rabat meydanı ve havuz

Buraya Valletta’dan hareket eden 51, 52 ya da 53 numaralı otobüslerden biriyle ulaşabilirsiniz. Yarım gününüzü (müzelerin tamamını gezerseniz biraz daha fazlasını) Mdina ile Rabat’a ayırabilirsiniz.

Mdina sokaklarından bir kare Mdina surları Mdina Glass dükkanı

Torture Museum - İşkence Müzesi Natural History Museum - Doğa Tarihi Müzesi Rabat sokakları

Temel Reis’in Köyü, Popeye Village

Bizim “Temel Reis” olarak tanıdığımız Popeye’ın 1980 yılında çekilen filmine ev sahipliği yapan Popeye Village (Temel Reis Köyü), film çekimi tamamlandıktan sonra, set içerisindeki yapıların korunmasıyla turistik bir cazibe merkezi haline dönüştürülmüş. Film setine giriş normalde 15 €, fakat belli dönemlerde bu ücret 10 €’ya kadar düşüyor. 15 dakikalık tekne turu, bir adet ücretsiz kartpostal, Temel Reis filminin belgeselini izlemek, film seti içerisindeki sahili ve su oyuncaklarını (trambolin vs.) kullanmak da bu ücrete dahil. Set, saat 9 ile 17.30 arasında açık.

Popeye Village - Temel Reis Köyü

Popeye Village - Temel Reis Köyü

Buraya girer girmez kendinizi bir çizgi filmin ya da animasyonun içerisinde hissediyorsunuz. Her şey o kadar düzenli ve ayrıntılı bir şekilde hazırlanmış ki, hayran kalmamak elde değil. Set içerisindeki evlere girebiliyorsunuz ve belediye başkanının evi olarak tasarlanmış evde tavus kuşları ile fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Her ne kadar çocuklar için tasarlanmış bir set olsa da, biz büyükleri de çocukluk zamanlarına döndürmeyi başarıyor burası. Biz de köyü gezip her saat başı düzenlenen tekne turuna katılıyor, ilgili belgeseli izliyor ve ardından bol bol fotoğraf çektirip kartpostalımızı da aldıktan sonra buradan çıkıyoruz.

Temel Reis Kaba Sakal'a karşı

Temel Reis Kaba Sakal'a karşı

Buraya, 41 ya da 11 numaralı otobüsleri kullanarak ulaşabilirsiniz. Melieha Bay durağında otobüslerden indikten sonra, yolun karşı tarafında bekleyen ve her 15 dakikada bir hareket eden kırmızı renkli Popeye Village minibisüne 1 € ödeyerek ya da yaklaşık bir kilometre yürüyerek setin girişine ulaşabilirsiniz. Yaklaşık bir-iki saatinizi buraya ayırabilirsiniz.

Temel Reis film serti berber dükkanı Oyuncak fabrikası Temel Reis köyünde ceylanlar

Temel Reis film setinde evler Manav Bot turu

Üç Şehir (Three Cities)

Fenikeliler tarafından da kullanılmış olan ve Malta’nın en eski şehirleri arasında sayılan Bormla, Birgu ve Isla şehirleri, genel olarak “Üç Şehir” olarak anılıyor burada. Bu şehirler Valletta’nın tam karşısında ve 1, 2 ya da 3 numaralı otobüslerle buraya ulaşabilmek mümkün. Körfezler arasına konumlandırılmış bu şehirlerin hepsini gezebilmek için belki bir günden fazlasını ayırmanız gerekebilir. Ben tamamını gezemedim, fakat tarihî yapılardan ve müzelerden hoşlananlar için olmazsa olmazlar arasında burası. Savaş müzesi gibi çeşitli müzeler ve dünyanın en büyük topu olarak da tanınan Rinella topu da bu şehirlerin içinde ya da etrafında bulunuyor. Tabii her yerde olduğu gibi bu müzeleri ziyaret etmek ya da Rinella topunu görmek de belli bir ücrete tabi.

Fort Rinella

Fort Rinella'nın girişinden

Balıkları ve Büyük Pazarıyla Marsaxlokk

Valletta’dan hareket eden 81 numaralı otobüsle ulaşabileceğiniz Marsaxlokk, geçimini balıkçılıkla sağlayan insanların yaşadığı ufak bir yerleşim birimi. Burada her pazar saat 09.00 ile 15.00 arasında büyük bir pazar kuruluyor. Bu pazarda elbiseden hediyelik eşyaya, gıda ürünlerinden elektronik cihazlara kadar hemen her şeyi çok uygun fiyata bulabilmeniz mümkün. Özellikle deniz ürünlerini sevenler, burada her türlü deniz ürününü, hatta çok daha fazlasını rahatlıkla bulabilirler. Biz de bu pazardan biraz meyve, bir terlik ve bir de elektrik prizi çeviricisi aldık.

Marsaxlokk Pazarı

Marsaxlokk Pazarı

Marsaxlokk’un bir diğer önemli tarafı ise, burada pek çok balık lokantasının bulunması. Bir akşam üstü buraya gelip ya da pazarı dolaşıp yorulduktan sonra istediğiniz balığı sipariş ederek, afiyetle yiyebilirsiniz bu lokantalarda. Fiyatlar 3-4 €’dan başlıyor ve 100 €’lara kadar çıkabiliyor. Ender bulunan deniz ürünlerinin fiyatı doğal olarak daha fazla. Yarım gününüzü, belki biraz daha fazlasını Marsaxlokk pazarına ve balık lokantalarına ayırabilirsiniz.

Yılan balığı Mürekkep balıkları Değişik bir balık

Devasa büyüklükte bir balık Deniz ürünlerinden Deniz ürünlerinden

Blue Grotto ve Deniz Mağaraları

Rabat’tan ya da havaalanından hareket eden 201 numaralı otobüsle ulaşılabileceğiniz Blue Grotto, aslında geniş deniz mağaralarından ibaret. Belli bir ücret karşılığında, tekne üzerinde bu mağaraları gezebilirsiniz. Öğlen saat 1’e kadar, güneş ışığının mağara tavanlarından geçip suya yansıması, Blue Grotto’ya apayrı bir güzellik katıyor. Ayrıca, 2004 yılında vizyona giren Truva filminin bazı sahnelerinin burada çekilmiş olduğunu da belirteyim. Yarım gün burayı görmek için yeterli olacaktır.

Blue Grotto

Blue Grotto

Marsa’da Türk Şehitliği

1565’teki Malta kuşatmasında şehit düşen Türk askerlerin anısına, 1874 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan bu şehitlik, Eşref Bey tarafından I. Dünya Savaşından sonra tamir ettirilmiş. Buna rağmen, şehitliğin bugünkü durumu içler acısı. Açıkçası, şehitliğin yeniden yapılandırılması ve temizlenmesi, hatta turizme açılması çok yerinde bir karar olur. Güncelleme: Malta Büyükelçiliğimizde çalışan Meriç Bey'in verdiği bilgilere göre, şehitlik restorasyon sürecine girmiş. Ancak yine de şehitliği ziyaret etmek isterseniz, Büyükelçiliğimiz ile irtibata geçebilirsiniz. Bu durumda bir elçilik görevlisi gelip kapıları açıyor (bilgi için Elçilik çalışanı Meriç Bey'e teşekkürler). Eski ve yeni mezarların yan yana bulunduğu bu şehitliğe ulaşmak için Valletta’dan hareket eden 71 ya da 72 numaralı otobüsleri kullanıp Ottoman durağında inmeniz gerekli. Şehitliğin tamamını gezmek için 15-20 dakikanızı ayırabilirsiniz.

Malta Türk Şehitliği

Marsa'daki Türk Şehitliği (Mezarlığı)

Malta Türk Şehitliği Malta Türk Şehitliği Malta Türk Şehitliği

Dingli Cliffs (Dingli Uçurumları)

İsmini Dingli köyünden alan bu uçurumlar, Rabat’a iki kilometre uzaklıkta. 52 numaralı otobüs ile buraya ulaşabilirsiniz. Uçurumlar, deniz seviyesinin 250 metre yukarısında, böylelikle Malta kıyı şeridinin en yüksek noktasını oluşturuyor. Kenarlarda yürümek oldukça tehlikeli, fakat bir o kadar da heyecan verici. Özellikle gün batımında, burada muhteşem bir manzara oluşuyor ve doyumsuz bir göz ziyafetine başlıyorsunuz. Sıcak yaz günlerinde Akdeniz’in ferahlatıcı havasını da buradan soluyabiliyorsunuz. Uçurumların hemen yanında ise bir radar binası ve kilise bulunuyor. Dilerseniz buraları da ziyaret edebilir ve fotoğraf çektirebilirsiniz. Yarım gün, burayı ve Dingli’yi görmek için yeterli olacaktır.

Dingli Cliffs - Dingli Uçurumları

Dingli Cliffs - Dingli Uçurumları

Gozo

Gozo, Malta’nın kuzeyinde, Malta’dan daha ufak bir ada. Esasında burada Malta’dakilerden farklı gezip görülecek pek fazla bir yer yok, fakat sadece Azure Window için bile buraya gelmeye değer. 11 ya da 41 numaralı otobüslerle Cirkewwa’ya, buradan da feribot ile Gozo adasına geçebilirsiniz. Tabii bir de limandan ada merkezine ya da gideceğiniz şehre ulaşmanız gerekiyor.

Gozo Feribotu - Gozo Channel Line

Gozo Feribotu - Gozo Channel Line

Feribottan iner inmez tur firmaları ya da taksiciler gideceğiniz yere ulaştırma teklifinde bulunuyorlar. Pazarlık yaparsanız 4-5 € gibi bir ücret karşılığında Gozo’nun merkezine taksiyle ulaşabilirsiniz. Bunun dışında, 20 €’ya "Hop On & Hop Off" otobüsü olarak adlandırılan üstü açık otobüslerle şehrin belli kısımlarını gezebilirsiniz. Biz 1 günlük Arriva otobüs bileti almayı tercih ettik. Bu arada önemli bir hususu aktarayım: Malta’daki otobüs biletleri burada geçerli değil. Dolayısıyla Gozo’da aynı bilet için tekrar ücret ödemeniz gerekiyor. Tek fark ise, bilet üzerindeki Arriva logosunun siyah değil de kırmızı ile yazılmış olması! Ayrıca, feribot biletini de Gozo’ya giderken değil, dönüşte Gozo’daki feribot terminalinden alıyorsunuz. Ücreti ise 4.65 €. Feribotun bilhassa akşamları, hareket saatini öğrenin, aksi halde 10 saniye geç kalıp feribotu kaçırsanız bile, bizim gibi 1 saat terminalde beklemek zorunda kalabilirsiniz. Açıkçası bir de, bulunduğumuz şehir olan Gzira’dan Gozo’ya gidiş-geliş hemen hemen 5 saat sürdü. Bunda, hafta sonundaki turist trafiğinin ve otobüs biletlerinin şoförden alınmasının meydana getirdiği beklemelerin payı da büyük. Bir durakta bazen 9-10 dakika beklediğimiz oldu sadece bu yüzden. Bir de oturacak yer bulamayıp ayakta yolculuk ederseniz, hayli yorulacaksınız demektir. Bunları düşünerek erken saatlerde Gozo gezinizi gerçekleştirmeniz yerinde olacaktır.

Gozo limanından 301 ya da 303 numaralı otobüslerle yaklaşık 15-20 dakika içerisinde merkez şehir olan Rabat’a, diğer adıyla Victoria’ya ulaşabilirsiniz. Saat 14.00’e kadar Victoria’nın merkezinde bir pazar kurulu oluyor genellikle. Buradan ve pazar civarındaki dükkanlardan uygun fiyata hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Buradan yukarı doğru çıkınca, Gozo’nun gezilip görülecek mekanlarından birisi olan Victoria Hisarını ziyaret edebilirsiniz. Gozo’nun hemen hemen tam ortasına ve en yüksek tepesine inşa edilmiş bu hisarın surlarından muhteşem Gozo manzarasını seyre dalabilir ve bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Bu hisar içerisinde, yine belli bir ücret karşılığında eski zindanları, Millî Bilim Müzesini ya da Folklor Müzesini görebilirsiniz.

Giriş kapağı açılan Gozo feribotu Victoria - Rabat, Gozonun merkezi Victoria Hisarına giriş

Victoria Hisarı Victoria Hisarı Victoria Hisarı

Azure Window, Uçurumlar ve İç Deniz

Gozo’da, hatta üç aylık Malta yaşamımda beni en çok etkileyen yer Azure Window ve hemen yanı başındaki uçurumlar oldu. Her zaman öyle midir bilmiyorum, fakat Azure Window’u ziyaret ettiğim sırada deniz son derece dalgalı ve hava da bir o kadar rüzgarlıydı. Bundan dolayı, yüksek kayalıklara vuran dalgalar ve etrafa dağılan sular enfes bir görüntü oluşturuyordu. İç denizin yukarısından aşağıya bakmak, suyun oyduğu kayaların üzerinde yürümek, uçurumlara tırmanıp dalgalı denizi seyretmek, kıyıya olağanca hızıyla vuran dalgalarda ıslanmak... Tüm bunları Victoria’dan hareket eden 302 numaralı otobüsle ulaşabileceğiniz Azure Window ve civarında yaşayabilirsiniz. Ne demek istediğimi, aşağıdaki videoya ve fotoğraflara bakınca daha iyi anlayacaksınız.

Inland Sea - İç Deniz Azure Window Azure Window civarları


Biraz ıslandık, ama doğrusu buna değdi!

Sahilleriyle Malta

Malta’da rahatlıkla denize girebileceğiniz çok sayıda sahil var. Bunlardan bazıları kayalık olsa da, çoğu kumlu ve oldukça sığ. Hatta Melieha sahilinde neredeyse 100 metre ilerleseniz dahi su ancak boynunuza ulaşıyor. Melieha’dan sonra Golden Bay, Paradise Bay, Balluta Bay, Ghadira Bay, St. George Bay, St. Paul’s Bay ya da Paceville gibi pek çok sahilde denize girebilir ve serinleyebilirsiniz. Bunlardan Golden Bay ve Melieha, tavsiye edeceğim sahillerden ilk ikisi olacaktır. Buralara Valletta’dan hareket eden otobüslerle ulaşabilirsiniz. Yalnız, güneş kreminizi yanınızda götürmeyi unutmayın, aksi halde denize girdikten sonraki üç-dört gününüz oldukça zor geçebilir.

Golden Bay sahilleri ve plajı

Golden Bay sahilleri ve plajı

Comino ve Blue Lagoon

Malta ve Gozo adalarının arasında kalan Comino’yu kimsenin yaşamadığı ıssız bir ada olarak tanımlasak yeridir. Bu üç kilometrekarelik ufak adada, denizinin temizliği ve maviliğiyle ünlü Blue Lagoon ve bir de ufak bir kale yer almakta. Blue Lagoon, berraklığı ile, özellikle giriş seviyesi dalış takımları (şnorkel) kullananlar için, bulunabilecek en iyi sahillere sahip. Buraya, Cirkewwa’dan hareket eden botlarla ya da Sliema gibi turistik şehirlerdeki tur firmaları aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

Comino ve Blue Lagoon

Comino ve Blue Lagoon

 

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir yorum yapabilir veya soru sorabilrsiniz.

260 Yorum "Malta’da Gezilecek ve Görülecek Yerler"

avatar
Sırala:   en yeni | en eski | en beğenilen
wpDiscuz