Artık Her Şey “Normal”

Ankara’da, sadece geçen yıl yol verme tartışması yüzünden yetmiş küsür kişi ölmüş… Normal. Çünkü kırmızı ışıkta beklerken, kameraların yoksunluğundan istifade “Yürüsene kardeşim!” kornası “yemek” normal.

Yayalara yeşil ışık yanıyor. Bir araç, son sürat. İçindeki “insanımsı”, ne idüğü belirsiz el kol hareketleri eşliğinde “Beklesene ulan, yol benim hakkım!” diyor adeta. Normal ve sıradan. Sanki bir de olağan.

Arkadaşın evine hırsız girmiş. Uyurken, yanı başındaki telefonu ve bilgisayarı alıp çıkmış… Normal. Polis, “Sen o bilgisayarı ve telefonu unut.” demiş, bu da normal.

Yurt dışından bir arkadaş, burada staj yapmak için başvuruyor. Belgeler tamam. “Bekleyin” deniliyor. Bir hafta, bir ay… “Ne oldu bizim başvuru?” El cevap: “İngilizce bilen kimse yok, o yüzden bir şey yapamadık.” El insaf! Neyse, bu da normal.

İnsanlar “yanlışlıkla”, “sehven” öldürülür ve “Onları değil, başkalarını öldürecektim.” denilir. Bu da normal.

Büyük bir hevesle, iştahla 6 ay gibi kısa bir sürecikte çevrilen kitabın basılması en az 2 yılmış… Normal. Kıytırık bir yazının bir odadan hemen karşısındaki odaya ulaşması en az 3 gün de ondan. E bu da normal. Yukarıdaki gibi hem de…

Yine büyük bir hevesle web sitesi tasarlanır. İçi yazılarla doldurulur. Elin oğlu gelir, alır yazıyı kopyalar, kendi yazmış gibi. Normal ki ne normal. Ha, dahası da var. Ne mi? Günde yüzlerce kişi bu siteden faydalanır. Biri de çıkıp demez ki “Arkadaş, ellerine sağlık!”. Eh, normal. Bu yazının üstünde, altında yazıyor: “Yorum yok” Kim bilir ne zaman kadar “yok” olacak. Hepsi gibi bu da normal. Normal oğlu normal…

Artık her şey “normal”. Ne mi “anormal”? İşini zamanında yapmak, kurallara uymak, incelik göstermek, kalınlıktan kurtulmak… Kısacası “insan” gibi yaşamaya çalışmak.