Kişisel Ağ Sayfası
www.isa-sari.com

Sosyal Bilimler Diğer Bilimlere Karşı

13 Ağustos 2015 Perşembe Yorum yok İsa Sarı

Dil, tarih, felsefe veya edebiyat gibi sosyal bilimler kapsamında değerlendirilen çalışma alanları mühendislik, tıp veya fen bilimlerine göre daha "soyut" olgu ve kavramlarla uğraşmayı gerektirir. Bir biyolog, daha çok görünen (veya kısmen görünen) canlılarla, organizmalarla ilgilenir. Aynı şekilde bir maden mühendisi son derece "somut" taş, kaya ve bilimum madenle uğraşır. Bir kimyager deney yapar, sabun üretir (!) veya maddeleri karıştırarak bileşik elde eder. Bir tıpçının işi ise bu açıdan daha kolaydır, çünkü insan organları ve sorunları ortadadır.

Tüm bunları göz önünde tutarak, özellikle teorik sosyal bilimlere dair çalışmaların her zaman daha zor olduğunu, daha fazla düşünme ve "kafa yorma" gerektirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Fen bilimleri, tıp veya mühendislik gibi alanlarda yazılan kitap veya makalelerin çok (hatta bazen 9-10) yazarlı olmasına rağmen, sosyal bilimlerde çeşitli nedenlerden dolayı bu pek mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla akademik çalışmaların nicelik (ve bağlantı olarak da nitelik) açısından değerlendirilmesi, ilgili çalışmaların hangi alana ait olduğuyla doğrudan ilgilidir. Öyle ki; SCI, SCI Expanded, SSCI, AHCI gibi "üst seviye" indekslerce taranan dergilerin sayısı bile çalışma alanlarına göre farklılık gösterir. Bu tür indekslerin taradığı dergilerin sayısı fizik, kimya, tıp veya mühendislik gibi çalışma alanlarında onları, yüzleri bulurken, örneğin Türk Dili ve Edebiyatı alanında biri, ikiyi geçmez. Bu da, işin bir diğer zorluğu...

Madalyonun bir de öteki tarafı var elbette. Tıp, mühendislik veya en azından iktisat, işletme, tarih gibi alanlarda çalışan akademisyenler, halkı doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren çalışmalar ortaya koyabilir ve bu akademisyenlerin yaptığı iş genelde sorgulanmaz. Ancak dil, edebiyat veya felsefe gibi bir alanda çalışıyorsanuz, sık sık "Siz ne yapıyorsunuz üniversitede?" sorusuna maruz kalabilirsiniz. Bu da, "soyut" sosyal bilimlerin bir bakıma insanları ilgilendirmediği, boş bir uğraş gibi görüldüğü izlenimini uyandırabilir. İşin doğrusu, bir tıpçının çalışmalarının milyonlarca insanın sağlığını doğrudan etkileyebileceğini, hastalıklara çare olabileceğini; bir bilgisayar mühendisinin ortaya koyduğu çalışmaların yine insan yaşamını doğrudan etkileyecek icat ve yenilikleri beraberinde getirebileceğini söylemek de pekala mümkün. Bu yadsınamaz bir gerçek ve bu gerçek maalesef bizimki gibi alanlar için pek de mümkün olmasa gerek.

Peki nerede yanlış yapıyoruz da, sosyal bilimler, en azından sosyal bilimlerin bazı branşları "boş iş" olarak yorumlanıyor? Alışılagelmiş tabirle "halka inememek" yaptığımız hataların en büyüklerinden biri, şüphesiz. Elbette akademik çalışmalar, alanla ilgisi olmayanların doğrudan anlayabileceği türden değil. Bu çalışmaların faydaları, ancak ve ancak "popülarize" edilip insanları doğrudan etkilemeleri, onlara yarar sağlar hale getirilmeleri durumunda ve uzun vadede ortaya çıkar. Sosyal bilimler alanında eksik olan, işte tam da bu. Çalışmalarımızı popüler hale getirmiyor ve ilgili olmayan insanların da anlayabileyeceği bir şekle sokmuyoruz. Bunu yaptığımız, daha doğrusu başarabildiğimiz takdirde bilim gerçek bilim haline dönüşecektir. Sonuç olarak, "Bilim bilim içindir." yerine "Halka faydası olmayan bilim, bilim değildir." ifadesini kullanmak, en azından benim açımdan, daha yerinde olacaktır.

, , , , ,

Bir yorum yapabilir veya soru sorabilrsiniz.

Bu içerik için henüz yorum yapılmamış.

avatar
wpDiscuz