Kişisel Ağ Sayfası
www.isa-sari.com

İsveç Notlarım ve Stockholm İzlenimlerim

6 Eylül 2013 Cuma 59 yorum İsa Sarı

Dünyanın en yaşanılası ülkeleri sıralamasında daima en üst sıralarda yer alan Vikinglerin torunlarının ülkesi İsveç ile İsveç'in başkenti Stockholm, her zaman ilgimi çekmiştir. Stockholm Üniversitesinin düzenlediği bir bilimsel etkinlik dolayısıyla geçtiğimiz ay sonunda, kuzeyin Paris'i olarak da nitelenen Stockholm'da 6 gün geçirme imkanı buldum. Bu yazımda, "yazın gecesi, kışın gündüzü olmayan ülke" İsveç'e ve özellikle Stockholm'a dair anılarımı, izlenimleri ve tavsiyelerimi aktarmaya çalışacağım.

Türk Hava Yolları'nın İstanbul'dan Stockholm'e doğrudan uçuşları mevcut. Yolculuk yaklaşık 3.5 saat sürmekte ve sabah saatlerinde kahvaltı, günün diğer saatlerinde ise yemek sunulmakta. İsveç'e farklı havayolu şirketleri ile uçmak da mümkün, fakat bilet fiyatları açısından en uygunu THY idi. Biz, biletimizi geç aldığımız için kişi başı yaklaşık 1.300 TL civarında bir ücret ödedik. İleri tarihli biletler elbette daha ucuza bulunabiliyor. Stockholm uçuşu, Avrupa'nın doğusu üzerinden gerçekleşiyor. Romanya, Polonya gibi ülkeleri ve Baltık Denizi'ni aşarak İsveç sınırlarına ulaşıyoruz. İlk andan itibaren yemyeşil bir kara, irili ufaklı yüzlerce ada ve masmavi Baltık Denizi bizi karşılıyor.

Stockholm'un havaalanı şehir merkezinin biraz dışarısında. Uzaklık yaklaşık 40 km. Havaalanından inip pasaport kontrolünden de geçtikten sonra bagajlarımızı alıyor ve turist danışma merkezine doğru ilerliyoruz. 5. terminaldeki bu merkezde ulaşım biletleri ve Stockholm Card alınabiliyor. Ayrıca şehri tanıtıcı broşürler, haritalar vs. de mevcut burada. Şehirle ilgili istediğiniz her türlü bilgiyi de görevlilerden alabilirsiniz. Biz de, gerekli bilgileri alıp işimize yarayacak birkaç haritayı da edindikten sonra yola koyuluyoruz. Önce bir otobüs ve bir de tren ile şehir merkezine ulaşıp oradan da bir metro ve otobüs ile doğrudan otelimizin bulunduğu Kungens Kurva'ya geliyoruz. Şehir merkezine Arlanda Express adlı hızlı trenle ya da çeşitli ekspres otobüs ve taksilerle kolayca gidebilmek de mümkün, fakat bunlar biraz pahalıya mal oluyor. Yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuğun ardından, konaklayacağımız oteldeyiz. Otelimiz Hotel Dialog, şehrin biraz dışarısında ve etrafı oldukça sakin, yemyeşil. Şehre uzak konumuna rağmen, toplu ulaşım araçlarıyla kısa sürede şehir merkezine geçebilme imkanına sahibiz. Yeri gelmişken, İnternet üzerindeki hotels.com gibi siteler aracılığıyla otel rezervasyonlarının kolayca yapılabildiğini hatırlatayım. Biz de öyle yaptık ve aldığımız notlarla, ayrıca cep telefonumuzdaki navigasyon uygulamasıyla otelimize kolayca ulaşabildik. Tabir yerindeyse, elimizle koymuş gibi bulduk konaklayacağımız oteli. Bu konuya ve ulaşımla ilgili tavsiyelere, yazımın tavsiyeler kısmında detaylıca değineceğim.


İsveç'e yaklaşırken...

Havadan İsveç manzarası Havadan İsveç manzarası Havadan İsveç manzarası

Hotel Dialog Stockholm Stockholm caddeleri bomboş Hotel Dialog yakınındaki Stockholm caddeleri

Genel Bilgiler: İklim, Ekonomi, İsveç İnsanı vd.

İsveç; Finlandiya, Danimarka ve Norveç ile birlikte tarihsel anlamda ve günümüzde bu ülkelerin kapladığı alanı genel olarak ifade eden İskandinavya bölgesinin hemen hemen ortasında, kuzeyden güneye uzanan bir ülke. Dünya üzerindeki konumu dolayısıyla yaz aylarında güneşin gökyüzünde kalma süresi oldukça yüksek. Kış aylarında ise tam tersi. Bu bakımdan, özellikle ülkenin kuzey taraflarında "beyaz geceleri" yaşamak mümkün. Ağustos sonu Eylül başlarında dahi Türkiye'de 19.30 civarlarında gün batımı yaşanırken, İsveç'in güneydoğusunda yer alan başkent Stockholm'da hava halen aydınlıktı ve güneşin tam olarak batması 21.30-22.00 arasını buluyordu. Yılın büyük bir bölümünde yağışlı ve soğuk bir iklime sahip olan İsveç'te, hemen her yer ormanlarla ve geniş yeşil arazilerle, irili ufaklı yüzlerce ada ve adacıklarla kaplı. Uçakla İsveç sınırlarına girildiği anda dahi dikkat çekici bir yeşil tabaka ve takım adalar ziyaretçilerini karşılıyor. İsveçlilerin yeşili ve doğayı koruma noktasında da oldukça bilinçli olduğunu söyleyebilirim. Öyle ki, şehirlerde gökdelen görmek ya da yeşil alanların katledildiğine şahit olmak imkansız. Ayrıca, İsveç'in havasının  oksijen dolu ve tertemiz olduğunu belirtmeliyim.

Türkiye'de kavurucu sıcakların hakim olduğu sırada, İsveç'te bir mont giymeden dolaşmak imkansızdı. Ayrıca orada geçirdiğim altı günün en az dördünde hava kapalı ve yağmurluydu. Hava tahminleri de genelde tutarsızdı. Bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun ardından bulutların çekilip güneşin kendini gösterdiğine ve şehrin adeta yıkanıp parladığına sık sık şahit oldum. Hava sıcaklığı Ağustos ayında dahi 20-23 dereceyi geçmiyor burada. Kışın ise, özellikle kuzeyde -30 derecelerden ve gelmeyen gündüzlerden bahsediliyor.

Gamla Stan manzarası ve Baltık Denizi'nin uzantısı

Gamla Stan manzarası ve Baltık Denizi'nin uzantısı

Burada, Avrupa Birliğinde olunmasına rağmen Euro yerine, milli para birimi olan İsveç kronu (SEK) kullanılıyor. 1 SEK ise, bu yazıyı yazdığım anda yaklaşık 0.3 TL idi. Buna rağmen İsveç, yaşam kalitesine bağlı olarak oldukça pahalı bir ülke. Tabii bu pahalılık, bize göre. Örnek vermek gerekirse, tek kullanımlık bir şehir içi otobüs ya da metro bileti, Türk lirası ile yaklaşık 11 TL'ye denk düşüyor. Havaalanından şehir merkezine otobüs ya da trenle ulaşım ise yaklaşık 30 TL. Yeme içme de son derece pahalı. Ortalama bir lokantada yine ortalama bir balık menüsü yaklaşık 40-50 TL civarında. Bunlar, İsveç'teki yaşamın bize göre ne kadar pahalı olduğu hakkında bir fikir verecektir.

Vikinglerin Torunları

İsveç'in toplam nüfusu yaklaşık 9.5 milyon ve bunun neredeyse yarısı başkent Stockholm'da. Başkent nüfusunun yaklaşık üçte biri ise göçmenlerden oluşmakta. Nüfus artış hızının çok düşük olması nedeniyle İsveç hükümeti çocuk teşvikinde bulunuyor ve bundan dolayı şehrin hemen her noktasında soğuğa ve diğer etkenlere aldırış etmeden bebek arabasıyla dolaşan çiftleri görmek mümkün. İsveç yerlilerinin tamamına yakını sarışın ya da beyaz tenli. Özellikle çocukları oldukça sevimli. Bebekleri de oyuncak bebek misali. Şehrin hemen her yerinde spor yapan, hatta kanoya binen insanlar görülüyor. Bu yüzdendir ki, kilolu bir İsveçli görmek çok zor. Hemen hepsi formunda ve "temiz yüzlü" tabir edilenlerden.

Stockholm caddeleri ve sembolik tramvay

Stockholm caddeleri ve sembolik tramvay

Yazımın girişinde de belirttiğim üzere, İsveç dünyanın refah seviyesi en yüksek olan ülkeleri arasında, fakat buna rağmen intihar oranlarının da en yüksek seviyede olduğu ülkelerden birisi. Bunda kapalı ve soğuk havaların da etkisi olsa gerek. Buna rağmen, Stockholm'u ziyaretimiz sırasında, İsveç insanının mutlu olduğunu gözlemledik. Burada, kimse kimsenin özeliyle ilgilenmiyor. İnsanlar kendi halindeler. Soğuk görünümlerine rağmen, konuşmaya başlandığında yardımsever, samimi ve güleryüzlü olduklarının farkına varıyorsunuz. Metrolarda ya da otobüslerde, karşı karşıya olan koltuklara oturulduğunda, insanlar göz temasından kaçınıyor, fakat maalesef göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelere (yine maalesef bu bölgelerde Türk vatandaşları da yaşamakta) girince iş değişiyor. Rahatsız edici bakışlar ve tavırlar, rahat hareketler, yüksek sesle bağırırcasına konuşmalar vs. başlayıveriyor.

İsveççe

İsveçlilerin dili İngilizce, Almanca, Norveççe, Danca gibi dillerin oluşturduğu Germen dilleri ailesine ait, ayrı bir dil, yani İsveççe. Bu dilin sesletimi biraz Almancayı, biraz Fransızcayı hatırlatıyor. İsveç alfabesi de Latin tabanlı ve hemen hemen fonetik, yani yazıldığı gibi okunuyor. Bu durumun istisnaları az. Örneğin, bizde İsveç deyince akla ilk gelenlerden biri olan IKEA, /ikia/ olarak telaffuz ediliyor. Ses dizgesinde yuvarlak /å/ sesleri ve açık /ä/ler yaygın. Bunun dışında, İsveçlilerin neredeyse tamamı çok iyi derecede İngilizce biliyor. Orada bulunduğumuz süre içerisinde, adres tarifi ya da başka herhangi bir konuda her kimle konuştuysak tamamı akıcı bir şekilde İngilizceye sahipti. Tabelalarda ya da broşürlerde vs. İsveççenin yanında İngilizce de kullanılıyor. Bu bakımdan, eğer yeterli düzeyde İngilizceniz varsa, anlaşma konusunda burada herhangi bir sorun yaşamayacağınıza emin olabilirsiniz.

İsveç'te Ulaşım

Stockholm'da ulaşım son derece kolay. Metro, tramvay, otobüs ve tren sadece tek bir firma (SL=Storstockholms Lokaltrafik) tarafından idare ediliyor ve tek bir kart ile (SL Access Card) tüm toplu ulaşım araçlarını kullanmak mümkün. 24 saatlik, 72 saatlik ya da 7 günlük sınırsız ulaşım biletleri satın alınabiliyor. 24 saatlik bir biletin ücreti 115 SEK, yani yaklaşık 36 TL. Tabii buna bir de 20 SEK'lik kart ücreti ekleniyor. Güncel bilet fiyatları ve türleri için buraya bakılabilir. Ulaşım biletleri dışında, müzelere ya da başka etkinliklere ücretsiz giriş sağlayan Stockholm Card ile de toplu taşıma araçları kullanılabilir. Bu karta ve avantajlarına yazımın ilerleyen kısımlarında değineceğim.

Stockholm toplu ulaşım araçlarında her şey düşünülmüş. Otobüslerde her koltuk için birer iniş düğmesi, bebek arabası ya da tekerlekli sandalye kısımları (ve bunlar için ayrı ayrı iniş düğmeleri), GPS destekli durak bilgisi göstergeleri, sesli anonslar ve geniş koltuklar mevcut. Üstelik son derece sakin ve ferah. T-bana (Tunnel Bana) olarak tanımlanan metrolar, Commuter Rail adı verilen trenler ve tramvaylar da oldukça  modern, temiz ve kullanımı kolay. Belki bizim bulunduğumuz konumdan dolayıdır, fakat hiçbir zaman otobüslerin tıka basa dolu olduğunu, hatta ayakta yolculuk edenleri dahi görmedim. Bunun aksine, özellikle merkezi noktalardaki tramvay ve metrolarda günün belirli saatlerinde belli bir kalabalık oluyor. Metro hatlarında yaklaşık 100 metro istasyonu mevcut ve çeşitli bağlantılarla şehrin hemen her noktasına ulaşım sağlanıyor. Metro istasyonları birer sanat müzesi gibi. Hemen hemen her istasyon farklı şekilde tasarlanmış ve her birinde çeşitli süslemeler yapılmış durumda. Çoğu metro ve de otobüs istasyonunda hareket saatleri ile bir sonraki aracın gelmesine ne kadar süre kaldığı görülebiliyor. Ayrıca panolarda haritalar, biletlerle ilgili genel bilgiler ve diğer önemli unsurlar gösterilmekte.

Stockholm metrosu Stockholm metrosu Stockholm metrosu

Stockholm'de trafik yok denecek kadar az. En yoğun saatlerde bile araç kuyrukları oluşmuyor, fakat bisiklet kuyrukları görebilirsiniz. Zira, burada bisikletle ulaşım son derece yaygın. Bisikletlilere özel çift şeritli yollar, özel trafik ışıkları, kısacası bisikletliler için de her şey düşünülmüş. İşinden çıkıp evine giden takım elbiseli insanları ya da gezmeye çıkan bisikletli yaşlı teyzeleri her tarafta görebilirsiniz. Trafikte, Türkiye'deki "araç üstünlüğü"nün aksine gerçek anlamda bir yaya üstünlüğü mevcut. Trafik ışığının olmadığı yerlerde, yaya geçitlerine yaklaştığınız anda araçlar duruyor ve son derece sabırlı bir şekilde insanların geçmesini bekliyor. Korna sesi duymak oldukça zor. Hızlı araç kullananlara ya da patırtılı egzozlara da nadiren rastladım (ve maalesef bunları kullananlar genelde göçmenlerdi).

Gamla Stan (Eski Şehir) civarlarında, bir köprü üzerinde

Gamla Stan (Eski Şehir) civarlarında, bir köprü üzerinde

Stockholm otobüsleri Stockholm taksileri Stockholm caddelerinde bisikletliler

Stockholm'u tanımanın belki de en iyi yolu, yürümek ya da bisiklet kiralamak. Şehrin hemen her noktasında uygun fiyata bisiklet kiralayabilmek mümkün. Yaklaşık 1-2 saat içerisinde bisiklet üzerinde şehrin önemli noktaları görülebilir. Ayrıca, değişik noktalara yerleştirilmiş bisiklet parklarına bisikletlerinizi bırakabilir ve yürüyerek yolunuza devam edebilirsiniz. Ayrılmış bisiklet yolları da düşünüldüğünde, kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde şehri daha iyi görebilmek için en iyi çözüm yolu bu olsa gerek. Eğer vakit sıkıntısı yoksa, elbette yürümek daha keyifli olacaktır.

Şehir, adaların üzerine kurulmuş diyebilirim. Bir ortaçağ şehri olan ve Stockholm'un kalbi sayılabilecek Gamla Stan başta olmak üzere şehrin en önemli yedi bölgesi beş farklı ada üzerinde adeta yüzüyor. Bu adalar arasında, köprüler üzerinden yürüyerek, bisikletle ya da araçlarla seyahat edilebiliyor. Her birinin manzarası ayrı ve etkileyici. Bu yapısıyla burayı bir bakıma İstanbul'a, bilhassa Eminönü'ne benzetmek de mümkün.

Klarastrandsleden Köprüsü üzerinde

Klarastrandsleden Köprüsü üzerinde

Belediye binası kulesinden Stockholm Stockholm manzarası Eski Şehir manzarası

İsveç'te Yaşama Dair

Konakladığımız otelden şehir merkezine giderken, her seferinde farklı bir rota tercih ettik ve bu sayede şehri daha yakından tanımayı hedefledik. Dördüncü gün, Skärholmen adındaki bir yerleşim birimindeydik. Burası, Türkiye'den göç edenlerin yaşadığı bir semtmiş ve bunu tesadüfen öğrendik (daha doğrusu gördük). Semtin merkezinde, metro istasyonu civarında çeşitli Türk lokantaları var ve her yerde Türkçe konuşmalar duymak mümkün. Biz de Türkçe konuşan kişilerden birisine yaklaştık ve kendimizi tanıttıktan sonra uzunca bir sohbete daldık. Yusuf Bey, Konya Kulu'dan göç etmiş ve yaklaşık 30 yıldır burada yaşıyormuş. Kendi imkanlarıyla İsveççeyi öğrenmiş. Yaşadığı bölgeyi, Kululuların çokluğundan dolayı "Kuluforniya" olarak adlandırıyor (Kaliforniya'ya örnekseyerek). Öyle ki, İsveçliler Türkiye'nin başkentini Kulu sanıyorlarmış. Kulu'da 25 bin kişi varsa, Stockholm'da 50 bin Kululunun olduğu söyleniyor (tabii bu sadece bir anekdot). Yusuf Bey bir kebap lokantası işletiyor ve işleri de yolundaymış. 6 çocuğa sahipmiş ve çocuklarının hepsi okuyup iyi yerlere gelmiş. En büyük oğlu üniversite bitirip işe başlamış. Ayda 30 bin SEK kazanıyormuş (bu, İsveç için dahi oldukça iyi bir rakam). Yusuf Bey'e göre İsveç'te yaşam Türkiye'ye göre çok daha kolay ve kaliteli. Kendi tabiriyle "Anamı buradan trene bindiriyorum, bin kilometre uzağa rahat rahat gönderiyorum. Türkiye'de olsa bunu yapamam." diyor. Göçmenlere ya da Türklere karşı da herhangi bir olumsuz davranış sergilenmiyormuş. Kısacası burada herkes hayatından memnun.  Türkiye'ye dönmek gibi bir düşünceleri de yok. Buna rağmen Türkiye ile bağlarını koparmamışlar ve güncel gelişmeleri yakından takip ediyorlar.

İsveç'te Türk algısı

İsveç'te Türk algısı

İsveç'te yaşamak, bizim gözlemleyebildiğimiz kadarıyla, gerçekten de kolay görünüyor. Her şey oturmuş bu şehirde. Altyapı sorunu yok. İnsanların konforu için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Trafik sıkışlığından, ulaşım zorluğundan, korna sesinden eser yok. Havası ve suyu temiz, insanları saygılı ve hoşgörülü. Suç oranı da oldukça düşük. Şehirde bir olay, bir tartışma ya da bir polis arabası görmek neredeyse imkansız. Kısacası her şey saat gibi işliyor burada. Zaten "rüya şehir" olarak da adlandırılan Stockholm'un öğrenebildiğimiz kadarıyla tek sorunu, soğuk ve gece gündüz eşitsizliği. Açıkçası benim kişisel fikrim de, bugüne kadar gördüğüm Paris, New York, Venedik, Barselona gibi şehirler arasında en yaşanılasının Stockholm olduğu yönünde.

İsveç'te Yeme-İçme

Ben ve eşim yemeğe düşkün sayılmayız. Bu yüzden, bu konuda İsveç'te neler yapılacağıyla ilgili anlatacaklarım oldukça sınırlı kalacak. Biz, daha çok sırtımızda çantayla kilometrelerce yürüyen turist tipindeyiz. Dolayısıyla çantamızda her daim meyve, ekmek, peynir, zeytin gibi yiyecekler bulundurur ve müsait bir ortamda (park, bank) bunları tüketmeyi, böylece günü (daha doğrusu midemizi) kurtarmayı severiz. İsveç'te de böyle yaptık. İşin doğrusu, İsveçlilerin de kendilerine has bir mutfak kültürleri yok. IKEA'lardan alışık olduğumuz İsveç köfteleri (köttbullar) -ki bu köfte biçiminin de Osmanlı'dan taklit edildiği söyleniyor-, çeşitli balık yemekleri en bilinenleri arasında. Ayrıca, dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da McDonald's gibi fastfood zincirleri mevcut. Şehrin çeşitli bölgelerindeki Türk lokantalarında ise döner, Adana kebabı, tavuk dürüm gibi alışkın olduğumuz lezzetler bulunabilir. Bir Adana kebabın fiyatı yaklaşık 100 SEK, yani 30 TL. İsveç'te yeme içme konusunda dikkatimi çeken bir husus da, yoğurtların "içilmesi"ydi. Pet şişeler ya da kutular içerisinde içilebilir meyve aromalı yoğurtlar oldukça yaygın. Biz de bunlardan hayli tükettik. Açıkçası oldukça lezzetliydi.

Stockholm manzarası

Stockholm manzarası

Stockholm manzarası Royal Palace Stockholm Üniversitesinde bir ofis

Görülmesi Gereken Yerler ve Stockholm Card

Stockholm, dünyanın belki de en zengin ve en kaliteli müzelerine, aynı zamanda farklı tarihine sahip şehirlerinden biri. İsveçlilerinin tarihlerini koruma ve tanıtma konusundaki tutumu, tarihi eserlerin en iyi şekilde saklanmasını, onlarca müzenin açılmasını ve tarihi mekanların tertemiz bırakılmasını sağlamış. Şehrin her yeri, tabir yerindeyse, tarih kokuyor. Bir bakıma şehrin kalbi tarihi merkezlerde atıyor. İsveç tarihinden dünya tarihine, paralardan postacılığa, danstan modern sanata kadar hemen her temada bir müze var bu şehirde. Müzelerin tamamını doya doya gezmek içinse en az bir ay gerekli.

Gelişmiş ülkelerde, hem turistlere kolaylık sağlamak hem de kültür ve gezi turizminden para kazanmak amacıyla "şehir kartları" olarak tabir edebileceğimiz sistemler mevcut. Bir şehrin kartını satın alınca, satın aldığınız gün sayısı boyunca o şehrin toplu taşıma araçlarını ücretsiz kullanabiliyor, müzelerine yine ücretsiz ya da indirimli bir şekilde girebiliyor ve çeşitli etkinliklere katılabiliyorsunuz. Stockholm'da da bu tür bir kart mevcut: Stockholm Card. 1, 2, 3 ya da 5 günlük seçenekleri bulunan bu kart ile metro, tren, otobüs ve tramvayları, hatta bazı deniz otobüslerini ücretsiz ve sınırsız olarak kullanabiliyor, seksen civarında müzeye ücretsiz olarak girebiliyor ve ücretsiz kanal turuna katılıp bisikletle şehir turu yapabiliyorsunuz. Üstelik kartla birlikte verilen ve müzelerin, etkinlik noktalarının, metro hatlarının vs. gösterildiği ayrıntılı harita sayesinde de iyi bir planlama gerçekleştirilebiliyor. Biz de beş günlük karttan satın aldık ve hakkını vererek kullanmayı başarabildik.

Parlamento Binası Eski Stockholm sokakları Stockholm Card

Stockholm'de Müzecilik, Müzeler ve Görülecek Diğer Yerler

Yukarıda'da belirttiğim gibi, Stockholm'de birbirinden farklı temalarda yüze yakın müze bulunmakta ve bunların pek çoğuna Stockholm Card ile ücretsiz girilebilmekte. Hemen her müzede tuvaletler, eşyalarınızı bırakabileceğiniz kilitli kabinler, yaşlılar için yürüme ve asansör desteği ve ayrıca çocuklar için oyun alanları mevcut. Yine hemen her müzede, müzeyle ilgili hediyelik eşyaların satıldığı ufak bir mağaza ve kafe de bulunmakta. Bunun yanı sıra her ziyaretçiye birer kulaklık verilmekte ve bir taraftan müze gezilirken diğer taraftan gezilen kısımla ilgili bilgiler dinlenebilmekte. En az 5-6 dilde olan bu bilgiler maalesef Türkçe sunulmuyor. Belirli saatlerde ise düzenli olarak rehber eşliğinde "audio guide" denilen turlar gerçekleştiriliyor.

Bence, denizin altından bulunup çıkarılan tarihi bir geminin sergilendiği Vasa Müzesinden zamanında İsveç zenginlerinin yaşadığı görkemli şatolara, saraylara ya da posta müzesine kadar hemen her müzeyi ziyaret etmek ve detaylıca görmek gerekli. Bu müzelerin pek çoğu şehir merkezindeyken, büyük sarayların bazıları Stockholm'un hayli uzağında kalıyor. Bazı müzelerde ise, ziyaretçilerin giyip fotoğraf çektirebileceği elbiseler ya da kullanabilecekleri, test edebilecekleri makineler, ürünler mevcut.

Gamla Stan

Stockholm denilince ilk akla gelen yer, tarihi bir şehir olan Gamla Stan. Burası, esasında ufak bir ada şehri ve üzerine bir saray, büyük bir kilise ve çeşitli binalar inşa edilmiş. The Royal Palace (Kungliga Slotet) adındaki yaklaşık 600 odalı sarayın içerisinde birbirinden farklı birkaç müze mevcut. Avrupa'nın en büyük sarayları arasında gösterilen bu saray gerçekten son derece ihtişamlı ve göz alıcı. Sarayın Gustav III's Museum of Antiquities (III. Gustav'ın Antik Eşya Müzesi), Gamla Stan'ın tarihini görsellerle ve maketlerle anlatan Tre Kronor (Zaman Müzesi), The Treasury (Hazine Dairesi), The Armoury (Silah Deposu) vb. kısımları var, fakat bu kısımların her biri ayrı birer müze olarak tasarlanmış.

Belediye binasından Gamla Stan manzarası

Belediye binasından Gamla Stan manzarası

The Royal Palace İsveç parlamento binası

Bu sarayın yanı sıra yine Gamla Stan adası üzerinde Storkyrkan Katedrali var. 1279 yılında inşa edilen bu katedralin içerisinde pek çok tarihi eser de sergilenmekte. Nobel Müzesi, yine Gamla Stan içerisindeki bir başka müze. Alfred Nobel ve Nobel ödülleriyle ilgili her türlü görselin ve diğer unsurun yer aldığı bu müzede Nobel dondurmasını da tadabilirsiniz. Ada üzerindeki bir başka müze ise The Royal Coin Cabinet. Burada, parayla ilgili her türlü bilgiyi ve materyali bulabilirsiniz. İlk paralar, dünyanın her bölgesinden madeni para ve banknot örnekleri, para yerine kullanılan başka materyaller vs. her şey bu müzede. Müzenin bir standı da Osmanlı ve Türk paralarına ayrılmış durumda. The House of Nobility, yani "Asillik Evi" ise, adanın batı yakasında bulunan ve içerisinde çeşitli antik eşyaların sergilendiği, Avrupa mimarisine ait unsurların bulunduğu bir müze. 17. yüzyılda inşası tamamlanan bu binada bir de büyük toplantı salonu var.

Stockholm Katedrali Gamla Stan meydanı Nobel Müzesi

Gamla Stan sokakları The Royal ArmouryThe House of Nobility

Gamla Stan'ın yine batı yakasındaki Posta Müzesi ise, postacılıkla ilgili hemen her şeyin bulunabileceği bir mekan. Burada en ilkel postalardan en modern imkanlara kadar her şeyi görebilmek ya da postacı kıyafetiyle fotoğraf çektirebilmek mümkün. Gamla Stan'ın karşı yakasında ise, 1200'lü yılların sonunda inşa edilmiş oldukça eski bir kilise olan Riddarholmen Kilisesi mevcut. Kilise içerisinde yine pek çok tarihi eser sergilenmekte. Gamla Stan'ın hemen yukarısındaki ufak bir adada devasa parlamento binası ile The Museum of Medieval Stockholm (Ortaçağ Stockholm'u Müzesi) bulunmakta. Parlamento binası önündeki yeşil alanda çimlere uzanıp fotoğraf çektirebilir ve buradaki müzede, ortaçağ Stockholm'u ile ilgili çekici yapılara göz atabilir ve o dönemleri yaşayabilirsiniz.

Stockholm Posta Müzesinde

Stockholm Posta Müzesinde

Riddar Holmen meydanı Riddarholmskyrkan Kilisesi

Norrmalm

Gamla Stan'ın kuzeyinde kalan ve buradan yürünerek geçilebilecek bu bölgede de müzeler hayli yoğunlukta. The Royal Opera House (Opera Binası), ziyaretimiz sırasında kapalıydı, fakat belirli gün ve saatlerde çeşitli etkinlikler düzenlenmekteymiş. Ayrıntılı bilgi ve etkinlik takvimi için ağ sayfasına bakılabilir. The Museum of Mediterranean and Near Eastern Antiquities (Akdeniz ve Yakın Doğu Antikaları Müzesi), adından da anlaşılabileceği gibi Akdeniz ülkelerinden ve Yakın Doğudan getirilmiş antika eserlerin sergilendiği bir müze. Burada Kıbrıs, Yunanistan, Roma ve civarındaki yerlerden arkeolojik kalıntılar ve çeşitli eşyaları görebilirsiniz. The Museum of Dance (Dans Müzesi) ise dansla ilgili her şeyin bulunabileceği bir mekan. Bizim ilgimizi çekmediği için burayı ziyaret etmedik. National Museum (Milli Müze), İsveç'in milli sanat ve tasarım müzesi. The City Museum of Stockholm (Stockholm Şehir Müzesi), 17. yüzyıldan kalma bir saray ve içerisinde Stockholm tarihinin izlerini taşıyor. Stockholm'un bir ortaçağ şehri olarak başlayıp modern bir şehir halini alması ve bu süreçte yaşananlar buradan izlenebilir. Hamngatan Caddesi üzerindeki The Hallwyl Museum (Hallwyl Müzesi) ise Hallwyl ailesi için 100 yıl önce inşa edilmiş bir saray. Bu sarayda Hallwyl ailesinin lüks yaşamına tanık olabilir ve sarayın odalarını gezebilir, koleksiyonlarını görebilirsiniz.

Hallwy Muzesi National Museum Stockholm Opera

Östermalm

Stockholm'un doğu yakasında, Birger Jarlsgatan Caddesinin ayırdığı bu bölgede ilk olarak görülmesi gereken yer Army Museum (Ordu Müzesi) olsa gerek. Tarihin ilk zamanlarından Vikinglere, ardından günümüze kadar gelen, İsveç ordusuna ait her şeyin, balmumu heykellerin, gerçek silahların, fotoğrafların, belgelerin, uçakların vs. sergilendiği bir müze burası. Ayrıca belirli saatlerde İsveç ordusunun bandosu gösteriler düzenliyor. Ayrıca müze içerisinde, modern ve tarihi silahların orijinallerini kullanabiliyorsunuz (kullanmaktan kastım, dokunmak ve omuza alabilmek tabii ki). Karlaplan'daki The Swedish History Museum (İsveç Tarihi Müzesi) de, yine İsveç'in tarihiyle ilgili hemen her şeyi barındıran bir mekan. Taş Devrinden başlayarak Vikinglerden İskandinav runik harfli yazıtlara, mumyalardan madenlere, iskeletlerden fosillere kadar İsveç'in tarihiyle ilgili her türlü materyal burada görülebilir. Ayrıca çeşitli salonlardaki kısa film ve belgeselleri de burada izleyebilirsiniz. Oldukça büyük olan bu müzeyi tam olarak ve anlayarak gezmek için sanırım bir gün bile yetersiz kalacaktır. Yine bu bölgede, Stockholm'un yeşil kısımlarına doğru birkaç müze daha var. Bunlardan ilki The National Maritime Museum (Ulusal Denizcilik Müzesi). Denizcilik ve gemilerle ilgili pek çok unsur burada yer almakta. Tarihi gemiler, devasa maketler, canlı maket yapımı, deniz canlıları vs. gibi ilgili tüm unsurlar burada. Bu müzenin hemen yanında The National Sports Museum of Sweden (İsveç Ulusal Spor Müzesi) yer alıyor. Burada da, adından da anlaşılacağı üzere İsveç'teki spor olgusuyla ilgili hemen her şey mevcut. Aynı bölgenin hemen ilerisinde The Museum of Science and Technology (Bilim ve Teknoloji Müzesi), Swedish Police Museum (İsveç Polis Müzesi) ve Museum of Ethnography (Etnografya Müzesi) bulunuyor. Bilim ve Teknoloji Müzesi oldukça büyük ve kalabalıktı. En eski teknolojik aletlerden en yeni sistemlere, madencilik teknolojisinden uçak teknolojisine kadar her şeyi burada görmek, hatta kullanmak mümkün. Bulaşık makinelerinin nasıl çalıştığını, vinçlerin nasıl kullanıldığını ya da en yeni teknolojik aletlerin neler olduğunu burada deneyerek öğrenebilirsiniz. İsveç Polis Müzesinde, İsveç polisiyle ilgili envai çeşit materyal ve bilgi yer almakta, fakat burası daha çok çocuklara hitap ediyor. Etnografi müzesinde ise, dünyanın dört bir tarafından insan manzaraları, heykeller, eşyalar, kısacası insanla ilgili aklınıza ne gelirse sergileniyor.

Teknik Müze ve buharlı motor örneği Müzelik olmuş bir Nokia 3310 İsveç Ordu Müzesi İsveç Ordu Müzesinde gerçek silahlar Stockholm Etnografi Müzesi İsveç Tarih Müzesi ve İskandinav runik yazılı taşlar

Djurgarden

İsveç'in ve Avrupa'nın en büyük lunaparklarından biri olan Gröna Lund'un da bulunduğu bu bölgedeki en önemli müze, Skansen Open-Air Museum (Skansen Açık Hava Müzesi). Açıkçası buraya bir müze demek doğru olmaz, çünkü müzeden çok daha fazlasını barındırıyor. Burada vahşi hayvanlardan geleneksel İsveç evlerine, tarım bölgelerinden Stockholm manzarasına, teleferikten akvaryumlara kadar pek çok şey bulabilmek mümkün. Bu bölge içerisinde bir yanınızdan sincaplar dolaşırken diğer tarafınızdan tavus kuşları geçebiliyor. Doğal hayatla tamamen iç içesiniz burada. Kurtlara, ayılara, geyiklere dokunma mesafesindesiniz. Dilerseniz koyunları ya da inekleri de besleyebilirsiniz. Skansen içerisindeki Skansen's Aquarium (Skansen Akvaryumu) ise, yine bir akvaryumdan daha fazlasını sunuyor. Lemurlarla birlikte dolaşıyor, tepenizden maymunların zıpladığını fark edince bir an afallıyorsunuz. İsterseniz yılanları ya da dev örümcekleri sevebilir (!) ya da envai çeşit balığın arasından geçebilirsiniz burada. Burası, kesinlikle görmeniz gereken bir yer kısacası. Skansen'in biraz ilerisinde, deniz kenarında bir akvaryum daha mevcut. Aquaria adlı bu akvaryumda da gerçekçi bir tropik orman içerisinde o havayı ve sıcaklığı yaşayabilir ya da deniz yıldızları, piranalar, vatozlar arasında dolaşabilirsiniz. Djurgarden'deki Museum of Biology (Biyoloji Müzesi) ise, etkileyici dekorlarıyla sizi adeta vahşi hayvanların arasında hissettiriyor. Bu bölgedeki en büyük müze olan Nordiska Museet'te ise, İsveç halk kültürüne ait her ne varsa sergileniyor. Geniş avlusu ve çeşitli sergileri ile burada İsveç ve İskandinav kültürünü daha yakından tanıyabilirsiniz.  Nordiska Museet'in biraz yukarısında, yukarıda da bahsettiğim The Vasa Museum (Vasa Müzesi) yer alıyor. Bu müze, İskandinavya'nın en çok ziyaretçi çeken müzelerinden biri olma özelliğine sahip. Müzede, 1628 yılından kalma kraliyet savaş gemisi Vasa, tüm ihtişamıyla sergilenmekte; fakat maalesef geminin içerisine girilemiyor. Ayrıca, benzer gemilere ait irili ufaklı pek çok maket de burada görülebilir.

Stockholm Biyoloji Müzesi Vasa Müzesi Aquaria

Aquaria ve tropik orman Nordiska Müzesi Nordiska Müzesi

 Skansen Skansen Akvaryumu ve lemurlar Skansen'de lemurlar arasında

Skansen Açık Hava Müzesi Skansen Açık Hava Müzesi Skansen Açık Hava Müzesinde poz veren bir sincap

Stockholm Biyoloji Müzesi Skansen'den Kaknas Kulesi

Bu bölgelerin dışında, Stockholm Üniversitesi civarında bulunan Swedish Museum of Natural History & Cosmonova (İsveç Doğal Tarih Müzesi ve Cosmonova) ise, adeta farklı bir dünya. Doğa ve insan tarihi üzerine bugüne kadar gördüğüm en kapsamlı müze burası. Yüzlerce metre kare alan üzerine kurulu tarihi bir bina içerisinde dokuz ayrı sergide yüzlerce fosil, pek çok balmumu heykel, model... Yeryüzündeki elementlerden hayvanlara, güneş sisteminden buzullara dair her şeyi burada görebilmek mümkün. Ayrıca, Cosmonova'da, 760 metre kare çepeçevre ekranda üç ya da iki boyutlu filmler de izlenebiliyor, fakat ben "3D Flying Monsters" adlı gösterimden memnun kalmadım. Bunu da belirtmeden geçmeyeyim. Hem ekranın tamamı kullanılmıyordu hem de içerik çok yavandı. Bu müzenin yanında yine bu civarda Bergius Botanic Garden (Botanik Bahçesi) bulunmakta. Brunnsviken Gölü etrafına kurulu bu bahçede  binlerce ağaç, çiçek ya da bitki çeşidini inceleme fırsatı buluyorsunuz. Doğa meraklılarının kaçırmaması gereken bir yer burası.

Bunlar, Stockholm'un merkezinde kalan, gezdiğimiz müzelerdi. Bunların dışında, Stockholm'un merkezinde ve dışında onlarca saray, kale, şato ve müze var. Bunların tam listesine Tripadvisor Stockholm sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Stockholm Tiyatrosu Doga Tarihi Müzesi Santa Clara Kilisesi

Ve Diğerleri

Stockholm'de müzelerden fazlası ve buraya gelip mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler var. Bunların başında Gröna Lund lunaparkı geliyor. İçerisinde her yaşa ve her gruba hitap eden aletler mevcut: 90 km hıza ulaşan hız treni (roller coaster), 2.5 saniye içerisinde 80 metre yükseğe fırlatan asansör, 121 metre yukarıda dönen koltuklar, korku tünelleri ve diğerleri. Ayrıca burada tüfekle ördek vurmaca gibi çeşitli oyunlar da oynanabiliyor. Biz, sayı tahmin oyunu oynadık ve bunun sonucunda yaklaşık 2 kilogramlık, yarım metre kutuya sahip bir Finlandiya çikolatası kazandık. Parka giriş 100 SEK, bir gün boyunca tüm aletleri sınırsız kullanım ise 310 SEK, fakat Stockholm Card'ınız varsa, giriş ücretini ödemiyorsunuz.

Stockholm'u tepeden izlemek isteyenler için üç ayrı fırsat var. Bunlardan ilki Kaknästornet yani Kaknas Kulesi. Ankara'daki Atakule benzeri bir kule burası. Aslında TV ve radyo kulesi olarak kullanılıyor, fakat ziyaretçilere açık. 155 metre uzunluğundaki bu kulenin en üst katı aynı zamanda restoran. 30. katından ise Stockholm'u seyredebilirsiniz. Stockholm Card ile giriş ücretsiz, fakat rezervasyon yaptırmak gerekiyor. Normal giriş ücreti ise 35 SEK. Gündüz ayrı, gece ayrı manzarası var.

Ericsson Globe, bir diğer adıyla SkyView, Stockholm'u tepeden izlemek isteyenler için bir başka fırsat. 130 metre yüksekliğe sahip bu kürenin tepesine yuvarlak bir kabin içinde çıkıyorsunuz. Yaklaşık 30 dakika süren bu küreye çıkış Stockholm Card ile ücretsiz, fakat çok sıra olduğu için ve bir defada alınacak kişi sayısı da sınırlı bulunduğundan, biz buraya gidemedik.

Son olarak, The City Hall ve kulesinden bahsetmeliyim. Burası, şehrin belediye binası. Binanın içini de bir müze olarak tasarlamışlar. Bizim esas ilgimizi çeken, binanın kule kısmı oldu. 106 metrelik kuleye daracık merdivenlerden çıkıyorsunuz. Kulenin içinde heykeller ve en üstünde ise devasa çanlar sizi bekliyor, ayrıca demir parmaklıklar da. Şehir manzarısını demir parmalıklar etrafından görebiliyorsunuz maalesef, ama yine de Stockholm'un tam ortasında bu yükseklikten şehri seyretmek paha biçilemez. Merdivenlerden iniş ve çıkış için 10 dakika, kulenin tepesinde manzarayı seyretmek içinse 15 dakika veriliyor. Bol bol fotoğraf çekmek için ideal. Özellikle Gamla Stan buradan hayli güzel görünüyor.

Stockholm'un suları üzerinde kanal turu yapmak ve şehri sudan görmek isteyenler için çeşitli turlar mevcut. Stockholm Card'a dahil olan iki adet ücretsiz tur bulunuyor, fakat bunlardan sadece birisi seçilebilir durumda. İlki, Stockholm'un tarihi yerlerinden dolaşıyor (Historical Canal Tour), diğeri ise daha geniş bir alanı dolaşarak, esas adaların bir kısmını ziyaret ediyor (Royal Canal Tour). Biz, ikincisini tercih ettik. Yaklaşık 55 dakika süren bu turda Stockholm'un saklı bahçeleri görüyor devasa gemilerin yanından geçiyoruz.

Stockholm belediye binası ve kulesi

Stockholm belediye binası ve kulesi

İsveç'ten başka ülkelere (daha doğrusu komşu ülkelere) geçmek isteyenler için Stockholm'da çok güzel fırsatlar sunuluyor. Viking Line gibi tur firmalarının gemileriyle Finlandiya, Norveç ve Estonya'ya geçebilirsiniz. 16 saate kadar süren yolculuklar genelde geceleri yapılıyor. Gemilerin içerisi otel gibi dizayn edildiği için, vakit boşa gitmiyor. Zamanı bol olanlar bu fırsatı da değerlendirebilir.

Gröna Lund Kaknas Kulesi Stockholm kanalları

Royal Canal Tour Stockholm kanal turu Viking Line gemisi

İsveç'ten Ne Alınır?

Potansiyel olarak her şey, ama İsveç'e ve Stockholm'a dair hediyelikler oldukça fazla. Özellikle el yapımı İsveç atları, eldivenler, bereler, geleneksel kıyafetler içinde İsveç köylülerinin oyuncakları, Viking ve Troll oyuncakları, anahtarlıklar, İsveç tepsileri, İsveç çikolataları, tişörtleri, bardakları ve daha pek çok şey... Stockholm'un İstiklal Caddesi olarak tanımlanan Drottninggatan üzerinde pek çok hediyelik eşya dükkanı mevcut. Fakat, bu hediyelik eşya fiyatlarının son derece yüksek olduğunu hatırlatmamda fayda var. Ufak bir anahtarlık bile 20-25 SEK'ten, yani 8-9 TL'den, orta boy bir İsveç tahta atı ise 70 SEK'ten, yani 22 TL'den başlıyor. Bundan bir ay önceki New York gezimde, benzer anahtarlıkları 1 $'dan aldığımı hatırlıyorum. Aradaki fark oldukça fazla. Stockholm'de Haribo türü şekerlemeler oldukça fazla tüketiliyor. Büyük marketlerde ya da sokak aralarında bu çeşit şekerlemelerin her çeşidini görmek mümkün. İnsanlar kiloyla, kovalara doldurarak bunlardan satın alıyorlar. İsveç çikolatalarından ise Kex, Marabou ve Daim'i tavsiye ederim. Kaliteli bir tablet çikolatanın fiyatı 10 ile 20 SEK arasında değişiyor. LIDL gibi zincir marketlerse ise daha ucuza çikolata ya da diğer gıda ürünlerini bulmak mümkün.

Hediyeliklerin yanı sıra giyim ve elektronik noktasında da İsveç oldukça pahalı. Özellikle elektronik ürünlerde (MediaMarkt'tan hareketle), fiyatların Türkiye fiyatlarının da üzerinde olduğunu söyleyebilirim. İsveç'in en büyük alışveriş merkezleri ise Ahlens, Gallerian ve PUBS. Bunun yanı sıra, şehrin pek çok noktasında Türkiye'den de alışık olduğumuz H&M mağazalarını bulmak mümkün. Diğerlerinin aksine H&M'lerde, özellikle indirimli ürünlere denk gelinirse, Türkiye'ye göre daha hesaplı bir alışveriş yapılabiliyor, fakat bu konuda İsveç genel olarak oldukça pahalı.

İsveç hediyelik eşya ve atları İsveç hediyelik eşyaları İsveç şekerlemeleri

Tavsiyeler

En önemli tavsiyem, İsveç'e gitmeden önce yanınızda iyi bir yağmurluk ve şemsiye götürmeniz ve bunları her zaman çantanızda taşımanız olacaktır. Hiç beklenmedik bir anda bardaktan boşalırcasına yağmura maruz kalabilirsiniz. Genel kural olarak da, en az bir ay öncesinden uçak biletini almanız ve otel rezervasyonunuzu yaptırmanızı öneririm. Şehrin merkezinde bir otelde kalmak yerine biraz dışarısındaki otelleri tercih edebilirsiniz. Toplu ulaşım sistemi çok gelişmiş olduğundan, en uzak otelden dahi en geç bir saat içerisinde şehir merkezine ulaşmış olacaksınız. Zira şehir merkezindeki oteller son derece pahalı. Benzer niteliklerde bir oteli şehir dışında üçte biri fiyatına bulabilirsiniz. Bir de, otel olarak kullanılan gemilerden bahsetmeliyim. Deniz kenarına demirlemiş pek çok gemi görebilirsiniz burada. Bunların çoğu otel olarak hizmet vermekte. Bazılarının fiyatları da makul seviyelerde. Belki, değişik bir anı olması bakımından bu otelleri tercih edebilirsiniz.

Planlama açısından, Stockholm'e gelmeden önce, Tripadvisor gibi gezi siteleri ve Google Maps yardımıyla nereleri gezeceğinizi iyice belirleyip rotanızı çizmenizde fayda var. Hatta telefonunuz ya da navigasyon cihazınız destekliyorsa, gideceğiniz yerleri harita üzerinde işaretleyip daha sonra GPS yardımıyla şehre geldiğinizde yol tarifi alabilirsiniz. Açıkçası bu, bizim işimizi hayli kolaylaştırdı. Üstelik bu yöntem, caddenin ortasında kaybolup çarşaf gibi haritaları açmaktan daha iyi. Ayrıca en önemlisi, mutlaka bir Stockholm Card satın alın. Toplu ulaşımda, müzelerde ve pek çok mekana girişte oldukça avantaj sağlayacaktır. Stockholm Card'ın web sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Stockholm gemi otelleri Parlamento binasından Djurgarden mezarlıığı

İsveç'in elektrik şebekesi Türkiye ile aynı. Dolayısıyla yanınızda bir çevirici vs. götürmenize gerek yok, fakat seyahatiniz sırasında, her sabah cep telefonunuzun ve varsa fotoğraf makinenizin bataryasının tam dolu olduğundan emin olun. Türkiye ile İsveç arasındaki 1 saatlik zaman farkını da burada hatırlatmalıyım. Uçaktayken saatlerinizi bir saat geriye almanız yerinde olacaktır.

Son olarak, Stockholm'da, yazılı olmayan, fakat dikkat etmeniz gereken birkaç kurala değinmek istiyorum. Bunlardan ilki, yürüyen merdivenlerde, eğer ilerlemeyecekseniz, sağ tarafta durmanız; çünkü sol taraf ilerlemek isteyenlere ayrılmış durumda. Bir diğeri, bisiklet yollarından yürümemeniz, siz farkında bile olmadan bir bisikletli size çarpabilir ya da uyarıda bulunabilir. Trafik ışıklarına da son derece özen gösterin. Kırmızı ışıkta geçmeye çalıştığınız takdirde küçümseyici bakışlara maruz kalabilirsiniz. Ayrıca, toplu ulaşım araçlarında ve sokaklarda insanlarla göz temasından ve onlara bakmaktan kaçının. Bu, İsveç'te ve diğer Batı ülkelerinde hoş karşılanmayan bir durum.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Bu içeriğe ait yorumlar (toplam 59 yorum)

  • gülden bozbay 22 Temmuz 2014 / 12:51

    Merhabalar İsa bey şahane bilgiler vermişsiniz çok teşekkürler. Biz de 27 Temmuz da gideceğiz inşallah. Yalnız bizimki biraz deli cesareti galiba eşimin ve benim de ingilizce miz çok iyi değil artık vücut dili kuş dili naparız bilmiyorum. :(( şaka bir yana bu durum aslında beni fazlaca strese sokmuyor da değil. Tabi elimizde ingilizce konuşma kılavuzu var onunla çalışıyoruz ama ne kadar efektif olur bilemiyorum. Bu arada 5 yaşındaki oğlumuzu da götüreceğiz. 3 gün Stocholm'da 2 gün de Oslo da geçirmek istiyoruz. Geriye iki günümüz kalıyor. Bu şehirler dışında kalan iki günümüzü nerelerde değerlendirebiliriz önerilerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum. Yorum yazan kıymetli arkadaşların da tavsiyeleri bizim için değerlidir. İkinci sorum İngilizce'mizin iyi olmaması bizi çok sıkıntıya sokar mı ? tavsiye edebileceğiniz başka kaynaklar da varsa önerilerinizi bekliyoruz. Teşekkürler

    • İsa Sarı 22 Temmuz 2014 / 13:35

      Merhaba Gülden Hanım,
      Ben teşekkür ederim görüşleriniz için. Açıkçası İngilizce bilmeden yabancı bir ülkeye gitmek oldukça "yorucu" olur. Siz de hayli zorlanacaksınız bu noktada, ama dünyanın sonu da değil. Belirli kalıpları öğrenmeniz yeterli. Eğer imkanınız olursa, geriye kalan 2 günü de Helsinki'de geçirebilirsiniz. Ryan Air ile başka ülkeleri de düşünebilirsiniz tabii. Gideceğiniz yerleri navigasyon programına kaydetmeniz faydanıza olur. Şimdiden iyi gezmeler...

  • Ilgaz Şartkor 11 Temmuz 2014 / 22:24

    Merhabalar,

    THY'den çoklu uçuş alıp İstanbul'dan Stockholm'a uçup 2-3 gün kalıp, trenle Kopenhag'a geçip orada da 2-3 gün kalıp İstanbul'a dönmeyi planlıyorum. İtalya'dan alınmış vizem var. İtalya'ya da giriş çıkışım var. Bir sorun yaşar mıyım? Teşekkürler.

    • İsa Sarı 12 Temmuz 2014 / 08:31

      Merhabalar. Vizenizin geçerlilik tarihi yetiyorsa bir sorun yaşamazsınız. Zaten Avrupa Birliği ülkeleri arasında tren veya otobüsle yolculukta herhangi bir kontrol yapılmıyor.

  • evrim çil 27 Mayıs 2014 / 14:19

    İsveç ve danimarka'ya kongre amaçlı gideceğiz Türkiye'den euro mu yoksa kron mu götürmek mantıklı

    • İsa Sarı 27 Mayıs 2014 / 15:16

      Kron götürmek daha mantıklı Evrim Hanım. Euro ile işiniz olmayacak oralarda...

  • Hakan Şengün 12 Mayıs 2014 / 17:17

    Az önce 1650 SEK tutan 3 günlük 2 adet Stockholm Kartı 1350 SEK'e internet üzerinden aldım. IKEA indirim kuponu 30 Eylül 2014'e kadar geçerli...

    • İsa Sarı 13 Mayıs 2014 / 06:32

      Hakan Bey, verdiğiniz bilgi için teşekkürler. Kullanıcılarımıza faydası olacaktır.

  • Hakan Şengün 12 Mayıs 2014 / 17:09

    16-19 Mayıs arası eşimle biz de Stockholm'deyiz. Stockholm kart alacaklara bir tüyo, ödeme aşamasında indirim kuponu kısmına IKEA yazarsanız, 3 günlük kartları 2 günlük kart fiyatına alıyorsunuz :) Geçen sene VISIT2013 ile indrim varmış busene IKEA yazarak....

  • cagla parlar 10 Mayıs 2014 / 20:36

    Merhaba İsa Bey ve Yorumcu arkadaslar,
    Eşimle birlikte 15-19 Mayıs tarihlerinde Stocholm'de olacağız, daha sonra Oslo'ya geçmeyi planlıyoruz.
    Sizlere 3 adet sorum olacak
    1-Stocholm'de otel için tavsiye edeceğiniz bir lokasyon var mıdır yoksa ulaşım rahatlığı dolayısıyla bölge önemli değil midir?
    2-Stocholm'den Oslo'ya trenle gitmeyi düşünüyoruz, tercih edilmeli midir ve nereden bilet alabiliriz?
    3-Oslo'da otel için otel lokasyonu tavsiyeniz var mıdır?
    Şimdiden teşekkür ederim

    • İsa Sarı 11 Mayıs 2014 / 12:13

      Çağla Hanım merhaba,
      Sorularınıza şöyle cevap vereyim:
      1. Herhangi bir yer olabilir. Ulaşım imkanları kolay olduğu için en geç 40 dakikada şehir merkezinde olursunuz. Biz de öyle yapmıştık.
      2. RailEurope'a bakabilirsiniz. Tren tercih edilir genelde.
      3. Oslo Stockholm'e göre daha küçük. Yine şehir merkezinden uzak otelleri seçebilirsiniz bütçe sizin için önemliyse.

      • cagla parlar 11 Mayıs 2014 / 16:32

        İsa Bey çok teşekkürler

  • gizem 9 Mayıs 2014 / 21:36

    merhaba isa bey ben bu yaz isveçe gidecegim ilk yurt dışı deneyimim olacakve çok tedirğinim lund şehrine gideceğim fakat stockholme direk uçuş var ben lund şehrine nasıl gidecegim? ve daha birçok sorum var sizin mail adresinize nasıl ulaşabilirim .....

    • İsa Sarı 9 Mayıs 2014 / 21:49

      Merhaba Gizem Hanım. Lund'a otobüs veya trenle ulaşabilirsiniz, ama imkanınız varsa Kopenhag'dan oraya ulaşmak daha kısa sürüyor. E-posta adresimi size gönderdim.

  • Feyza Coşkun 28 Nisan 2014 / 20:45

    İsa Bey yazınız çok güzel..inanın bir solukta okudum..haziran sonunda biz de eşim ile gideceğiz. Ancak benim sormak istediğim birşey var. Stockholm kart fiyatını 24 saat için 115 sek yazmışsınız ama şu an inmernet siteside 495 sek yazıyor..bu kadar kısa sürede zamlanmış olabilir mi? Bir de 5 günlük almak gerçekten mantıklı mı? 5 günlük şu an yaklaşık kişi başı 325 TL oluyor..kararsız kaldım..cevabınız için şimdiden teşekkür ederim..

    • İsa Sarı 29 Nisan 2014 / 05:32

      Merhaba Feyza Hanım,
      Görüşleriniz için çok teşekkür ederim. 115 SEK ifadesini otobüs bileti için kullanmıştım. Stockholm Card'ın fiyatı 495 SEK. Sıra dışı müzeler görmek ve Stockholm'u doya doya dolaşmak istiyorsanız bence 5 günlük almak daha mantıklı. Açıkçası ben bir daha gitsem bir daha Stockholm Card alırdım. İçinde toplu ulaşım imkanı da, kanal turu da bisiklet turu da. Tabii yine de karar sizin. Müze görmeyi sevmiyorsanız, o zaman çok da mantıklı değil. Ama Stockholm müzecilikte bence bir numara. Oradaki müzeleri gördükten sonra dünyanın başka yerlerindeki aynı türden müzeleri görmeye gerek yok bence. Şimdiden iyi yolculuklar dilerim.

  • ibrahim 13 Nisan 2014 / 19:15

    merhaba... ben yaklasik 2.5 senedir isvecin jämtland bölgesinde ufak bi kasabada yasiyorum e nasipse påsk izininde stockholme gidecegim inanin isa bey sizin seyahat gunlugunuz benim icin cok egitici ve ögretci oldu tesekkurler Nujin hanimin butun söylediklerine katiliyorum ayriyeten saglik konusuna gelirsek turk saglik sisteminin tirnagi olamaz burdaki saglik sistemi özelliklede dis konusu cok pahali bir dis cektirdim 2000 kr yani 600 tl yakin para verdim o parayla istanbula ucakla gidis gelis bileti alir ve disimide cektirir gelirdim evet herkes bir sebepten dolayi burada ama inaninki turkiyede calisma sistemi bura gibi olaydi bir dakika burda durursam adam degilim buranin sadece yasam standartlari ve calisma sistemi guzel gerisi 5 para etmez saygilar

    • İsa Sarı 14 Nisan 2014 / 06:21

      İbrahim Bey,
      Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sanırım bu konuda bir hemfikirlik oluştu. Okuyucularımız için de çok faydalı olacak yazdıklarınız.

  • Hüseyin AŞIK 17 Mart 2014 / 15:34

    İsa hocam izlenimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz. yarın kısmet olursa stocholme uçacağız. yazınız bizim için de bir ön hazırlık oldu. teşekkürler

    • İsa Sarı 17 Mart 2014 / 15:41

      Ben teşekkür ediyorum. Şimdiden güle güle gezin diyeyim.

  • Havva Alkan Bala 13 Mart 2014 / 12:39

    Sayin Isa Sari'
    onunuzde saygi ile egiliyorum...7 gunde bu kadar yeri bu kadar bilincli gezmek...sizin tavsiyelerinize ihtiycim var...7 gundur LUND tayim...3 ay burada kalacagim...sizin sayfanizi gorunce mutlaka sizden seyyah ruhunu kapmak adina kontaga gecmek isterim...sevgi ve saygilar

    • İsa Sarı 13 Mart 2014 / 18:00

      Merhaba Havva Hanım,
      Çok teşekkür ederim görüşleriniz için. Yazdıklarım faydalı oluyorsa bundan onur duyarım. Tabii ki, istediğiniz zaman istediğiniz konuda irtibata geçebilirsiniz benimle. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. Bunun için iletişim sayfasındaki formu ya da isasari.tr ('@') gmail.com adresini kullanabilirsiniz. Selamlar...

  • mustafa mutlu 28 Şubat 2014 / 08:36

    Her arkadaşın yorumunu ayrı ayrı okudum vede çok begendim,bn varberg şehrine fizyoterapist olarak gitmeyi düşünüyorum,daha önce 2 kez gitmiştim,umarım herşey iyi olur

    • İsa Sarı 28 Şubat 2014 / 13:15

      Yorumunuz için teşekkürler Mustafa Bey. Her şeyin umduğunuz gibi olmasını dilerim ben de...

  • Nujin 12 Şubat 2014 / 21:20

    Merhabalar! Ben 4 yıldan fazladır isveçte yaşıyorum. Buraya ailemle beraber taşındım 16 yaşındayken. Burada eğitim görüyorum, 1 senedir de sağlık sektöründe çalışıyorum. Genel anlamda güzel bir ülke isveç ama yukarıda Ali beyin dediklerine de katılıyorum. Hepsi doğru. İnsanlar hoşgörülü, tanışmasanız ama göz göze gelseniz bile bir birinize selam veririsiniz. Bu sokakta da böyle. Ama Ali bey haklı. Sadece isveç değil bütün avrupalılar hiçbir göçmeni hiçbir zaman gerçek anlamda sevmez. İsveçlilerde böyle. Eğer onların ortamında değilseniz onları tanıyamazsınız ve ne düşündüklerini bilemezsiniz ama yakından görünce ne mal oldukları ortaya çıkıyor. Isveç bazen öyle bir ülke ki psikolojik olarak hastalanmanız an meselesi, yalnızlıktan kafayı yiyecek hale geliyor insan bazen. Ha biz göçmenler olmasaydık bu avrupalılar hayatları boyunca patates ve sosis yerdi! (Abartmıyorum) bizim sayemizde yemeğin ne olduğunu öğrenmiş bunlar. Ha İsveç'teki en önemli şey o insanın vergisi. Vergi ödemek herşeyden önemli bu ülke. Ayrıca yapacak fazla da birşey yok burda hayat çok monoton geçiyor. Evet hayat standartları yüksek ama isveçlilerle kendileri bile o kadarda mutlu insanlar değiller. Hollanda'da kş amcam isveç e deliler ülkesi diyor :) haha! Haklı! Ilk başlarda hak vermiyordum ama şimdi ne demek istediğini anlıyorum. Hava insanı gerçekten etkiliyor. Soğuk hava soğuk bir insan olmanıza neden oluyor. Bende öyle olup çıkı verdim işte! Bu yüzden Türkiye'de ne arkadaşlarım ne de akrabalarımla acil birşey olmadığı sürece iletişime geçmiyorum. Herşey çok yoğun bu ülkede. Bazen uyumaya fırsat bulamıyorum ! :/ yoğunluktan kastım sürekli bir şeylere yetişme telaşında insan. İş okul bunlar gerçekten isveçte yorucu. Türkiye'de ki gibi bazen boşver diyemiyorsanız. Zaman çok önemli bir yerde olmanız gerekiyorsa o süreden önce orda olmanız lazım. "Ay 10 dakikalık geç kaldım canım ne olacak" diye bir kavram yol burda. En güzel şeyi ne biliyormusunuz sistem oturmuş burda. Ve eğitimi çok kaliteli. Ama insanlar genelde matematik derslerinde çok kötü :) eğitim sistemi 100 % çok farklı Türkiye'dekinden . Zaten en çok sevdiğim şey eğitimin kaliteli olması. . Tavsiyem şu. Türkiyede guzel bir işiniz ve maaşınız varda buralara gelmeyin ;) okej ? İsveöi kötülediğimi düşünebilirsiniz ama bir ülkenin sadece pozitif yanı yoktur. Negatif yanlarınıda bilin istedim. Nankör damgası vurmayın yani :) eğitimim bittikten sonra dady olarak Güney Kore de 1 sene kalmak istiyorum. Eminim orası burda 100 kat daha eğlenceli :) buraya geleceğinize oraya gidin. Ha Türkiye de ki o politik sorunlar, 100 yıl daha uğraşsa oturamayacak olan sistem, dedikodu, az maaş, işsizlik ( Avrupa mezunu için değil tabi) iki yüzlülük , bu sebeplerden dolayı da Türkiye ye de temelli geri dönmek istemiyorum maalesef. O yüzden bu ülkede delirtmeyin göze alıyorum :D sanırım içimde çok şey biriktirmişim baksanıza döktüm herşeyi bu ara hay Allah! :/
    Umarım herkes/ hepiniz çok guzel hayatlara sahipsinizdir ve hiç bir neden den dolayı kendi ülkenizden ayrılmazsınız. Tatile gelin tabi o ayrı :)
    Ha bana da şans dileyin okej?
    Ha det bra allihop. Hoppas ni får det bästa! ❤️

    • İsa Sarı 12 Şubat 2014 / 22:00

      Bu renkli yorumunuz için teşekkür ederim. Ben keyifle okudum ve eminim diğer ziyaretçilerimiz de aynı keyifle okuyacaktır :) Elleriniz dert görmesin...

    • Ceren Gunt 6 Mart 2014 / 10:13

      Merhabalar.Ben Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı olarak Türkiye'de doktorluk yapıyorum.Ancak sizin bahsettiğiniz gibi mevcut nedenlerden dolayı burdaki sistemden gerçekten yorulmuş durumdayım.Sağlık sektöründe çalıştığınızı yazmışsınız. İsveç'te doktor olmak konusunda veya standartları konusunda bilgi verirseniz sevinirim.

      Şimdiden teşekkürler ve Güney Kore'de bol şanslar...

      • Nujin 6 Mart 2014 / 17:03

        Merhaba Ceren!
        Eğer burda doktorluk yaparsan eminim Türkiye'de yorulduğun kadar burda yorulmazsın. Eminim her doktor yada her sağlık çalışanı hastalarıylaen ince ayrıntısına kadar ilgilenip yardımcı olmak ister işte bu isveçte mümkün, burda çalışırsan eğer emin ol işinden zevk de alırsın çünkü ben çok zevk alıyorum işimden çalışırken, bazen ne kadar yoğun olsada :) çünkü burda çok az vaka oluyor, yani o bildiğiniz Türkiye'deki olayların yüzde belki biri var. Ben şimdiye kadar kavga edip gelen hasta hiç görmedim mesela :) tabi 9 milyonluk bir ülke ile 75 milyonluk bir ülkeyi karşılaştırmamız çok yanlış olur. Gel gelelim sizin durumunuza! Eğer üniversiteyi İngilizce okuduysanız çok ama çok rahat buraya yerleşenimiz ve hemen işe alınabilirsiniz çünkü isveçte sağlık alanında işçiye çok gereksinim duyuluyor özellikle doktorlara. Burda yaşayan bşr sürü Polonyalı doktor var. Ama eğer Üniversiteyi Türkçe okuduysanız sanırım oradaki dersleriniz buradakilerde kıyaslanacak ve ona göre kadar verilecek ama yinede zor değil. Eğer Türkiye Avrupa Birliği ülkesi olsaydı bu şartların hiçbirine gerek kalmazdı, Polonyalılarında çok kolay gelemesinin nedeni zaten bu. Afganistanlı bir komşum vardı. Eşi doktordu sanırım yaklaşık 2 sene isveççe eğitimi aldıktan sonra hastanede çalışmaya başladı ama sanıyorum ki adamın ingilizcesi de iyiydi. İsa beyin de dediği gibi eğer İngilizce iyi biliyorsanız bu ülkede zorlanmazsınız. Ama eğerki buraya Kessinlikle gelmek istiyorum derseniz Kessinlikle ve şiddetle gelmenizi tavsiye ederim! En fazla yani Maximus en kötü ihtimalde 2 sene belki birkaç au daha fazla isveççe dil eğitimi aldıktan sonra çalışırsınız ama tam olarak da nasıl bilmiyorum. Yani bu konuda konsolosluğu arayıp bilgi isterseniz orda detaylı öğrenebilirsiniz çünkü burda herşey kanuna dayalı Bu durumda hangi yasalar devreye giriyor pek emin değilim :) umarım bu bilgiler işinize yarar eğer merak ettiğiniz ya da kafanıza takılacak başka şeyler olursa lütfen sorun :)
        Ah iyi dilekleriniz içinde ayrıca teşekkür ederim aynı dileklerde bende sizin için umuyorum. Kolay gelsin ;)
        İsa bey sizede teşekkür ederim yorumunuz için benim için burda yazmak çok zevkli :)

    • Sevilay Utku 25 Mart 2014 / 20:08

      Merhaba Nurjin,

      Biz ailecek Isvec'e yerlesmeyi ciddi olarak dusunuyoruz. Bu yazilar bize cok yardimci oluyor. Paylasimlar icin tesekkurler ozellikle size, blogun sahibi Isa Bey'e ve katilan herkese. Sormak istedigimiz ilk olarak saglik sistemi ile ilgili: yazilanlarda saglik sisteminin Turkiye'den cok kotu oldugu soylenmis. Ayni zamanda doktor hastaya daha fazla zaman ayirabiliyor demissiniz. Bu yuzden biraz kafamiz karisti. Saglik sistemini biraz detaylandirabilir misiniz.

      Ayrica irkcilik veya ayrimcilik tam olarak ne boyutta. Mesala biz Universiteye akademisyen olarak gelecegiz. Universite ortamlarinda ayrimcilik var mi?
      Stockholm ile daha kucuk sehirler arasinda ayrimcilik bakimindan bir fark var mi? ornegin istedigimiz muhitten ev satin almamizda bir sorun cikar mi?

      Son olarak oturma izni ve vatandaslik sureci nasil isliyor ve sosyal haklardan (mesala cocuk yardimi, krese gelirin %3 unu odemek, saglik sigortasi vs.) surecin hangi asamasinda yararlanmaya basliyoruz ?

      Simdiden cok tesekkur ederiz cevaplarin ve ayirdigin sure icin
      Sevgiler

      • Nujin 27 Mart 2014 / 15:08

        Merhaba Sevilay..
        Yazdiklarim size yardimci oluyorda ne mutlu bana :) biraz gec cevao vermis oluyorum ama sinavlarimdan dolayi ancak bugun vakit ayirabiliyorum.
        saglik alaniyla ilgili sunlari söyleyebilirm, turkiyedekinden kötu derken su anlamda sötledim ben, turkiyede gunde bir hastaneye belki 20 den fazla vaka gelebiliyordur bu her turden vaka olabilir bu yuzden turkiyedeki saglik calisanlari cok fazla tecrube kaanmis oluyorlar ama Isvec gibi 9 milyonluk bir ulkede ve ki bunlar isveclilerse degilde gunde kac yilda bir böyle olaylara rastlamak zor bu yuzden biz isvecteki aglik calisanlari bu yönde fzla deneyim sahibi olamiyoruz ve deneyim kazanabilmek icinde en az 1 sene olmak uzare yurtdisinda calismayi göze aliyoruz. ( bunu bende yapicam kessinlikle). ama diger sekillerde turkieden cok cok daha önde, saglik calisanlri hastalara son derece saygili ve nazik ve kessinlikle isini en dogru sekilde yapma istegi var, fakat sunuda belirteyim isvecte saglik calisanida hastada kanunun ne demek oldugunu bidigi icin herkes hangi hakka sahip oldugu bilincinde davranir burda, hagi saglik calisaninin haddine bir hastaya sinirlenmek yada sesini yukseltmek yada hangi hastanin hadine bunu saglikciya yapmak. bir arakadas eger icerde kahve iciyorlard´sa kilini kipirdadip kalkmaz demis, ecet kalkmaz sonucta aglikcida bir insan ve hastayi ne kadar dusunmek gerekirse kendi sagliginida dusunmek zorunda, baskasini kurtaracakken kendi hayatindan olamaz bence. Ama Isveclilerin kessinlikle iyi oldugu konukanser hastaliklarinda cok ilerlemis olmalari, ve engelliler konusunda onlari toplumun bir parasi yapma konusunda suphesiz en dogru yollari kullaniyorlar. Dedigim gibi evet teshisi koyana kadar zaman alabiir ama hastaylada cok ilgilenilir. ayrica hastane materyali konusunda da herseye sahibiz burda evet belki hastane binalari 70 yildan daha eski olabilir ama Isveclilerden ögrendigim sey eger o sey kullanilabilecek haldeyse sonuna kadar kullanilir.

        irkicilik konusuna gelince. gecen isvecli arkadaslarimla otururken konustugumuz konuyu söyleyeyim size: okula bazrn ankt yapmak icin degisik partilerden okullara gelip ögrenciler soru soruluyor, adamin bana sordugu soru söyleydi; okullarda en ok kaale alinmasi gereken konu nedir diye ben cevap olarak notlari söyledim ama secenekler arasinda "irkiciligin azaltilmasi" da vardi. bunu isvecli arkadaslarima söyledim gulduk beraber, onalrin dedigi söyleydi heryerde ve her zaman diliminde muhakkak gerizekali irkcilar olacaktir ama kimin umurunda bu dediler. yani dmek istedigim her ulkede oldugu gibi Isvec´te de irkicilar % 5 muhakkak vardir. ama turkiyenin su an ki durumu ila karsilastiracaksak bu yuzdelik ne ki? ama isvecliler göcmenlerden su sekilde haz etmez ki calisan ve okuyan bir gözmen olarak buna bende kessinlikl katiliyorum; isvece gelip calismadan, dil ögrenmeden ve surekli devletten para beklentisi halinde olan göcmenler sevilmez burada. en önemli seylerden biri daha önce dedigim gibi vergidir, vergi bu ulkede herseydir, vergi ben veriem v onlar evlerindeoturup yiyecek öyle mi? ne ala memleket!! irkiciligin olusmasinin nedeni bu baska bir sey degil yani yine biz göcmenler buna yol aiyir maalesef. hasta ve ya baska bir problemi olmaigi surece niye bir inan sadece evinde otursun ki? cok sacma ve haksizlik.. yoksa eger diger avrupa ulkeleri ile karsilastiracaksak Isvec te cok cok az oranda var irkcilik, yani toplumdan bir birek olmak sizin elinizde diyebilirim. universite ortamlarinda da öyle irkilik olaylarina rastlayabileceginizi sanmiyorum aksine ulkelerine gelip onlara yarar saglayacaginiz icin sevileceksiniz ;)
        Stockholm buyuk bir sehir inanlar birbirinin umurunda olmaz, ben Stockholmden 3 saat uzak kucuk bir yerde kaliyorum (Alfred Nobelin evinin oldugu sehirdeyim:) ) benim kaldigim yerde cok cok az var genelde herkes bir biri ile arkadasti benim kaldigimyerde ve isvecte dgan göcmenler göcmen deigil isvecli olarak adlandirilir ki banada öyle dediler gecenlerde, burdasin artik burda buyuyorsun turkiyeliyim deme dediler ;D hahha

        istedginiz muhitten ev alma konusunda ise; hesabinizda yeterli para oldugu surece ve bankaya guvence verdiginiz surece sorun cikabilecegini sanmiyorum ama söyle söyleyebilirim ki banka sizi sizden saha cok dusunecek bukonuda yani bankaya vereceginiz para disinda size de gecinebilmeni icin yeterli para klamasi gerekir ve bunu maasinizla da kanitlamalisiniz onlara aksi takdirde size ev smazlar :)

        oturum izni buraya gelis sebebinize göre degisir, suanda suriyeliler cok geliyor ve kisa surede oturum hakki aliyorlar savastan kactiklari icin fakat bu oturum gecici, hangi ulkeden ve ne sebeple geldiginize bagli olarak bu surec farkli isler. ama siz akademisyen olarak gelecekseniz bir sorun cikabilecegini sanmiyorum bizim isvecte buna ihtiyacimiz var cunku ;)
        vatandasik ise otururm aldiktan 5 sene sonra vatandaslik alabilirsinz fakat bu 5 sene icinde hicbir olaya karismamis olmaniz ve vergide hicbir sorununuz olmamasi lazim yoks uzadikca uzar.
        ben burda vatandas olsugum icin krelere falan para vermiyoruz, aynizi orurum sahipleri icinde gecerli. isvecte olan her cocuk 1050 kron para alir her ay ister anne baba calissin ister calismasin bu cocugun hakkidir. cocuk 20 yasina gelene kadarda dis sagligi devlet tarafindan kontrol altindadir ve 20 yasina kadar ucret denmez cocuk icin. eger cocuklariniz hala kucukse simdiden gelin ki onlar icin buraya alismak zor olmasin ve hemen dil ögrenebilsinlik, cocuk buyuyup buraya gelince alismasi aman aliyor,
        saglik sigortasi burdaki bir kanuna göre her yil sadece belirli bir uceret ödenir ve bundan sorasi dvlete aittir ayni sey ilaclar icinde gecerli, bu ecret en fazla 500 kron ( 150 tl falan eder galiba ). oturum alir almaz hemen hemen butun haklara sahip olursunuz burda. size tavsiyem yanlis anlamayin ama vergi konusunda dikkatli olun eger calicaksaniz ne kadar vergi ödediginzen haberdar olun cunku yilin sonunda ödediginiz veriginin cok kucuk bir kismi size geri ödeniyor bu yuzden bunu bilmek yararli. birde vergi kacakciligi konularinda dikkatli olun ve faturalarinizi zamaninda ödediginzden emin olun yoksa isminiz Isvecte (kara liste dedimiz) listeye karsmasin yoksa isminiz tekrar aklanincaya kadarbircok haktan mahrum birakilirsiniz.. ama siz hem guzel hemde yarali bir sebepten buraya tasinacaginiza göre size tavsiyem gelin ve yasayin kaydeceginiz birsey olacagini sanmiyrum memnunkalmasanizda orda eviniz falan varsa satmadan gelin ki geri döndugunuzde orda da kafaniz rahat olsun.
        umarim verdigim bilgiler isinize yarar. kafaniza takilan birsey olursa tekrar sorun lutfen ;)
        simdiden hosgeldiniz :)

    • Sevilay Utku 27 Mart 2014 / 18:47

      Selam Nurjin,

      Cok Cok tesekkur ederiz verdigin ayrintili bilgiler icin gercekten cok yararli oldu bizim icin. Oradan birisinin agzindan bunlari duymak icimizi rahatlatti inanki. Oldukca pozitif dusunuyoruz simdilerde Isvec icin, bir de size Isvecte en hosunuza gimeyen seyin ne oldugunu sorsak ne dersiniz merak ediyoruz :)
      Nurjin ben de saglik calisaniyim kendimle alakali olarak sizinle emailden yazisabilirmiyiz? Benim adresim utkusevilay@gmail.com
      Son olarak akademik ortamla alakali baska sorularimiz daha var. Sizin bildiginiz Turkiyeli bir akademisyen var mi?
      Sevgiler...

  • Ayşegül NAS 10 Şubat 2014 / 11:25

    İsa Bey ...Temmuz veya Ağustos aylarından birisinde 15 günlük ev değişimi (Home excehange) ile Stokholm'e ailecek gideceğiz .Sizin bilgilerinizden yararlanacağımdan emin olabilirsiniz.Bilgilerden dolayı çok teşekkür ederim.

    • İsa Sarı 10 Şubat 2014 / 14:34

      Ayşegül Hanım,
      Mesajınız için ben teşekkür ederim. Şimdiden iyi yolculuklar diliyorum.

  • Nuray Satılmış 3 Şubat 2014 / 12:29

    İsa bey merhaba. Paylaşımlarınız için tşkler. Stocholm Havaalanından Trelleborg a nasıl gidebiliriz acaba bu konuda yardımcı olabilirseniz sevinirim. Şimdiden tşk ederim.

    • İsa Sarı 3 Şubat 2014 / 13:31

      Nuray Hanım merhaba,
      Stockholm Havaalanından Trelleborg'a en iyi ulaşım, Malmö veya Kopenhag Havaalanlarından otobüs ile görünüyor. Yani bu durumda, Stockholm Havaalanından tekrar uçakla bu havaalanlarından birine gideceksiniz ve oradan da taksi veya otobüsle Trelleborg'a ulaşacaksınız. En yakını Malmö. Malmö Havaalanı ile Trelleborg arası 25 km, yani oldukça kısa. Bunun yanı sıra havaalanından araba kiralayıp da Trelleborg'a gidebilirsiniz, ama yaklaşık 650-700 kilometrelik bir mesafe var iki şehir arasında.

  • Yiğit Çiçekci 24 Ocak 2014 / 15:57

    İsa hocam maşAllah. Pek güzel anlatmışsınız. Ama keşke kışın gitseydiniz. Emin olun kışın bunun 5 katı güzel oluyor. Ben geçen sene aralık da gitmiştim resmen aşık oldum bu şehre :)

    • İsa Sarı 24 Ocak 2014 / 17:08

      Çok teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. Eminim kışın da güzeldir, karlar altında bilhassa. Tekrar gitme imkanım olursa, bu kez kışın gideceğim o halde :)

  • Karin Bal 22 Ocak 2014 / 18:15

    Merhaba İsa Bey, çok keyifli ve detaylarla dolu bir yazı hazırlamışsınız. Bende keyifle yazınızı okudum ve uzaktan da olsa gitmiş kadar oldum. Bende ileri ki dönemde gitmeyi düşünüyorum.

    • ali bey 26 Ocak 2014 / 11:14

      merhaba ayka,
      evet saglık hizmetleri türkiyenin abartısız 20-30 yıl gerisinde.hatta türkiyenin yanında bir saglık hizmeti yok bile diyebiliriz.türkiyede aynı gün içerisinde 2-3 ayrı uzman doktora görünebilirsiniz, burada bu 2-3 ayınızı (abartısız)alır.türkiyede acil serviste 10 dk beklese insanlar kavga çıkartır.burada bu süre çok çok acil durumlar(şiddetli kanama gibi)hariç en az 3 saaten baslar.arkadasın birinin 5 yasındaki kızının ayagına dolap düstü o halde 5 saat beklediler ve sonunda doktor degil hemsire baktı :)evet bunlar gerçekler.ben burada doktora gittim(özel hastane değil) sadece muayene ücreti 2900 sek=1100 tl verdim.tr de 100 liraya özel hastaneye gidebilirsin.ağrıdan kıvransan bile doktor kahve molasında ise eğer son yudumunu bitirmeden yerinden kaldıramazsınız,diretirseniz polislik olmanız an meselesidir.kısacası avrupa artık makyajı dökülmeye baslayan 100 yasındaki birisi gibi.o açıkladıkları en yasanılabilir 100 sehir vb.şeylerle sadece üzerine fondoten sürüyorlar.gerçekler çok farklı inanın.

  • Ayka 20 Ocak 2014 / 12:07

    Merhaba. Merak etdim burda bir arkadas saglik bakimindan turkiyeden geri oldugunu soyledi.Gercekden oylemi? Lutfen bilgisi olanlar cevaplasinlar.

  • ali bey 18 Ocak 2014 / 02:12

    8 aydır isveçte yasıyorum,stockholmde. yaklasık 3 yıl burada olacagım nasipse.ne yalan söyleyim trafikteki saygı ve doğası dısında anlattığınız övdügünüz bir çok seye katılmıyorum.belki turist olarak kısa süreli gezince güzel olabilir,ama yaşamaya gelince lütfen,,istanbulun ayagının tozu olamaz.ayrıca masmavi baltık denizi demişsiniz,ben daha bir gün mavimsi bile görmedim.adı üstünde baltık denizi.insanların içlerindeki o gizli ırkçılığı hissetmeniz için burada biraz zaman geçirmeniz gerekiyor.yani o kadar da masum değiller inanın. ayrıca sanırım e4 ve e 20 deki aksam trafiklerinin istanbula rahmet okuttuğunu da görememişsiniz.sağlık hizmetlerinin türkiyeden abartısız 30 yıl geride olduğunuda ben ekliyeyim gelen arkadaslar kendilerine dikkat etsinler hasta olmasınlar:)insanlar o kadar tembel ki yasadığım yerde yaklasık 8 km lik tren hattı yenilemesi 2 yıl sürecekmis,istanbul ankara hızlı tren hattının 3 yılda bitecegi düsünülürse tembellikleri daha iyi anlasılır.kısacası vatanım ah vatanım.

    • İsa Sarı 18 Ocak 2014 / 06:08

      Ali Bey merhaba,
      Dediklerinizde haklısınız açıkçası. Biz turist olarak gözlemliyoruz ve çoğu şeyi göremiyoruz ya da sadece iyi yönlerini görmeye çalışıyoruz. Elbette arka planını bilemeyiz. Bunun için, sizin gibi uzun süre orada yaşamak lazım. Yorumunuz için teşekkür ederim. İsveç'i merak edenler için büyük bir katkı olacaktır. Anılarınızı vs. de paylaşmanız okuyucular açısından daha faydalı olacaktır.

  • betul 29 Ekim 2013 / 21:28

    İsa Bey size ne kadar teşekkür etsem az. İzlememi söylediğiniz bütün videoları inceledim çok önemli verilere ulaştım. İlginiz, emeğiniz ve göstermiş olduğunuz nezaketinizden dolayı size teşekkürü gerçek anlamda bir borç biliyorum... umarım sizin de söylediğiniz gibi Stockholm'e gitme imkanı bulabilirim..
    bu çalışmayı okulumuzda bulunun neredeyse altmış öğrenci yapacak. Bana sunmuş olduğunuz veriler sayesinde bende ödevimin büyük bir kısmını tamamlamış olacağım...
    benim yorumumun altında bulunan bu linki bir haftalığına gizle imkanınız olursa çok sevineceğim. Çok teşekkürler. Bol seyahatler:)

    • Bekir Maral 5 Ocak 2014 / 00:07

      İsvec evleri ahşaptır ve kalabalık olmayan her şehirde bölgede bu sekildedir pencereden mutfagına Türkiyedekinden farklı dır. isvecteyim selamlar

  • betul 26 Ekim 2013 / 22:18

    Merhaba İsa Bey. Öncelikle yazınızı büyük bir keyifle okudum. Yazınızı okumadan önce Stockholm hakkında belgesel izlemiştim. Sizin yazdıklarınız sayesinde Stockholm adeta gözümde canlanıverdi, gitmiş kadar oldum diyebilirim. Size bir sorum olacaktı. Geziniz sırasında herhangi bir konutu incelemeye aldığınız oldu mu?Demek istediğim ilginizi çeken tek katlı konut yapısı oldu mu? Ben mimarlık öğrencisiyim bu nedenle orada bulunan insanların nasıl yapılarda yaşadığını merak ediyorum. Bunun üzerine kısa bir ödev hazırlamam gerekiyor bana yardımcı olursanız çok sevineceğim. Şimdiden çok teşekkür ederim.

    • İsa Sarı 27 Ekim 2013 / 13:30

      Merhaba Betül Hanım,
      Görüşleriniz için teşekkür ederim öncelikle. Maalesef doğrudan öyle bir gözlemim olmadı, ama Skansen adlı açık müzede İsveçlilerin tarih boyunca yaşadıkları tek katlı evler görülebilir. Şimdiden iyi çalışmalar dilerim.

      • betul 27 Ekim 2013 / 17:30

        Bilgilendirmelerinizden dolayı size tesekkur ederim İsa bey.Umarım istedigim bilgilere ulasabilirim.

    • Fügen 27 Ekim 2013 / 16:09

      Merhaba Betül Hanım,
      Bu sene 12-19 Ekim tarihleri arasında Stockholm'e ilk kez gittim. Bugüne kadar gördüğüm 26-27 ülke içerisinde 2. kez bir ülkeye ve şehre aşık oldum. 19-20 Ekimde de 1,5 günlük bir Götoburg'u gezme şansım oldu. Stockholm'den Göteborg'a da trenle gittim size söyleyebileceğim tek şey lütfen ne yapıp edip mutlaka gidin. Şansıma mükemmel bir hava vardı aynı bizim İstanbul gibi güneşli ve çok soğuk olmayan yağışsız bir havada gezmek nasib oldu ama size tavsiyem oraya haziran ayında gidin hem de yaklaşık 21-22 saatlik gündüz olayaını da izlemiş olursunuz. Size bir web adresi veriyorum oradaki videoya tıklayın çok kısa ama o tek katlı evleri dışarıdan da olsa görün. Dilerim bana tekrar sizede ilk kez gitmek en kısa zamanda nasib olsun.

      Möja-Stockholm archipelago yazan yere tıklayın lütfen o bitince de 9 tane kare açılacak görürsünüz Grinda ve diğerlerine de tıklayıp izleyebilirsiniz.

      http://www.stromma.se/sv/Skargard/Cinderellabatarna/Resmalsfilmer/Moja/

  • Levent Atilla 9 Ekim 2013 / 16:24

    İsa bey yazınızı keyifle okudum,teşekkürler.Kasım ayında eşimle beraber stockholm'e gideceğiz sadece 3 günlüğüne ve sizin kalmış olduğunuz otelden rezervasyon yapmış bulunmaktayım,umarım yazmış olduğunuz gibi rahatça bulabiliriz,şehir içi otellerine göre fiyatı çok uygun oldu.Daha önce helsinborg da iş için kalmıştım genel olarak isveç'i ve insanlarını çok sevmiştim hatta eşime diyorum ki hayatında ilk defa insan ırkını tanıyacak,göreceksin ;)
    Saygılar dilerim.

    • İsa Sarı 9 Ekim 2013 / 16:31

      Yorumunuz için ben teşekkür ederim Levent Bey. Kasım ayında Stockholm biraz soğuk olacaktır büyük ihtimalle, ama 3 gün için değer elbette :) Otelden memnun kalacağınıza eminim. 1 otobüs (3-4 durak) ve 1 metro (11 durak) ile şehir merkezinde olacaksınız. Yalnız, otelin civarındaki otobüs istasyonundan metro duraklarına ulaşım sağlayan iki otobüs hareket ediyor. Bunlardan biri uzaktaki metro istasyonuna (Fruängen) götürürken, diğeri daha yakın bir metro istasyonuna (Skärholmen) götürüyor. Otobüs numaralarını tam hatırlamıyorum, ama otelin yanındaki durakta tablolar var. Oradan bakabilirsiniz. Belki diğer bir gün de uzaktaki hattı tercih edebilirsiniz, böylece farklı yerler görmüş olursunuz. Şimdiden iyi gezmeler diliyorum.

  • mehmet ölmez 7 Ekim 2013 / 23:48

    merhaba, verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederim, ben de 12 ekimde stockholm'e gideceğim,bir sorum olacaktı ; stockholm card'ı havaalanından şehir merkezine gitmek için kullanabiliyormuyuz?

    • İsa Sarı 8 Ekim 2013 / 07:13

      Merhaba Mehmet Bey,
      Evet, yolu biraz uzatsa da, Stockholm Card'ı havaalanından şehir merkezine gitmek için kullanabilirsiniz. Bir otobüs ve ardından bir de tren kullanmak zorundasınız bu şekilde.

  • Fügen 2 Ekim 2013 / 00:29

    Merhaba İsa Bey,
    sizden bir ricam olacak. Stockholm Card la ilgili bir sorum var yanıtlarsanız sevinirim. Şimdiden çok teşekkürler. Bu kartı internetten alayım mı yoksa oraya gittiğimde mi alayım acaba fiyat farkediyor mu. Bu konu hakkında bilginiz var mı?

    Saygılarımla,
    Fügen

    • İsa Sarı 2 Ekim 2013 / 07:41

      Merhaba Fügen Hanım,
      Herhangi bir fiyat farkı olmuyor. Arlanda Havaalanından ya da Stockholm şehir merkezinden de aynı fiyata satın alabilirsiniz.

  • Fügen 28 Eylül 2013 / 01:02

    Merhaba İsa Bey, az önce yazınızı baştan sona büyük bir keyifle okuyup bitirdim ellerinize sağlık harika bilgiler edindim. 12 Ekim'de İstanbul'dan Stockholm'e 20 Ekimde Göteborg'dan İstanbul'a uçacağım. Tek başıma gezeceğim imkânlarımda kısıtlı ama elimden geldiğince tabanvaya kuvvet görebildiğim kadar yer görmek istiyorum. Sizin yazınız benim için çok faydalı oldu. Çok mükemmel olmasa da işimi görecek kadar ingilizce ve almancam var ama tabi ki insanın kendi dilinde gideceği ülke hakkında bilgi sahibi olması çok güzel. Allah razı olsun sizden teşekkürler.

    • İsa Sarı 28 Eylül 2013 / 15:00

      Fügen Hanım merhaba,
      Görüşleriniz için teşekkür ederim. Faydalı olduysa ne mutlu bana... Bence bir şehri tanımanın en iyi yolu yürümektir. Bence en iyisini yapacaksınız. Şimdiden iyi tatiller dilerim.

  • Erkan Hirik 14 Eylül 2013 / 12:01

    İsveç gerçekten de Avrupa'nın en gelişmiş ülkelerinin başında geliyor. Stockholm'e gittiğimde hayran kalmıştım. İnsanoğlunun eksi bilmem kaç derecelerde bile müthiş ülkeler oluşturabileceğinin en güzel örneğidir İsveç...

    • İsa Sarı 18 Eylül 2013 / 07:32

      Biz sonbaharda gördük İsveç'i, ama en çok kışınki halini merak ediyorum. Özellikle ülkenin kuzeyi nasıldır, bunu görmek ve yaşamak isterdim doğrusu.

  • Gürkan Bilgisu 6 Eylül 2013 / 21:53

    İsa hocam çok keyifli bir yazı olmuş, zevkle okudum ve açıkçası gidip görmeden hayran kaldım. Stockholm'e gitmek artık hayallerim arasında yer alıyor :) Siz de çok keyif almışsınız belli. Sahiden gidip görülesi bir yer gibi duruyor. Kaleminize sağlık. Başarılar, iyi çalışmalar.

Bir yorum bırakın

Gerçek adınızı ve soyadınızı giriniz. E-posta adresiniz gizli kalacaktır. Eğer varsa, ağ sayfanızın adresini yazınız.