Kişisel Ağ Sayfası
www.isa-sari.com

Viyana İzlenimlerim ve Gezi Notlarım

2 Ekim 2013 Çarşamba 69 yorum İsa Sarı

Yüzyıllar boyunca Avrupa'nın en önemli kültürel ve siyasî merkezlerinden biri olmuş ve bu kimliğini kısmen de olsa günümüzde de korumayı başarabilmiş Viyana, sadece Avusturya'nın değil, aynı zamanda sanatın ve müziğin, ayrıca Avrupa tarihinin başkenti niteliğinde. Burası, bir bakıma Batı medeniyetinin doğu sınırı sayılabilir (haritaya bakıldığında, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır). Avusturya'nın dokuz eyaletinden en büyüğü olan 2.5 milyonluk bu şehirde sanatın her çeşidini, Avrupa tarihinin derinliklerini ve dahasını görebilmek mümkün. Birleşmiş Milletler, OPEC gibi uluslararası oluşumlara da ev sahipliği yapan bu şehirde, her ne kadar yağmurlu bir sonbahar haftasına denk gelse de, dolu dolu altı gün geçirme fırsatı buldum. Bu yazımda Viyana'ya dair izlenimlerimi ve Viyana'da görülmesi gereken yerleri anlatmaya çalışacağım.

Kuzeyinde Çek Cumhuriyeti ve Almanya, batısında İsviçre ve Lihtenştayn, doğusunda Macaristan ve Slovakya, güneyinde ise Slovenya ve İtalya ile çevrili olan Avusturya, bu durumuyla, bir bakıma Avrupa'nın merkezinde konumlanmış sayılabilir. "Müziğin şehri" ve bunun yanı sıra "hayaller şehri" olarak da bilinen, Avusturya'nın başkenti Viyana ise, Avusturya'nın en doğusunda, Slovakya sınırlarında konumlanmış. Dünyanın en iyi yaşanılabilecek şehirleri listelerinde genelde ilk beşte ya da ilk üçte yer alan şehirdeki kültürel ve sanatsal etkinlikler, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, şehrin temiz havası gibi etkenler bu anlamda oldukça etkileyici. Bunun yanı sıra, özellikle klasik Batı müziğinin buradan gelişip yaygınlaşması dolayısıyla da Viyana apayrı bir öneme sahip. Sonuç olarak, dünyanın ilk psikoanalisti sayılan Sigmund Freud'u da yetiştiren Viyana, standart bir gelişmiş Batı şehri niteliğinde: sorunsuz işleyen yaygın bir toplu ulaşım sistemi, temiz cadde ve sokaklar, korunmuş tarihi yapılar ve saraylar, onlarca müze, saygılı insanlar vd.

Viyana Tiyatro Binası

Viyana Tiyatro Binası

Viyana, genel itibariyle karasal iklime sahip bir şehir. Baltık ülkeleri gibi devasa yeşil alanlara ve ormanlara sahip olmasa da, uçaktan bakıldığında şehre genelde yeşil tonlar hâkim. Yazların çoğunlukla sıcak, kışların ise soğuk geçtiği bu şehri ziyaretimde, burada bulunduğum altı günün 5'i maalesef yağmurlu, kapalı ve kısmen de soğuktu. Bu bakımdan, özellikle bahar aylarında buraya gelirken tedbirli olmakta yarar var. Tuna Nehri'nin (yerel dilde Donau) adeta ikiye ayırdığı şehir son derece düz bir arazi üzerine kurulmuş. Cadde ve sokakları dar olsa da, trafik sorunu yok denecek kadar az ve şehirde keşmekeşlikten, kargaşadan eser yok.

Avusturya'nın resmî dili Almanca, fakat -en azından Stockholm'daki kadar olmasa da- insanlar İngilizceye de hâkimler. Buna rağmen, acil durumlar için yanınızda bir Almanca konuşma kılavuzu bulundurmanız da yararınıza olacaktır. Zira marketlerde, alışveriş merkezlerinde ya da genel olarak turistik bölgelerin dışında kalan kesimlerde çoğu Avusturyalı İngilizce konuşamıyor. İngilizcenin işe yaramadığı durumlarda, ben de kıt Almancam ile çat pat konuşmaya çalıştım ve bu sayede biraz da pratik yapmış oldum. Size de, en azından "teşekkür ederim, günaydın, şuraya nasıl gidebilirim?" vb. kalıpları öğrenmenizi tavsiye ederim.

Viyana'da oldukça fazla Türk nüfusu var. Şehrin hemen her yerinde Türkçe konuşmalar duymak, bazı bölgelerinde ise neredeyse sadece Türkleri görebilmek mümkün. Dönercilerin tamamına yakını da Türk ve şehrin istisnasız her caddesine bir Türk lokantası ya da dönerci bulunabiliyor. Çoğunluğunu Türk esnafların oluşturduğu pazarlar da (Brunnenmarkt gibi) bulunuyor. Burada yaşayan Türkler de hâllerinden memnunlar.

Innere Stadt Caddeleri

Innere Stadt Caddeleri

Viyana'ya Nasıl Gidilir?

Türkiye'den Viyana'ya çeşitli havayollarıyla ulaşım sağlanabiliyor: THY, Sun Express, Pegasus, Lufthansa bunlardan birkaçı. Ayrıca İstanbul'un yanı sıra Ankara, İzmir gibi şehirlerden de doğrudan uçuşlar var. İstanbul'dan hareket eden otobüslerle uygun fiyatlarla Viyana'ya ulaşmak da mümkün. Biz, İstanbul aktarmalı THY uçağını tercih ettik, daha doğrusu etmek zorunda kaldık, çünkü seyahat tarihlerimizde Ankara'dan Viyana'ya doğrudan uçuş bulamadık. Açıkçası, otobüs yolculuğunu da tercih etmek isterdik, ama bunu daha sonra öğrendik.

İstanbul-Viyana uçuşu yaklaşık 2 saat sürüyor ve Bulgaristan, Romanya ve Macaristan üzerinden gerçekleşiyor. Eğer hava bulutlu değilse, ayrıca benim gibi yükseklik tutkunuysanız, bu iki saat boyunca manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. İki saatin ardından, ilk kurulduğu zamanlarda bir askerî havaalanı olarak hizmet veren Viyana Schwechat Havaalanına ulaşıyoruz. Nedendir bilmiyorum, fakat bu havaalanı bana pek cazip (daha doğrusu ilgi çekici) gelmedi. Havaalanı eski ve donanımsız görünüyor. Gerekli kontrolleri tamamladıktan sonra, şehir merkezine nasıl ulaşabileceğimizi sormak için turist danışma ofisine yöneliyoruz. Her ne kadar buraya gelmeden önce iyice araştırmış olsak da, bu bilgileri bir de yetkili bir ağızdan dinlemenin daha iyi olacağını düşünüyoruz. Görevli bayan, bize bu konuda birkaç alternatif sunuyor. İlki, doğrudan şehir merkezine ulaşım sağlayan bir hızlı tren: City Airport Train (CAT). Bu tren, 12 € karşılığında, 16 dakikada doğrudan Viyana'nın terminal merkezi durumundaki Landstraße'ye ulaştırıyor. Bir diğer alternatif, S-bahn, yani banliyö treni. S-7 banliyö treni ile 4 € karşılığında yaklaşık yarım saat içerisinde şehir merkezine ulaşmak mümkün. Üçüncü alternatif ise otobüsler. 8 € karşılığında, havalimanı otobüsleri (shuttle) ile yine şehir merkezine ulaşılabiliyor. Biz, ikinci seçeneği tercih ediyor ve bir de Viyana Kart (Vienna Card/Wien Card) satın alıyoruz. Bu kart, 72 saat boyunca tüm toplu ulaşım araçlarının sınırsız bir şekilde kullanılmasına olanak sağlıyor ve ayrıca S-7 hattı için %50 indirim sunuyor. Fiyatı ise, 19.90 €. Bu kartı ve diğer ulaşım kartlarını, önce her istasyonda bulunan cihazlarda aktif hale getirmek, yani okutmak gerekiyor. Okutmaktan kastım, üzerine saat ve tarih bilgilerinin işletilmesi. Kartı ya da biletleri makineye takıyorsunuz ve makine mürekkeple?, kartın üzerine tarih ve saat bilgisini işliyor. Görevliler (kondüktör ya da şoförler) bu tarih ve saat bilgisine bakıp kartınızın geçerli olup olmadığını anlıyorlar. Açıkçası oldukça ilkel bir sistem, fakat 6 gün boyunca sadece bir defa bilet kontrolüne rast geldik, o kadar. Ulaşım, bir bakıma (!) ücretsiz. Sosyal belediyecilik bu olsa gerek.

Viyana tramvayları Viyana otobüsleri Opernhaus önü

Yarım saatlik tren yolculuğunun ardından, bizim için bir aktarım noktası olan Landstraße'ye ulaşıyoruz. Buradan da U3 metrosu ile otelimizin bulunduğu Ottakring'e geçiyoruz. Otelimiz, daha doğrusu konaklayacağımız mekan, bir apart daire. İçerisinde fırından buzdolabına, televizyondan internet bağlantısına, çataldan kahve makinesine kadar her şey var. Açıkçası bir otelden daha iyi. Tek sorun, burada bir resepsiyonun bulunmaması, dolayısıyla dairenin anahtarını almak için yetkililere telefon edip geldiğimizi haber vermek ve biraz da beklemek zorunda kalmak. Apartman önünde yarım saatlik bir bekleyişin ardından patırtılı spor arabasıyla göçmen olduğu anlaşılan bir yetkili geliyor ve anahtarı teslim edip işleyiş hakkında bizi bilgilendiriyor. Ardından dairemize yerleşiyor ve biraz dinlenip gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra etrafı dolaşmaya çıkıyoruz. Viyana'da kaldığımız süre boyunca yağmurlu geçmeyen tek gün, bugün; fakat akşam saatleri yaklaştığından, yapılabilecekler oldukça sınırlı. Sadece çevreyi birkaç saat dolaşıp biraz da ev alışverişi yapabiliyoruz. Daha sonraki günlerimizin şemsiye altında geçeceğini tahmin edemeden...

Biraz da Viyana'daki toplu ulaşım sisteminden bahsetmek istiyorum. Her gelişmiş şehirde olduğu gibi Viyana'da da şehrin neredeyse tamamını kapsayan bir ulaşım ağı mevcut. Metro başta olmak üzere tramvay, tren ve otobüslerle şehirde ulaşılamayacak nokta yok gibi. Neredeyse her adım başında bir otobüs, metro ya da tramvay durağına rastlamak mümkün. Bilet fiyatları ise diğer Avrupa ülkeleriyle eşit seviyede. Bu konuda benim tavsiyem, sınırsız ulaşım kartlarından satın almanız olacaktır. 24, 48 ya da 72 saatlik kartların dışında haftalık kartlar da mevcut, yalnız haftalık kartlar sadece pazartesiden pazartesiye kullanılıyor. Mesela cumartesi günü bir haftalık kart alırsanız, bunu sadece pazartesiye kadar kullanabilirsiniz. Bu durumu da göz önünde bulundurarak, ihtiyacınıza uygun olan toplu ulaşım kartını satın alabilirsiniz. Viyana Kart da 72 saat boyunca bu işlevi görecektir. Tren de dâhil, tüm toplu ulaşım araçlarında tek kart kullanılmakta. Bilet kontrolü ise, daha önceden de belirttiğim gibi neredeyse hiç yapılmıyor, ama kaçak binmeyi aklınızdan geçirmeyin. Kaçak binişler tespit edildiğinde bunun 100 € cezası var ve bu konuda hiçbir bahanenin geçerli olmadığı söyleniyor. Metrolara ya da tramvaylara binişte herhangi bir turnike ya da başka bir kontrol noktası da yok. Adeta, elinizi kolunuzu sallaya sallaya bu ulaşım araçlarına binebiliyorsunuz. Bu, sanırım iyi niyet ve güven üzerine kurulu bir sistem. Dilerim, Türkiye'de de aynı sistem işler hâle gelir, ama maalesef bu, ülkemizde çok zor görünüyor. En azından şimdilik... Bayramlarda ücretsiz kullandırılan toplu ulaşım araçlarının başına gelenleri hatırlayınca özellikle.

Viyana caddeleri ve U-Bahn simgesi

Viyana caddeleri ve U-Bahn simgesi

Viyana'da metro U-Bahn, tramvay Straßenbahn (okunuşu /şıtrāsınbān/) ve banliyö S-Bahn olarak tanımlanmakta. Sanırsam, Almanya ile aynı tanımlamalar bunlar. Toplamda altı metro hattı bulunmakta ve bunlar U1, U2 olarak adlandırılmış ve ayrı renklerle işaretlenmiş. Bir diğer toplu ulaşım aracı ve benim tercihim olan tramvayların toplam hat sayısı ise  27. Biz çoğu zaman, rastgele bir şekilde tramvaylara atlayıp nereye gittiğimizi bilmeden şehrin hemen her noktasını bu sayede gördük. Böyle yapmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Tramvayla yolculuk keyifli olduğu kadar bilgilendirici de. Biri eski, diğeri yeni olmak üzere iki çeşit tramvay aracı var. Eski tramvay araçları yenilerine göre biraz daha yüksek ve nostaljik.

Viyana otobüsleri şehrin hemen her noktasına ulaşım sağlıyor. İçleri oldukça geniş ve ferah. Şehrin her caddesini yine otobüslerle gezebilmek ve böylece zamandan tasarruf edebilmek de mümkün. Yeri gelmişken, otobüslerle ilgili birkaç hususu aktarmakta fayda görüyorum: Otobüslere sadece ön kapıdan değil, orta ve arka kapılardan da binilebiliyor. Ayrıca hem otobüslerin hem de tramvayların kapılarını açabilmek için, kapının yanındaki ok işaretlerine basmak gerekiyor, aksi halde siz hâlâ aracın kapılarının açılmasını bekliyor olabilirsiniz. Bir diğer toplu ulaşım aracı olan trenleri ise biz sadece havaalanına gidiş geliş için kullandık. Bunlar, daha çok Viyana'nın merkezi dışındaki mahallelere ulaşımda kullanılıyor.

Görülmesi Gereken Yerler

Yazımın girişinde de bahsettiğim üzere, Viyana köklü bir kültür ve sanat geleneğine, ayrıca tarihî arka plana sahip. Dolayısıyla burada, hemen her köşede tarihî bir yapı, kültürel etkinlik noktası ya da müze görmek mümkün. On gün kadar önce, Stockholm'da yeteri kadar Avrupa tarihi koklayıp müze gördükten sonra, burada müzeleri ziyaret etmeyi pek de istemedik doğrusu. Bundan dolayı binaları ve müzeleri sadece dışarıdan gözlemlemekle yetindik. Viyana'ya gelmişken klasik Batı müziği dinlememek de olmazdı. Bunu son güne bıraktık, ama maalesef koskoca altı (aslında beş buçuk) gün dahi şehri sadece dışarıdan izlemede yetersiz kaldı ve dolayısıyla bu hayalimizi gerçekleştiremedik. Belki bir dahaki sefere...

Viyana'nın en önde gelen turistik mekanları, sarayları ve ardından kiliseleri olsa gerek. Birbirinden görkemli saraylar, devasa kilise ve katedraller adeta şehrin hemen her noktasına serpiştirilmiş. Bunların yanı sıra tiyatro ya da opera binası gibi yapılar da görülebilir. Tabii Tuna Nehri'ni de unutmamak gerek. Nehrin üzerindeki köprüden yürüyerek eşsiz nehir manzarasını seyre dalabilirsiniz. Innere Stadt ve çevresi ilk görülmesi gereken yerler arasında. Belli başlı müzeler ve tarihî binalar burada toplanmış durumda. Viyana gezilecek yerler nereler, kısaca bakalım:

Saraylar ve Merkezler

Viyana, Avrupa tarihinin önemli noktalarından birisi durumunda ve dolayısıyla burada pek çok saray inşa edilmiş.  Hofburg Sarayı en tanınmış imparatorluk sarayları arasında geliyor. Innere Stadt (İç Şehir) sınırları içerisindeki bu sarayda Habsburg Hanedanı başta olmak üzere Avusturya tarihinin en zengin ve güçlü aileleri yaşamış. Hitler de, İkinci Dünya Savaşı zamanlarında bu sarayın balkonundan bir konuşma yapmış. Günümüzde ise bu saray Avusturya başbakanının konutu olarak hizmet veriyor ve çevresinde çeşitli müzeler ile parklar mevcut. Volksgarten (Halk Bahçesi) bu parkların en bilinenleri arasında.

Hofburg Sarayı ve Milli Kütüphane

Hofburg Sarayı ve Milli Kütüphane

Viyana'daki bir başka devasa saray ise, bilhassa göz alabildiğine geniş bahçeleriyle dikkat çeken Schönbrunn İmparatorluk Sarayı. Bu sarayın bahçesine bahçe demek biraz garip olur doğrusu. Kilometrekarelerce alan içerisinde Avrupa'nın en eski hayvanat bahçesi, bitkilerle oluşturulmuş bir labirent, onlarca ufak çiçek bahçesi, havuzlar, ördekler, spor yapan insanlar... Kısacası burada pek çok şeyi bir arada görebilirsiniz. Sarayın içerisinde ise 1.441 oda varmış. Sarayın tamamını gezemedik, bunun için en az bir tam günü gözden çıkarmak gerekli Bilet fiyatları ise, hangi bölümleri gezmek istediğinize göre 10 ile 40 € arasında değişiyor.

Schönbrunn Sarayı Bahçesi

Schönbrunn Sarayı Bahçesi

 Schönbrunn Sarayı Schönbrunn Sarayı Bahçesi Schönbrunn Tepesi

Bahçesindeki havuza yansıyan berrak görüntüsüyle zihnimizde yer edinen Belvedere Sarayı, sadece bu görüntü izlemek ve görüntüyle aynı karede yer almak için dahi ziyaret edilebilir. Prince Eugen'in evi olarak tasarlanmış ve 1745 yılında inşa edilmiş olan bu saray içerisinde Belvedere Müzesi de bulunmakta. Ayrıca, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya'ya özgürlüğünü kazandıran antlaşma da burada imzalanmış. Şehrin biraz dışarısında kalsa da, burayı görmenizi tavsiye ederim. Sarayın civarlarında ise büyükelçilikler var. Türk büyükelçiliği de yakınlarda.

Belvedere Sarayı

Belvedere Sarayı

Viyana'nın eski şehir merkezi, yani Innere Stadt'ı biraz daha açmak gerek. Dar sokakları, tarihî binaları, kiliseleri ile burası tam bir Orta-Yeni Çağ Avrupası şehir merkezi. 1850'li yıllarda şehrin genişletilmesine kadar, Viyana ile sadece burası kastedilmekteymiş. Görülmesi gereken yerlerin büyük çoğunluğu bu kesimde kalıyor. Dilerseniz, bu tarihî şehir merkezi içerisinde faytonlarla nostaljik bir tur da yapabilirsiniz.

Faytonla Viyana turu

Faytonla Viyana turu

Müzeler ve Önemli Yapılar

Viyana'da yüz kadar müze var ve bu müzelerin çoğu resim, heykel vs. kısacası sanat müzesi. Bunun yanı sıra, doğa tarihinden saatlere, tramvaylardan kelebeklere kadar hemen her temada bir müzeye rastlamak mümkün. Benzer müzeleri başka şehirlerde ziyaret ettiğimiz için Viyana'da müze ziyareti gerçekleştirmedik, ama belli başlı müzeler hakkında ufak bilgiler aktarmak isterim:

Viyana'nın merkezinde, karşı karşıya bakan iki binadan oluşan Kunsthistorisches Museum (Sanat Tarihi Müzesi) ile başlamak istiyorum. Pieter Brueghel'e ait ünlü Babil Kulesi tablosu gibi eserler başta olmak üzere, pek çok değerli eser burada sergileniyor. Sanatın her dalıyla ilgilenenlerin kaçırmaması gereken bir müze. Giriş ücreti 14 €. Bu civardaki bir diğer sanat müzesi ise Museums Quartier. Burası, aslında 60 bin metre kare alan üzerine kurulu bir müze kompleksi. İçerisinde birkaç farklı müze var. Kompleks içerisinde, resimden mimariye kadar değişik sanat dalları temalı bölümler bulunmakta. Giriş ücreti 15 ile 25 € arasında değişmekte. Bir diğer önemli müze olan Albertina Müzesi, içerisinde 65 binden fazla tablonun bulunduğu, Avusturya'nın ve de Avrupa'nın önde gelen resim müzelerinden biri. Ayrıca taşbaskı, ağaçbaskı ya da gravürler de bu müzede sergilenmekte. Giriş ücreti ise 12 €. Her üç müzeye de U2 ve U3 metro hatlarının Museumsquartier ya da Volkstheater duraklarından, ayrıca çeşitli otobüs ve tramvaylar ile ulaşılabilir.

39 sergi salonundan oluşan Naturhistorisches Museum'da (Doğa Tarihi Müzesi) dünya ve doğayla ilgili her türlü unsuru bulabilirsiniz: taşlar, fosiller, dinozor maketleri, tarih öncesi çağlara ait buluntular gibi. Giriş ücreti 10 €. Çoğu şehirde aynı adla benzer nitelikte müzeler mevcut, fakat Avrupa'nın en büyük doğa tarihi müzelerinden birisinin burası olduğu söyleniyor (toplamda 8.700 metre kare alan üzerine kurulmuş). Yine U2 ve U3 metro hatlarının Volkstheater durağını kullanarak buraya ulaşabilirsiniz.

Kunsthistorisches Museum Museumquartier Naturhistorisches Museum

Bunların yanı sıra Technisches Museum (Teknoloji Müzesi), Heeresgeschichtliches Museum (Askerî Tarih Müzesi), Sigmund Freud Müzesi, Uhren Museum (Saat Müzesi), Tramvay Müzesi, Schmetterlinghaus (Kelebek Evi), Welt Museum (Etnoloji Müzesi), Matematik Müzesi, Mozarthaus (Mozart Evi), House of Music (Müzik Evi) başta olmak üzere pek çok müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Müzelerin yerleriyle ilgili bilgileri Google Maps ya da başka haritalar üzerinden kolayca bulabilirsiniz.

İlgi çekici yapılardan birisi de Rathaus (Hükümet Binası) olsa gerek. Friedrich von Schmidt tarafından Gotik tarzında inşa edilen bu binanın yapımı 1883 yılında tamamlanmış. Bina içerisinde ve çevresinde zaman zaman çeşitli festivaller düzenleniyor. Biz burayı ziyaret ettiğimizde de, bir etkinliğin hazırlıkları yapılmaktaydı. Ayrıca, binanın çevresinde geniş bir park (Rathauspark) da mevcut.

Hundertwasserhaus

Hundertwasserhaus

Hundertwasserhaus Rathaus Rathauspark Votivkirche

Viyana'da, dış görüntüsüyle dikkatleri toplayan iki sıradışı bina var. Bunlardan ilki, Hundertwasserhaus, Türkçe tercümesiyle "Binsular Evi". Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser'ın düşüncesiyle mimar Joseph Krawina tarafından inşa edilmiş bu rengarenk binada 52 daire ve 4 dükkan bulunuyor. Dükkanlarda, evle ve Viyana'yla ilgili değişik hediyelikler satın alınabilir. Bir diğer sıradışı görüntüye sahip bina ise, KunstHausWien. Burası da yine Friedensreich Hundertwasser'ın düşüncesiyle inşa edilmiş olup içerisinde ona ait sanat eserleri sergilenmektedir. İki bina arasındaki mesafe oldukça az. Yürüyerek, her iki binayı da görebilirsiniz.

Bu binaların yanı sıra Volkstheater (Halk Tiyatrosu) ile Parlamento Binası da görülebilecek yapılar arasında yer alıyor. Ayrıca, Türkenstraße gibi cadde ve sokak adlarına rastlamak da mümkün.

Volkstheater

Volkstheater

Parklar ve Bahçeler

Öncelikle şunu belirtmem gerekir: Burada park anlayışı, daha doğrusu park sözcüğünün kapsamı bizdekinden oldukça farklı. Bizde, içerisinde salıncakların ya da ufak bir yeşil alanın olduğu mekanlar anlaşılırken, burada, daha fazla yeşil alan, küçük göletler, ördekler, koşu alanları, çeşmeler gibi unsurlar da işin içine giriyor.

Viyana'daki en dikkat çekici parkların başında geleni, Türkenschanzpark olsa gerek. "Türklerin şansını kaybettiği yer" gibi bir anlama gelen bu park, aslında Osmanlı'nın Viyana sınırlarında ulaşabildiği son nokta. Park içerisinde, Türkiye ile Viyana arasındaki dostluğu pekiştirmek için 1991 yılında inşa edilmiş bir Yunus Emre Çeşmesi bulunuyor. Bu çeşmenin üzerinde ise Yunus Emre'nin şiirlerinden örnekler hem Türkçe hem de Almanca olarak yazılmış. Bunun yanı sıra bir yeniçeri heykeli ve hemen yanındaki anıt da dikkatimizi çekiyor. Tüm bunların yanı sıra parkın içerisinde bir gölet, çiçek bahçeleri, çocuk oyun alanları, köprüler ve bolca yeşil alan görmek mümkün.

Turkenschanzpark Turkenschanzpark içindeki anıt ve heykel Turkenschanzpark Yunus Emre Çeşmesi

Viyana'nın en büyük parklarından birisi de, "şehir parkı" anlamına gelen Stadtpark. U4 metrosu ile Stadtpark durağından ulaşılabilecek bu park, şehrin en büyük parkları arasında. Parkın içerisinde ufak bir gölet, restoranlar, dinlenme alanları ve elbette bol bol yeşillik var. Ayrıca Johann Strauss'un altın kaplama heykelini de burada bulabilirsiniz. Bu iki parkın haricinde, yukarıda da değindiğim Volksgarten ile Schönbrunn ve Belvedere Sarayı'nın bahçeleri de, görülmesi geken park ve bahçeler arasında.

Bu kısımda son olarak Kahlenberg tepesine değinmek isterim. Burası, Polonya Kralı  Jan III. Sobieski'nin İkinci Viyana Kuşatması sırasında Osmanlı ordularını durdurduğu yer. Bu tepe geniş bir Tuna Nehri ve Viyana manzarasına sahip. Tepede oturup Viyana'yı ve Tuna'yı seyredebilir ve temiz havanın tadını çıkarabilirsiniz. Stefaniewarte adındaki 165 metrelik radyo ve televizyon kulesi de burada yer alıyor. Biz, maalesef vakit darlığından dolayı bu tepeye çıkamadık. Burayı da bir dahaki sefere bıraktık.

Tuna Nehri (Danube)

Almanya'dan Ukrayna'ya kadar on ülkenin içinden geçen; türkülere, marşlara konu olan Tuna Nehri'nin bir bölümü de Viyana içerisinde akıyor. Viyana'yı hemen hemen ikiye ayıran nehir oldukça geniş. Reichsbrücke Köprüsü üzerinden, arkanızdaki grafitiler eşliğinde Tuna'yı aşabilir ve köprünün orta kısmındaki izleme noktasında da nehri ve karşı tepeleri seyredebilirsiniz. Bunun yanı sıra nehrin kenarlarında yürüyüp kuğuları ve ördekleri beslemek de mümkün. Havanın yağmurlu ve kapalı olması nedeniyle ziyaretimiz sırasında hem köprü hem de nehrin kenarları adeta bomboştu. Nehrin üzerine demirlemiş Beethoven, Strauss gibi adlar taşıyan ülkeler arası seyahat gemilerini de yine burada görebilirsiniz. Ayrıca, bu nehirden hareket eden tekne ve gemilerle uygun fiyatlara civar ülke ve şehirleri de ziyaret edebilirsiniz. Tuna Nehri'nin merkezî Viyana'ya göre olan karşı kıyılarında Alte Donau ve Neu Donau yerleşim birimleri ve alışveriş merkezleri ile iş merkezleri bulunuyor. Buraları da yürüyerek ya da metroyla gezebilirsiniz.

Tuna Nehri

Tuna Nehri

Beethoven Gemisi Reichsbrucke üzerindeki vandalizm örneği Tuna Nehri kıyıları

Kilise ve Katedraller

Viyana'nın en bilinen katedrali, Stephansdom (Aziz Stephan Katedrali) olsa gerek. Bu katedralin doğu yakasında, bir azizin ayakları altında ezilen Osmanlı akıncısı heykeli bulunuyor. Katedral, en çok da bu açıdan dikkatimizi çekiyor. Kilisenin 21 tonluk çanı, Viyana kuşatması sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalan silahların ve topların eritilmesiyle üretilmiş. Söylenenlere göre bu çan, 1534 yılından itibaren yaklaşan Osmanlı akıncılarını haber vermek için kullanılmış ve bu iş için bir memur görevlendirilmiş. 1956'da, Osmanlı tehlikesinin kalmadığı anlaşılınca (!), Belediye Meclisi tarafından bu görev kaldırılmış. Katedralin içerisine girmek ücretsiz, fakat sabahın erken saatlerinde bile burada ve bu bölgenin etrafında belli bir yoğunluk mevcut. Katedralin kulesine de çıkılabiliyor (tabii yaklaşık 370 basamağı göze alabilirseniz).

Stephansdom ve Osmanlı akıncısı

Stephansdom ve Osmanlı akıncısı

Neo-Gotik mimarisiyle ve uzun kuleleriyle dikkat çeken bir kilise olan Votivkirche, 1856'te, İmparator Franz Joseph'e düzenlenen ve başarısızlıkla sonuçlanan suikast girişimi üzerine kardeşi Arşidük Ferdinand Maximilian tarafından bir "adak" olarak inşa edilmiş. Kilisenin yapımı 1879 yılında tamamlanmış. En yüksek kule uzunluğu ise 99 metre. Günün herhangi bir saatinde burayı ziyaret edebilirsiniz.

Viyana'nın belli başlı kiliselerinden bir diğeri de Kirche am Steinhof (Steinhof Kilisesi). Otto-Wagner Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin arkasında yer alan bu kilise, 1907 yılında tamamlanmış. Şehrin biraz dışarısında yer alan bu kiliseye ulaşmak için otobüsleri kullanabilirsiniz. Bunların yanı sıra Maria vom Siege Kilisesi, St. Peter Kilisesi gibi küçük kiliseleri görmek de mümkün.

Diğer Noktalar

Beethoven'ın ve Johann Strauss'un kabirlerinin de bulunduğu Zentralfriedhof (Viyana Merkez Mezarlığı), Viyana merkezinin biraz dışında, Havaalanına yakın bir konumda bulunuyor. 1874 yılında açılan Avrupa'nın en büyük ikinci mezarlığı durumundaki bu mezarlıkta, pek çok farklı dinden kişilerin kabri yer almaktadır. Mezarlık sınırları içerisindeki Aziz Karl Borromäus Kilisesi ise buraya turist çeken en önemli yapılardan.

Avusturya'nın Milli Kütüphanesi olan Österreichische Nationalbibliothek'ten bahsetmeden geçmek de olmaz. 7.4 milyonluk envantere sahip bu kütüphanenin eski ve yeni olmak üzere iki girişi var. İlk başlarda Hof-Bibliothek (İmparatorluk Kütüphanesi) olarak hizmet veren kütüphane, günümüzde de Hofburg Sarayı'nın bir parçası durumunda. Kütüphane içerisinde dört de sergi salonu var. Ayrıca pek çok Türkçe yazma ve basma eser de kütüphane envanterine kayıtlı. Tabii bunların kataloglanması da yapılmış durumda.

Şehrin Leopoldstadt bölgesi içerisine kurulmuş oldukça büyük bir lunapark olan Wurstelprater ya da bilinen adıyla Prater, içerisinde Wiener Riesenrad adlı büyük bir dönmedolabın, minyatür demiryolu ve lokomotifin, çeşitli eğlence araçlarının bulunduğu tarihî bir eğlence mekanı. Roller coasterlar, çarpışan arabalar, go-kart ve daha pek çok lunapark aletini burada bulabilirsiniz. Stres atmak için bire bir olsa gerek.

Tuna Nehri'nin kıyısındaki Donauturm, yani Tuna Kulesi, 252 metre uzunluğunda, en üst katları restoran olarak hizmet veren bir verici kulesi. Kule içerisindeki iki adet asansör 35 saniye içerisinde 150 metre yükseklikteki gözetleme noktasına ulaştırabiliyor. Ayrıca 779 basmaağı çıkarak da tepeye ulaşmak mümkün. Biz kuleye çıkmadık, fakat özellikle gece, müthiş bir şehir manzarasının buradan izlenebileceği söyleniyor.

Viyana'da Ne Yenilir, Ne İçilir?

Viyana denilince akla ilk gelen yiyeceklerden biri Schnitzel olsa gerek, fakat burada, bizim bildiğimizin aksine Schnitzeller tavuk etinden değil, dana etinden hazırlanıyor. Ortalama bir restoranda bir Schnitzel menüsü yaklaşık 10-15 € civarında. Bunun dışında, şehrin hemen her noktasında bir Türk dönerci ya da Türk lokantası bulunuyor. Dürüm, kebap vb. lezzetlerden vazgeçemeyenler buralarda güvenli bir şekilde yemek yiyebilirler. Sacher Torte, Viyana'nın meşhur tatlılarından. Adını Sacher Otelinden alan bu turta (kek), havaalanındaki Duty Free mağazalarından da kutuyla alınabiliyor. Nord See gibi zincir restoranlarda çeşit çeşit balıkları da tadabilirsiniz. Bunların yanı sıra, Viyana marketleri de yeme içme konusunda değişik alternatifler sunuyor. Diğer Avrupa marketlerinde olduğu gibi burada da meyveli yoğurdun her çeşidini bulmak mümkün. Bir meyveli yoğurt tutkunu olarak ben de, ne kadar çeşidi varsa hepsini tatmaya çalıştım. Özellikle Müller yoğurtlarını tavsiye edebilirim.

Viyana'daki yeme içme noktalarından en önemlisi Naschmarkt. Burası, aslında bir pazar alanı. Genellikle göçmen esnaflar tarafından işletilen dükkanlarda çeşit çeşit tatlılar, zeytinler, peynirler, lokantalar vs. mevcut. Özellikle iri ve rengarenk zeytinler ile Pitaya (ejderha meyvesi) gibi egzotik meyveler bizim dikkatimizi çekti, fakat bunların tatları, bizim damak tadımıza pek uygun değildi açıkçası. Naschmarkt'ın çevresindeki uzakdoğu marketlerinde de değişik gıdalar bulabilirsiniz. Biz, bir Çin lokumu aldık ve doğrusu çok beğendik. Daha önce hiç adını bile duymadığımız sıradışı meyvelerin sularını da burada tatma imkânı bulduk.

Viyana'da Alışveriş

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Pazar günleri alışveriş yapmayı aklınızdan çıkarın. Zira biz, Pazar gününü Viyana pazarlarına ayırmak gibi bir hata yaptık. Pazar günleri Viyana'da açık bir dükkan, market ya da mağaza bulmak neredeyse imkansız. Zincir marketler bile bu günlerde kapalı durumda. Diğer günler ise herhangi bir sorun yok. Genellikle sabah dokuzdan akşam yirmi-yirmi bire kadar marketler ve mağazalar açık durumda.

Viyana açıkçası biraz pahalı bir şehir, özellikle Almanya ile karşılaştırılınca. Örnek vermek gerekirse, ufak bir buzdolabı süsü (magnet) dahi 3.5-4 €'dan başlıyor. Buradan alınması gereken pek fazla bir şey de yok açıkçası. Giyim gibi alınacakları da buradan almamanızı tavsiye ederim. Hem pahalı hem de çeşit fazla değil. Hediyelik olaraksa, Mozart çikolataları başta olmak üzere çeşitli çikolatalar, süs eşyaları, Viyana bardakları ve anahtarlıkları,  Viyana'nın sembollerinin minyatürleri gibi şeyler alınabilir.

Mozart çikolataları

Mozart çikolataları

Viyana'da pek çok zincir market bulmak mümkün. LIDL başta olmak üzere Penny, Billa, Merkur, Hofer, Spar gibi marketleri Viyana'da adım başı bulabilirsiniz. Fiyat açısından bu marketlerden en uygun olanı ise, gözlemleyebildiğim kadarıyla Hofman. Yine de, gündelik alışverişlerinizi bu marketlerin herhangi birinden yapabilirsiniz. Bu marketler dışında Türk göçmenlerce işletilen Arzu Supermarkt gibi marketleri de çeşitli noktalarda görebilirsiniz.

Viyana'nın en büyük alışveriş merkezleri, Tuna'nın karşı tarafına kurulmuş Donauzentrum. Birden fazla binadan oluşan bu alışveriş merkezinin hemen karşısında, bu binalardan biri olan Donauplex var. Donauplex'te McDonald's, Burger King başta olmak üzere lokanta ve kafeler ile sinema salonları mevcut. Lugner City, Simmering Centre, Gasometer City, Q19, Auhofcenter, Galleria Landstrasse, Millenium City ve Ringstrassen-Galerien ise, Viyana'nın irili ufaklı diğer alışveriş merkezleri arasında.

Viyana'da pek çok sabit pazar var. Bunlardan en bilineni Naschmarkt. Bu pazara yukarıda değinmiştim. Bunun dışında cumartesi günleri kurulan Bauermarkt (köylü pazarı) ile Flohmarkt (bit pazarı) da ziyaret edilebilir. Brunnenmarkt ise, bizim alışık olduğumuz, bir cadde boyunca uzanan sağlı sollu stantlardan oluşan pazarlardan. Her türlü meyve sebze, et, peynir, zeytin, yumurta, giyecek gibi envai çeşit tüketim malzemelerini burada bulabilirsiniz.

Brunnenmarkt

Brunnenmarkt

Naschmarkt Naschmarkt ve rengarenk zeytinler Türk pazarcı Mehmet Efendi

Viyana Kart (Wien Karte/Vienna Card)

19.90 € (20 € olsaydı, sanırım çoğu kişi almaktan vazgeçecekti (!)) karşılığında satın alabileceğiniz bu kart ile 72 saat (3 gün) boyunca toplu ulaşım araçlarını ücretsiz kullanabilir ve müze girişlerinde indirimli bilet alabilirsiniz. Stockholm Card ya da New York Pass gibi benzerî kartların aksine maalesef bu kart hiçbir müzeye ücretsiz giriş sağlamayıp sadece belirli bir miktar indirim olanağı sunuyor. Müzelerin yanı sıra tiyatro, konser gibi etkinliklerde ya da restoran, kafe gibi bazı işletmelerde de indirim sağlıyor, fakat alınacak indirim oranı genellikle 1 ya da 2 € civarında. Kart ayrıca havaalanından şehir merkezine ya da şehir merkezinden havaalanına doğru yapılan ulaşımlarda da 1-2 €'luk indirim sağlıyor. Kartla birlikte bir de kapsamı bir harita ve tanıtım kitapçığı veriliyor. Bence, tüm bunlara rağmen, eğer müzeleri ziyaret etmeyecekseniz, kartı almak çok da avantajlı olmuyor.

Tavsiyeler

Eğer Viyana'yı bahar veya kış aylarında ziyaret etmeyi düşünüyorsanız, en az bir yağmurluk ve şemsiyeyi yanınızda hazır bulundurun. Ayrıca, Viyana'da bulunacağınız süre boyunca havanın açık ve güneşli olduğuna aldanmayın. Her an yağmur bastırabilir. Bunun yanı sıra, her yerde geçerli olduğu gibi, Viyana'ya gelmeden önce gezi planınızı önceden yapın ve Google Maps gibi bir uygulama ile görmek istediğiniz noktaları daha öncesinde bilgisayardan ziyaret edip adres bilgilerini iyice not edin. Cep telefonunuzdaki bir navigasyon uygulaması da Viyana'da yeri geldiğinde oldukça faydalı olacaktır. Çarşaf çarşaf haritalarla uğraşmaya bence hiç gerek yok. Fotoğraf makinenizin bataryasının dolu olduğundan da emin olun.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir yorum yapabilir veya soru sorabilrsiniz.

69 Yorum "Viyana İzlenimlerim ve Gezi Notlarım"

avatar
Sırala:   en yeni | en eski | en beğenilen
wpDiscuz