Güneş Dil Teorisi ve Atatürk’e Göre Dillerin Doğuşu
Türkçenin söz varlığını, başta Arapça ve Farsça olmak üzere yabancı dillerden geçen kelimelerden arındırarak özleştirme hareketi, diğer bir deyişle “Dil İnkılâbı”, Tanzimât ile başlar ve bilhassâ Cumhuriyet ilan edildikten sonra Atatürk’ün özverili çalışmalarıyla hızlı bir şekilde devam eder. Başlatılan bu hareket, sadece yabancı dillerden geçen aykırı söz varlığını değil, yine yabancı dillerin etkisiyle gelişen ve Türkçenin yapısına uygun olmayan birtakım dil bilgisi kurallarını da tasfiye amacı taşımaktaydı; fakat bu tasfiye işlemi çok ileri boyutlara ulaşmış ve dili özleştirme çabası, içinden çıkılamayacak bir hâl almıştı. Öyle ki, özleştirilmeye çalışılan yeni dil ile anlaşabilmek eskisine göre çok daha zor olmaya başlamıştı.
Bu durumu gören Mustafa Kemal Atatürk, Avusturyalı Türkolog Phill H. Kvergiç’in hazırladığı ve 41 sayfadan oluşan “La Psychologie de Quelques Éléments des Langues Turques” (Türk Dillerindeki Bazı Unsurların Psikolojisi)1 adlı çalışmayı inceler, sonrasında bu çalışmayı Abdülkadir İnan, Naim Nazım ve Hasan Reşit gibi bilim adamlarından oluşan bir dil heyetine gönderir. Heyetin yaptığı çalışmalar sonucunda “Güneş Dil Teorisi” fikri ortaya çıkar. Teorinin amacı, yeryüzündeki en eski dilin Türkçe olduğunu ve diğer dillerin de Türkçeden türediğini ortaya koymaktır. Teori, 3. Dil Kurultayında yabancı dil bilimcilere de sunulur; fakat pek çok dil bilimci bu teorinin gerçeklik taşımadığını belirtir ve teoriyi savunmaz.
Yeryüzündeki bütün dillerin “güneş” kelimesinden türediğini savunan Güneş Dil Teorisi; aydınlatma, ısıtma ve yükselme vasıfları dolayısıyla güneşin tüm toplumlar için hayatî derecede önemi olduğunu vurgular. Kendisine kutsiyet atfedilen güneşin aydınlatma özelliği yeryüzünün görülebilir hâle gelmesini ve yaşamın gerçekleşebilmesini sağlarken, ısıtma özelliği yaşamın devamını getirir. Yükselme özelliği ise gücü ve kudreti temsil eder. Her şeyin kaynağı odur ve uzaklık, büyüklük, yükseklik gibi erdemler onda toplanır. Tüm bu özelliklerinden dolayı güneş, bütün toplumlar tarafından önemli kabul edilir ve insanların güneşe bu kadar önem vermesi, onun, en kolay şekilde ifâde edilebilen a sesiyle karşılanmasına sebep olur.
Güneş Dil Teorisinde, bilinçli olarak türetilen ilk ses olan a ile birlikte bir ğ sesinin de söylendiği, bu sesin ise sadece Türkçede bulunduğu, dolayısıyla ortaya çıkan ilk kelime olan “ağ”ın Türkçe kökenli olduğu vurgulanır. Yine a sesinden sonra b, m, p, t, y, g, k, h ve u seslerinin gelebileceği de Teoride belirtilmektedir. 72 adet birincil derece temel kök meydana getiren 8 sessiz harf, 8 ünlü ile birleştiğinde de 88 adet ikincil temel kök oluşturur. Bu sayede toplamda 168 temel kök ortaya çıkar. Teori, bu dayanaklar ile “güneş” sözünün Türkçe olduğunu kanıtlamaya çalışır. Ayrıca, Arapça “şems” sözünün de “güneş”in değişik bir varyantı olduğu fikri Teoride yer alır. Güney Amerika’da bulunan ve dünyanın en uzun nehri konumunda olan “Amazon”un, adının “amma uzun”dan, “Niyagara”nın da “ne yaygara” ifâdelerinden türediği kanıtlanmaya çalışılır.
a sesinin zaman içinde e, ı, i, o, ö, u ve ü seslerine dönüştüğünü, dolayısıyla bugün kullanmakta olduğumuz sesli harflerin hepsinin a sesinin değişik biçimi olduğunu belirten teoriye göre, yaygın olarak kullanılan diğer temel kelimeler de “ağ”dan türemiştir.
Yapılan tüm bu çalışmalara rağmen Güneş Dil Teorisi beklenilen ilgiyi bulamaz ve Atatürk’ün vefatından sonra bir daha üzerinde herhangi bir çalışma yapılmaz. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde konuyla ilgili olarak ders veren İbrahim Necmi Dilmen, “Güneş öldükten sonra onun teorisi mi kalır?” diyerek, Atatürk’ün ölümünden sonra bu teoriyle ilgili çalışmaların sona ermesinin sebebini açıklar.
Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, 25 Haziran 2005 tarihinde düzenlenen bir açık artırmada Güneş Dil Teorisi ve Dil Karşılaştırmaları Komisyonu Raporunu satın almış ve Türk Dil Kurumu Arşivine bağışlamıştır. Raporun tam metnine buradan, Komisyon Üyelerinin Tam Listesine ise buradan ulaşabilirsiniz.


1 Bu çalışma, ilk başta Türk Dil Kurumunda görevli olan Ahmet Cevat Emre’ye gönderilir; fakat Emre, eseri kıymetsiz bulur ve Kvergiç’in mektubunu yanıtsız bırakır. Kvergiç, aynı çalışmayı biraz daha gözden geçirerek bu kez bizzat Atatürk’e gönderir. Atatürk ise eserdeki ana fikri daha da geliştirir.



Yaşamın kaynağı güneştir. Güneş olmadan göremeyiz, öğrenemeyiz; sonuçta dil de olmazdı. Bu düşünüşle güneşin dilin doğuşundaki belirleyici olduğu, ilk dil olduğu önermeleri doğrudur. Diğerlerinin Türkçeyi ana kaynak olarak aldıklarını da söylemeliyiz bu durumda! GDK için öne sürülen ‘ağ’ kurgusu kanımca yanlıştır! GDK nın üstünün örtülmesi Batı için zorunluluktur. Bu konudaki kudururcasına çıkışların nedeni budur. Böyle tepki verenlerin işbirlikçi olduğunu çekinmeden düşünmeliyiz. GDK nın düşünce babası da Atatürk tür! Kvergiç e bağlanması çabaları şarlatanlıktır. Mu gibi safsatalar da öyle. Atatürk ilgilenmedi MU zırvasıyla. On binlerce yıldır süren bir uruşma var be bu uruşma Türkler ve Türk olmayanlar arasında; dil üzerinden (kullanılarak) yapılmaktadır. Kabaca 3 000 yıl önce Türk karşıtları “din” leri de eklemişler uydurdukları. Türklüğün asıl gerilemesi, yıkımı dinlerden sonra hız kazanmış. Özeti bu geçmişimizi görüşüme göre ve çok üzücü! GDK yı savunmak Türkçeyi ve Türklüğü savunmak demek. Türk ulusunun geleceği için, bilinçlenmesi açısından ölümcül önemdedir. Görev Türk olan hepimizin!
Güzel toparlanmış bir yazı. Atatürk bir süre daha aramızda olabilseydi bu sav kanıtlanacaktı; görüşüm bu yönde. Yine kanıtlanacak; görev Atatürk ün yolunda gerçek Türklerde.
Atatürk’e lafım yok ancak bu saçmalığın gerçek olduğunu düşünenler nasıl var olabilir aklım almıyor.
güzel bilgi herkese tavsiye ettim
1. Insan diliyle dusunur. Ben bir Arap ya da Ingiliz gibi dusunmek istmeiyorum. Dil ozune donmelidir, Sonra gelistirilecekse gelisistirilir.
2. Osmanli hayranlari. Osmanli yenilmis batmis ve yok olmus bir devlettir. Yani yanlislari dogrularindan fazladir, hayran olunacak cok seyi yoktur. Artik ustune bir su icin ve onunuze bakin ve su anki devletinizi batmayacak bir devlet yapmanin yollarini arayin.
3. Dilin ilelemesini baska dillerden alinti ypmak olarak goruyorsaniz Cinceyi bir inceleyin. Devlet politikasi olarak her yeni kelimenin Cince karsiligi uretilir tek ber yabanci kelime kullanilmaz. Televizyon kelimesinin bile.
4. Turklerin ilk dini Tengriciliktir. Bana kizmadan once atalarinizin da benim gibi dusundugunu akliniza getirin.
1- insan diliyle düşünür bu konuda haklısınız lakin; şuanda bile türkçe diye kullandığınız kelimelerin en az %50’si yabancı kelimedir. yada yabancı kelimeden söylemler üzerine dilimize geçen kelimelerdir . Mesela entegre gibi , teknik gibi … yani sadece türkçe konuışmak istiyorum diyen bir cacık anlatamaz konuşmayı unutur. ve şuan dili düzeltelim demek için geç kaldık kelimesi bile az kalır.
2- osmanlı devletinin yok olmadığını hala ondan kalan tebanın mirasçılarının ülkede yaşadığını unutmak büyük bir bağnazlık olur. Ayrıca devletler yıkılmaz sadece yönetim şekli değişir. kimse dayak yiyince öldüm beni gömen demez. osmanlı sadece bir devlet değildir artık o ölümsüz bir devlet şuuru ve ulaşılması nirvana haline gelen devlet anlayışıdır.
3- bu konda haklısınız tabiki yeni bir terim ortaya çıktığında kendi dilin potasında eriterek kendimize özgü birşey olmalı.. işte burda şu durum ortaya çıkıyor dilimiz demek ki çok zayıf ki yada dilimizi temsil edebnler çok zayıf ki gelen terimler bizim potamızda erimiyor yada eritemiyorlar…
4- Türklerin dini tengriciliktir gibi bir saçmalık yok .. İSLAMDAN BAŞKA DİN YOKTUR. yaratanın ismi ALLAH C.C’dur. tanrıdır yada başka isimsel zırvalıklar islamın ilahını karşılayammaz. türkçüyüz tengrici filan diyen bir tevbe alıp otursun yerine. atalar derken kimin ataları hangi atalar. islamı kabul eden adam tengri dermi. sizin gibi düşünenlerin islama ve onun sahibini tanımalarını istiyoruz öncelikle
Bilimsel Araştırmalarımızıda,Kutsal Kitaplar kaynagına dayandırarak yapıyorsak KIYAMET YAKINDIR..
Dinsiz bilim, bilimsiz din olmaz! Din gerçek, saf ise gericilik değildir tevrat da, incil de ve kuran da saf haliyle 100 % bilimseldir. O nedenle birçok bilimadamı kuranı okuyunca müslüman olmuştur!
Soyledigin hicbirseyin dayanagi yok. Iskembeden atmissin.
Dinsiz bilim, bilimsiz din olur!
O kitaplar hicbir haliyle bilimsel degildir.
Bircok bilim adami kurani okuyunca muslimanligi birakmistir.
Bu tam bir saçmalıktır! Tartışılmaya bile değmez bu görüş (!) !
Bir kere “işkembeden atmak” şeklinde bir uslupta bulunan şahsiyetsiz bir kişi ancak o işkembeye haiz bir bedende yani anlayacağınız üzere “hayvan” olabilir ki onların da düşünceyi geliştirme teknikleri, akademik anlamda tartışma vb. yetilerinin olmaması gayet tabiidir. İşte tam da bu nedenle kızmıyorum, bu egoyu ve cehaleti mazur görüyorum. “Müslümanlığı bırakmak” diye ifade edilen husus son derece basitleştirilmiş, ayrıca “birçok” denilen konuya örnekler olsa da bunlar münferit konulardır. Burada yüzlerce örnek verebilirim fakat bölyesi bir beyinsizlik için değerli zamanımı harcamayı reddediyorum. Meraklısı olan, analiz yönetmleri, araştırma teknikleri, yorum, sentez, sorgulama vb. teknikleri bilenler zaten biliyordur. “Yer de gök de hesap ile…” ile der kur’an da ve 7 kattan bahsedilir, bugünkü paralel evren “zaman zaman içinde, mekan mekan içinde” kavramlarının hepsi “kara delik vb” denilen kuranda vardır. Yine de o dönem hubble ile görüntü koyulmadığından bazı işkembe ile düşünce fonksiyonları yer değiştirmiş organizmalar bunun farkına varamaz…
Son olarak kıyametin yakın olduğunu anlamak için bilimsel araştırmaların kaynağının kutsal kitaplar olduğuna bakmaya gerek yok (zira böyle bir iddiada bulunan da olmadı) zaten kutsal kitaplarda kıyametin yakın olduğuna ilişkin deliler ortadadır. “öyle bir gün gelecek ki insanlar giyinik olmadığı halde giyinikmiş gibi kabul edilecek”. Bugün brezilyada gayet moda olan paintdress tekniği buna örnektir, ya da nudistler… Bu her din, her inanç ve her ülkede (istisnalar hariç) yasaklanmıştır. Kanunlar da toplumun ahlak kuralalrı ve dini değerleri belirli ölçülerde esas alır! EĞer hukuk eğitimi aldıysanız bunu da bilirsiniz fakat sanmıyorum… Dünyanın neresinde aile içi evlilik yasaldır? Afrikanın kabilelerine bile gittiğinizde en ilkel insanlar dahi bunu onaylamaz, dinde de bu haram kılınmıştır (hepsinde) ve hukuken de öyledir. Bilimsel olarak da bakıldığında sakıncaları ortadadır (psikolojik olarak da). Bu nedenle din, bilim (biyoloji, hukuk vs hemen hepsi) birbirini destekler! Bilim dinden gelir diye bir teori yok, destekler, ikisi birbirine 100 % aykırı olamaz. Bugün birçok meslek, makam göreve başlamadan yemin ediyor, neden? Yemin dini bir kavramdır, inanç esastır? Din demek illa 4 büyük din olması gerekmez. Adam öküze tapar o da bir dindir. Ateisttir o da bir dindir, inançtır! Umuyorum faydalı olur.
Iskembeden atanlarin salyalari da akmaya baslamis dogal olarak. Bulsa isitacak da nerdeyse.
din olmadan iyi isan olamiyorsan dinle iyi insan olmussun ne farkeder?
3, 5 sayiyi bir araya getirip bilimsel ispat yaptigini saniyorsan o kitap zaten tam sana goredir.
O kitaplarin icinde %25i ayni kelimelerin tekraridir. Yani toplasan cin ali kitabi kadar bile etmez.
Cehennem korkusu, cennet rusveti, etrafin kastimasi olmasa acaba ne kadar severdin bu dininin merak ediyorum
Dinin kan dokmekten, iyilik getiricem diye fesatlik kotuluk, nefret, olum getirmekten baska ne faydasi gorulmus tarihte?
Acaba bundan yaklasik 30 dede onceki dedenin de benim gibi dusundugunu bu safsatalardan haberi bile olmadigini, bana kufrederken aslinda kendi dedene de kufrettigini algilayacak kadar beyninde yiikanmamis yer kalmis midir?
Muhterem, “BİR ÇOK ALİM KUR’ANI OKUDUKTAN SONRA MÜSLÜMANLIĞI BIRAKMIŞTIR” sözünüz, ispat gerektirir. Kullandığınız ifadeye göre bir takım sağlam tespitlerinizin olduğu anlaşılmaktadır. Kimdir bu alimler/bilim adamları/müslümanlar ? ifadenizi pekiştirmek için isimlerini vermeniz gerekir ifadenize göre. Salt tenkit amaçlı değil bu sorum. Sağlam delillerinizi öğrenmek ve bilgimi genişletmek amaçlıdır. Cevabınıza peşin teşekkürlerimi sunarım.
Gerçek ismini vermeyen Türkçe yazım kurallarına dikkat etmeyen bir kişi midir dinden, akademik ve objektik düşünceden bahseden? Din günümüzde bilinen semavi dinlerden veya uzakdoğuda popüler olanlardan ibaret midir? Kutadgu Bilig dönemini ve İstanbul Arkeoloji Müzesindeki dönemin eserlerini incelerseniz dinin sizin sığ paradigmanız ve ona sıkışıp kalanlarla korkularınız arasıdakilerden ibaret olmadığnı anlarsınız. Herşeye rağmen ben burada tümünü anlatacak kadar vakit ayıracak değilim. O kadar cahil ve saygısız bir tutum içindesiniz ki 3, 5 sayı imiş… Benim akademik kökenimi vb. nereden biliyorsunuz? Belki matematik köyünü kurdum, belki Tübitak bursu ile okudum ve dereceler yaptım? 3, 5 sayı? İşte sizin vizyonunuz bu kadar! Din demek bazı kimslerin menfaatine yonttuğu değerler değildir. O halde 14 yaşında tecavüze uğrayanlara verilmeyen ceza sonrasıda Türk hukuk sisteminde tüm çocuklara tecavüz etmek mübahtır şeklinde bir yorum çıkar sizin mantığınıza göre! O hüküm yalnızca o hakimin sizin gibi olan paradigmasının sonucudur, hukuku o şekilde işletmiştir. Sizin dini işletme mantığınız da aynısıdır! Kendi önyargı, sıkışmış kalıplarınızı genele mal ederek hükme varmış ve zafer kazanmış gibi sevinmeyin zira Firavun da aynı hataya düşmüştü. Tarih boyunca o kadar mucize talebi olmuş ve bir o kadar da gelmiş ki insanlar yine de yetinmemiş, siz mi yetineceksiniz yoksa ben mi olmayan analiz, yorum, algı, tefekkür gibi yönleri size kazandıracağım. Hayır hiçbirisi olmayacak. Sizi cehaletiniz ve egonuzla başbaşa bırakıyorum. Benim dinim bana sizin dininiz size!
Iskembeden atmadigini iskembeden atarak ispatlamaya calisan, kendi calip kendi oynayan, sorulara dogrudan cevap vermek yerine ana konu olmayan isim ve dil uzerine yogunlasan aptallarin ne kadar aptal oldugunu anlatmanin ne kadar aptalca oldugunu dusunemeyecek kadar aptalmisim.
İlk dil arapça diyen arkadaş; sanırım vahiy gelmiş sana bunun için…Neye dayanarakdan bunu söylediğin belli.kutsal kitabımızın arapça olmasından.Peygamber efendimiz İngiltere de doğsaydı ozaman ilk dil İngilizce olacaktı yani…
İlk dilin ne olduğunu Sadece Allah bilir ve ilk dil diye bir kaynakta yoktur bildiğim kadarı ile.Sadece okuduğum kadarı ile İncil in Genesis bölümünde bu konuda bir bölüm var.Tek ve ortak bir dil varmış sonrasında ise Allah dilleri karıştırmış..Merak eden olursa gözatsın.Atatürk ümüzün yıllar önce Güneş dili araştırması bugun yabancılar tarafından kabul görmüştür.Ve Nasıl bir lidere sahib olduğumuzun bir kanıtıdır bu..İleriyi gören ve araştırmayı seven bir lider.Atatürk ü hala anlayabilmiş değiliz,buna üzülüyorum..
Saygılarımla
Sütyen Fransizca kelime olarak bilinir..
İşlevi malumdur..
Bu kelimeyi ikiye ayirirsak SÜT vede YEN olarak görürüz..
Süt: içilir ve memeden gelir.
Yen: Eski Türkçede Gömlek manasina gelir..
Böylece SÜTYEN SÜT GÖMLEGI manasina gelmiş olur.
O sözcüğün asıl yazılışı Sutyen’dir. baştaki /u/ – /y/ dönüşümü süt kelimesiyle çağrışımdan doğmuştur.
Bazı yorumlara gerçekten hayretler içinde kalıyorum. Şu ideolojilerinizi bir kenara bırakıp dünyaya at gözlüklerinizin dışından bakmayı deneyin bir kere de. Anlamadan bilmeden sizlere ezberletilenleri tekrar edip duruyorsunuz. Başka ülkelerde basit lise eğitiminden sonra kendi en eski yazarlarını/şairlerini anlıyorlarmışmış. Bana Shakespearein özgün dilini zorlanmadan kelimesi kelimesine anlayan lise mezunu sıradan bir İngiliz göster, alnından öperim. Onlar sadeleşmiş şeklini okuyorlar o okullarda, ondan bile şikayet edeni var! İyi araştırın.
Dil canlı bir varlıktır. İlla ki zaman içinde değişip gelişecek. Bunun alfabeyle ne ilgisi var? İki üç bin yıldır dünya üzerinde var olup da değişmeyen dil mi olur Allah aşkına? Burada dünyanın yazılı kaynaklı en eski dili Sümercenin akrabası hatta devamı olabilecek tek dilden bahsediyoruz! Ayrıca Arap alfabesi Türkçeye uygun bir alfabe değildir. İşin içinde olan biri olarak iyi biliyorum. Yok kültürle bağ yok edilmişmiş de yok şimdi çocuklarımız Osmanlıcayı öğrenemiyormuşmuş da. O çocuklar o zamanda okuma yazmayı öğrenemiyordu, tek fark kafalarına değnekle vura vura korkutularak eğitilmeye çalışılıyorlardı. Bu sebeple eğitimli insan sayısı bir mahallede ikiyi üçü geçmiyordu. Neden acaba? Bunu düşünen var mı? Alfabe uyumsuzluğundan tabi ki. Alfabeyi değiştirirken amacın din düşmanlığı olduğunu öne sürenler! Bu gaflettir, gözlerinizi iyi açınız. Çok sevdiğim bir söz var, tarihi galip gelenler yazar diye… Maalesef burada yüz yıllardır bize yutturulmaya çalışılan da bu. Bize ait kültürel zenginlikler başka milletlere aitmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Aksini iddia edenler de alaya alınarak aşağılanıyor ki bir daha kimse cesaret edemesin dillendirmeye. Latin alfabesi safsatası da bunlardan biri. Kullandığımız alfabenin runik -ki Welch dilinde gizemli, büyülü demek-alfabe olarak anılan-bir başka görmezden gelme ve silme çabası- Göktürk alfabesinden türemiş olabileceği tezini kaçınız biliyor, karşı çıkanlar? Göktürk alfabesi ki öz be öz Türk kavimlerinin damga ve imgelemelerinden ortaya çıkmış bir alfabe. Bir şeyleri öne sürmeden önce kendi araştırmalarınızı -tarafsız- kaynaklardan yapınız. Ya da farklı görüşteki bir çok kaynaktan. Size bazı güç kaynaklarının sizi daha iyi güdebilmek için ezberlettikleriyle yetinmeyin lütfen.
Sayın İsa Sarı size de çalışmalarınız için çok teşekkür ediyorum, umarım sizin gibi araştırmacı insanlar daha da çoğalır.
Sayun Bayan,
Yorumunuzu dikkatle okudum. Harf Devrimi konusunda, Rahmetli ATATÜRK’e çok kızardım çocukken. “Dünya üzerinde iki abece’si olan kaç millet var ?.. Öyle iken neden GÖK TÜRK veya UYGUR abece’si değil de, lâtin abece’si diye… Yaş ilerledikçe gördüm ki, İlim/Bilim batıda ve onların abece’si de latince ve ATATÜRK’ümüz, batının İlim/Bilimini öğrenme konusunda bize en güzel yolu göstermiş. Arap harfleri ile okumuş birinin, latin harfleri ile yazılı eserlerden İlim/Bilim öğrenebilmesi (Dil konusu bir tarafa) kolay mıdır, mümkün müdür ?.. Orta okul sıralarındayken bu kanıya varınca, rahmetli ATATÜRK’ün manevî kişiliğinden defalarca özür diledim…
Sonraları 1930’lu yıllarda ortaya atılan Güneş Dil Teorisi’ni bir nebze öğrenip,
öğrendiğim öteki tarih/dil/din bilgileri ışığında konuya daha yakından eğilince, vurguladığınız gibi bu teori ile ilgilenip savunanlara çevrenin olumsuz bakış ve tepkisini gördüm.
Tenkit, dünyanın en kolay işidir. Ancak, bir saygı çerçevesinde ve bilimsel yaklaşımla yapılıp karşıt sav da ortaya konularak yapıldığından bir önem taşır. Bir takım galiz kelimeler ve yakışıksız sıfatlandırmalarla yapıldığında ise, muhatabın tezini kuvvetlendirir.
Bilvesile saygılar sunarım.
,
,
ne yazikki kendi dilini yok eden bir millet olmusuz!!!!
Bora Uysal Kayıp Kıta Mu ve Atatürk adlı kitabı tavsiye ederim. Diğer yorumlara gelince tüm yorumları usanmadan ve bıkmadan okudum. en ilginç olanı Doğan Kaya Beyin yorumuydu. Çünkü kendisi aslında Güneş Dil Teorisinin Atatürk açısından önemini anlamış durumdadır. Yorum yapan arkadaşlara sesleniyorum. Hepiniz iyi ya da kötü bir yorumda bulunmuşsunuz ancak Atatürk’ün bu konuya neden bu kadar önem verdiğini anlayamamışsınız. Atatürk’ün buradaki amacı Türkçeyi yüceltmek değildi. Ancak (gördüğüm kadarıyla kimsenin göremediği) Avrupalılar Türkleri ve Türkçeyi KABA ve BARBAR olarak görmektedirler. İşte Atatürk bunu farketti ve tüm dünyaya şu mesajı vermek istedi. Türk arkı ve Türk Dili ari değildir. Yani sizin diliniz ve ırkınız kadar eski ve modern bir dildir mesajını verdi. Ancak Ömrü yetmedi. Kayıp Kıta Mu ve Atatürk isimli kitabı yorum yapan herkese tavsiye ediyorum. Atatürk’ün sadece dil konusunda değil Türk ırkını diğer ırklarla aynı olduğunu savunan her konuda araştırma yapmıştır. Ancak ölümünden sonra başımıza gelen diplomatlar ve siyasiler bunu hiçbir zaman görüp anlayamamışlardır. Kendini Türk ırkından gören herkesin ortak dili Türkçedir. Yani Kırgızların, Azerilerin, Tatarların, Özbeklerin, Uygurların ve daha sayamadığın kendini Türk ırkından gören herkesin ortak dili Türkçedir. Ben TÜRKÜM benim dilim TÜKÇEDİR.
Saygımlarımla,
Zeki Aslan Bey, yorumunuzu okudum ve çok etkilendim. Türkçe basit bir dil değil, hele “mücahil”lere bırakılacak bir dil hiç değil. Oktay Sinanoğlu’nun bir sunumunu seneler önce okumuştum, çok uzundu ama bir o kadar da sürükleyici idi. Türkçe’nin matematiksel bağlantısını ve kurallarını açık ve net bir biçimde anlatıyordu. Ayrıca Sümerler de yakın zamanda ilgi konum olmaya başladı, Sitchin kitaplarını okuyorum. Fakat eksik noktalar var ve Sümerce-Türkçe bağlantısına kafa yormak istiyorum. Bununla ilgili güvenilir ve saygın kaynaklar için sizlerden yardım rica etmekteyim. Önereceğiniz kaynakları paylaşırsanız çok sevinirim.
sn. Zeki Aslan ve Fatih Burak beyler.. bu aydınlık düşüncelerinizden dolayı sizi takdir ediyorum… Sırf Osmanlıca öğrenmek zor diye dil devriminin boş işler olduğunu iddia eden Kur’an’ın Arapça olduğu için bütün dillerin ondan doğduğunu öne süren insancık(!)lara da şaırırıyorum… Arapçayı öne süren insanlar gibiler için Kur’an’ın ne dediği çok da önemli değildir.. onlar için esas önemli olam sakallı ve sarıklı muhterem(!)lerinin ne dediği önemlidir… o muhteremleri dinlemey devam edin onlar başını rahibe gibi sarmış kadınlarla harem kurarken… uyuyun arkadaşlar uyuyun!!!!!
Konuşmak yada konuşmamak işte bütün mesele burada. amiyane bir tabirle ağzı olan konuşuyor. Sevgili arkadaşlar,kendini ifade ettiğin dil en iyi dildir. konuştuğun dil ve diller en güzelleridir. Sakın ne olursunuz dilleri küçümsemeyin.