İyi ve Kötü Yönleriyle iPhone 4 ve iPhone 4S

Emektar cep telefonum Nokia 6210 Navigator, satın almamdan iki yıl sonra teklemeye başlamıştı. Kendi kendine açılıp kapanma, yazdığım metinlerin hiçbir sebep olmaksızın silinmesi vs. derken, geçen ay içerisinde rehberindeki yüzlerce telefon numarası, ajandasındaki bir o kadar kayıt ve yapılacak listesiyle vadesini dolduruverdi. Bunun üzerine, yeni bir cep telefonu almak şart hale geldi ve Almanya ziyaretimin ilk gününde uygun fiyata donanımlı bir cep telefonu, daha doğrusu “akıllı telefon” satın alma arayışına girdim. En sonunda, uygun sayılabilecek bir fiyata çok az kullanılmış ikinci el bir iPhone 4 satın aldım. Yaklaşık 2 haftadır kullandığım bu akıllı telefon ile ilgili düşüncelerimi ve cihazın artılarını, eksilerini tarafsız bir şekilde maddeler halinde ortaya koymaya çalışacağım.

iPhone 4 ile iPhone 4S’nin farklarıyla ilgili olarak belirtmekte yarar gördüğüm bir noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum: iPhone 4S, oldukça merak edilen bir cihaz, fakat gerçekçi olmak gerekirse, iPhone 4 ile arasında hissedilebilir bir fark yok. Çift çekirdekli bir işlemci, iyileştirilmiş bir batarya ve kamera, Siri adlı sesli asistan uygulaması ve çift anten dışında iPhone 4 ile iPhone 4S arasında hiçbir fark yok. Bu bakımdan, bu yazıyı hem iPhone 4 hem de iPhone 4S üzerine yazılmış olarak düşünebilirsiniz.

Yazıma, iPhone’un artılarını, daha doğrusu diğer akıllı telefonlardan üstün yönlerini sıralamakla başlamak istiyorum:

Ekran:
Açıkçası iPhone, şu ana kadar kullanma imkanı bulduğum cep telefonları içerisinde en kaliteli ekrana sahip olanı. “Yiğidi öldür, hakkını yeme.” deyimini iPhone’un sahip olduğu yüksek çözünürlüklü ve yoğun pikselli ekranı için kullanabiliriz. Ekrandaki görüntüler son derece parlak ve canlı, bir o kadar da net. Ayrıca otomatik ekran parlaklığı seçeği ile de, bulunduğunuz ortama ve havanın durumuna göre parlaklık otomatik olarak ayarlanıyor ve bu da hem enerji tasarrufu hem de göz sağlığı noktasında pek çok yarar sağlıyor.

Tasarım ve Kasa:
iPhone oldukça sade bir tasarıma sahip. Bu tasarım, cihazın kasasında kullanılan kaliteli ve dayanıklı malzemelerle de birleşince, ortaya kullanımı şaşırtıcı derecede rahat ve avuca tam olarak sığan bir cihaz çıkıyor. Cihazın etrafını saran metal çerçeve ve cam yüzeyi de, iPhone’un dayanıklı olduğu hissini vermeye yetiyor.

iPhone 4 kasası ve tasarımı

Yazılım:
Gelelim işletim sistemi tarafına. Apple’ın iPhone ve iPad için tasarladığı iOS (i Operating System) adlı işletim sistemi, yani esas yazılımı, gerçekten büyük işler başarıyor. Bu işlerden en önemlisi de cihazın yazılım tarafının büyük ölçüde kullanıcı dostu olması ve işlemlerin hızlıca, kolayca gerçekleştirilebilmesi. Gerçekten de menüler arasında gezinmek, uygulamaları çalıştırmak, klasörleri düzenlemek ya da ayarları değiştirmek gibi işlemler mümkün olduğunca basit ve hızlı bir şekilde yapılabiliyor. Tabii bu basitliğin profesyonel kullanıcılar için bazı dezavantajları da olmuyor değil. Bunlara, yazının ikinci bölümünde değineceğim.

Yedekleme:
Yazının girişinde bahsettiğim üzere, eski telefonumdaki bilgiler, etkin bir yedekleme sisteminin olmayışı dolayısıyla silindi. Eski model cep telefonlarında, cep telefonunu bilgisayara bağlayarak, uygun bir yazılımla içerisindeki bilgileri bir yedek dosyasına kaydetmek suretiyle yedekleme ya da geri yükleme işlemleri gerçekleştirilebiliyordu. Apple’ın iCloud’u sayesinde bu durum değişti. Ücretsiz olan ve ilk etapta 5 GB’lık depolama alanı sunan iCloud servisi sayesinde e-posta, takvim, rehber, anımsatıcılar, fotoğraflar, yazılım dosyaları gibi kişisel verilerinizi kablosuz ağ üzerinden ya da hücresel veri bağlantısı aracılığıyla Apple sunucularına yükleyebiliyorsunuz. Ayrıca yine iColud sayesinde, eğer konum servisleriniz açık halde ise, iPhone’ununuz nerede olduğunu ya da en son nerede kullanıldığını İnternet üzerinden takip edebiliyorsunuz. İsterseniz yine İnternet üzerinden cihazı kilitleyip içerisindeki bilgileri de silebiliyorsunuz. Cihazın çalınması durumunda bu özellik oldukça faydalı olacaktır.

Ses Kalitesi:
iPhone 4’ün alt kısmına yerleştirilmiş hoparlörler, parazitsiz ve net bir ses vermekte. Ayrıca cihazla birlikte gelen kulaklıklarla da son derece kaliteli bir ses alınabilmekte. iPhone 4’ü, şu ana kadar kullandığım telefonlar arasında en iyi ses kalitesine sahip olan telefonlardan birisi olarak nitelendirebilirim.

Sensörler ve Ekran Hareketleri:
Cihazın dokunmatik ekranı parmak hareketlerine karşı oldukça hassas. Kullanım kolaylığının esasını da bu hassasiyet oluşturuyor. Cihazın hareket sensörleri de en az ekran kadar hassas ve iPhone için özel olarak tasarlanmış bazı oyunlarda hareket sensörünün ne kadar gelişmiş olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Uygulamalar:
Apple App Store adlı uygulama mağazası, iPhone için tasarlanmış yüz binlerce uygulama sunmakta. Bunlardan bazısı ücretli bazısı ücretsiz, fakat ihtiyacınız olan uygulamaları kolayca bulabiliyor ve ister doğrudan iPhone üzerinden isterseniz de iTunes aracılığıyla cihazınıza yükleyebiliyorsunuz. Kısacası iPhone son derece zengin bir uygulama arşivine sahip.

iPhone 4 kutusu
iPhone 4’ün kutusu son derece şık görünüyor.

Şimdi de iPhone’un diğer cihazlara göre eksik yönlerinden bahsetmek istiyorum:

Bluetooth:
Sanırım çoğu kişiye göre cihazın en önemli eksikliklerinden birisi, Bluetooth platformu üzerinden başka cihazlara dosya gönderememe ve onlardan dosya alamamasıdır. Gerçekten de, çoğu zaman, çektiğiniz bir fotoğrafı hemen yanı başınızdaki arkadaşınıza Bluetooth üzerinden göndermeyi ya da sevdiğiniz müzikleri yine Bluetooth ile paylaşmayı özlemiyor değilsiniz.

Batarya:
iPhone’un bataryası, özelliklerinin çokluğu ve içerisindeki işlemci dolayısıyla çabucak tükenebiliyor. Kablosuz ağ (Wi-Fi) açık bir şekilde, cihazı doya doya kullandığınız zaman bazen yarım gün sonra tam dolu bataryayı şarj etmeniz gerekebiliyor. Ayrıca cihazın arka kapağı maalesef açılamıyor ve bu da, bataryası performansını kaybettiğinde, kendi imkanlarınızla bu bataryayı yenisiyle değiştiremeyeceğiniz anlamına geliyor.

Sim Kart:

iPhone 4 ve 4S sadece Micro SIM adı verilen ve normal SIM kartların yarısı büyüklüğündeki SIM kartları destekliyor. Her ne kadar kendi imkanlarınızla, makasla keserek normal SIM kartınızı küçültebilseniz de, acil bir durumda normal SIM kart kullanmak istediğinizde bu durum dezavantaj haline dönüşebiliyor. Ayrıca cihaz içerisindeki SIM kartı çıkarabilmek için de, SIM kart kapağının iğne benzeri bir araçla yerinden kaldırılması gerekiyor. Bu durumda, cihaza yerleştireceğiniz SIM kartınızı uzun süreler değiştiremeyeceğinizi ya da değiştirme işleminin çok zahmetli olacağınızı aklınızdan çıkarmamanız gerekli. Sık sık Sim kart değiştirmek durumunda kalıyorsanız, ilgili aparatı, hatta Sim kart kesme aletini yanınızda bulundurmanızda fayda var.

Bellek:
iPhone 4 ve 4S’ler, fabrikadan çıkışta 16, 32 ya da 64 GB’lık dahili hafızalar ile birlikte geliyor ve cihaz herhangi bir harici hafıza kartını desteklemiyor. Bu da, cihazın fiyatının yüksek olmasına sebep olduğu gibi, ilerleyen zamanlarda yetersiz hafıza sorununa da davetiye çıkarabiliyor. Ayrıca, iPhone’u USB kablosu üzerinden bilgisayara bağladığınızda, ekrana sadece cihaz içerisindeki fotoğraf ve videolara ulaşabildiğiniz bir klasör geliyor. Yani iPhone üzerindeki diğer dosyalara kesinlikle ulaşamıyorsunuz ya da bunları düzenleyemiyorsunuz. Ayrıca cihazınızın belleğinde ekstra dosyalar da taşınamıyor.

Alarm ve Zil Sesleri:
Cihazdaki alarm ve zil sesleri oldukça sınırlı ve var olanlar da son derece yetersiz ve tabir yerindeyse “çocuksu”. Bunun dışında, kendi istediğiniz bir alarm ya da zil sesini ayarlamak da son derece uğraştırıcı ve zaman alıcı.

Mesajlaşma ve MMS Desteği:
iPhone’da, bir SMS gönderdiğiniz zaman, mesajınızın ulaşıp ulaşmadığı bilgisini veren iletim raporları maalesef mevcut değil. Ayrıca, iPhone’lar MMS (Multimedia Messaging Service) platformunu da tam olarak desteklemiyor. Dolayısıyla karşı tarafa tam etkileşimli mesajlar gönderemiyorsunuz. iOS 5 güncellemesi ile de sadece fotoğraf ya da video gönderimine izin veriliyor. Ses kaydı ya da başka bir belge gönderimi ise imkansız.

Arama Kaydı:
Cihazın “Son Aramalar” adlı arama kaydı uygulaması yeterince özellik barındırmıyor. Çağrıları sadece “Tümü” ve “Cevapsız” başlıkları altında görebiliyorsunuz ve yapılan ya da gelen aramaların toplam süresi, sadece gelen aramaların gösterilmesi, veri bağlantıları vb. gibi ölçütler iPhone’da yer almıyor.

Görüşmelerde Ses Kaydı:
Çoğu zaman, bir telefonda olmasını istediğim özelliklerin başında, yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması gelmiştir. Ne yazık ki iPhone yapılan görüşmelerin kayıt edilmesini hiçbir şekilde desteklemiyor ve dolayısıyla bu özellikten mahrum kalıyorsunuz. Açıkçası ben, yaptığım görüşmelerde notlar yazmak yerine, aldığım ses kaydını tekrar dinlemeyi tercih ediyordum ve bigi aktarımlı görüşmelerde bu özellik bazen zorunlu olabiliyordu. Doğruyu söylemek gerekirse, sadece bu özelliğe sahip olmamasından dolayı ilerleyen zamanlarda iPhone’umu başka bir cihaz ile değiştirmeyi bile düşünüyorum.

Sadelik:
Yukarıda, iPhone’un işletim sistemi iOS’un son derece sade bir arayüze sahip ve kullanımının da bir o kadar rahat olduğunu belirtmiştim. Esasında bu durum bir avantaj olsa da, profesyonel kullanıcılar için avantajdan ziyade dezavantaj durumuna düşüyor. Çünkü bu, işletim sisteminin açık kaynaklı olmamasının da getirdiği olumsuzluklarla beraber, görev yöneticisi gibi özelliklerin kullanılamaması ya da cihaz üzerindeki uygulamalara tam anlamıyla müdahele edilememesi (örneğin Borsa ya da Youtube uygulamalarının kaldırılamaması) gibi türlü kısıtlamalara yol açmakta.

iPhone 4 menüsü
iPhone 4’ün menüsü

Radyo Alıcısı: iPhone, artık giriş seviyesi telefonlarda bile bulunan radyo donanımına maalesef sahip değil. Dolayısıyla cihaz üzerinden radyo dinlemek imkansız. Sadece hücresel veri ya da kablosuz bağlantı ile radyo dinleyebiliyorsunuz.

iTunes ve App Store: iPhone’a yeni uygulama indirmek ya da iPhone üzerinde yazılımsal işlemler (dosya yükleme, yedekleme vs.) yapabilmek için tek yol iTunes adlı bir program ve Apple kimliği. Apple kimliği edinmek ücretsiz, fakat uygulama mağazası olan App Store’dan ücretsiz dahi olsa bir uygulama indirebilmek için bazı durumlarda (örneğin, uzunca süredir kullanmadığınız hesabınızı kullanabilmek için) kredi kartı bilgilerinizi sisteme girmek zorunlu. Ayrıca cihaza yükleme yapabilmek için iTunes’un zorunlu tutulması da büyük bir dezavantaj.

Flash Desteği: Ne yazık ki, iPhone’un desteklemedikleri arasında, İnternetin olmazsa olmazlarından Adobe Flash da var. Bu da, pek çok siteden video izleyememek ya da Flash ile çalışan uygulamalardan faydalanamamak anlamına geliyor.

Diğerleri: iPhone’un kişisel olarak hoşuma gitmeyen diğer bazı özelliklerinin başında; rehberdeki kişilerin gruplara ayrılamaması, tuşlanan numaranın kime ait olduğunun görünmemesi ve anımsatıcılar uygulamasındaki takvimde anımsatıcı bulunan günlerin işaretli olmaması geliyor. Bunların dışında, klasörlerin en fazla on iki uygulama barındırabilmesi gibi bazı ufak tefek eksikler de mevcut yazılımsal olarak iPhone’ların eksik yönleri arasında.

 iPhone üzerine tarafsız olarak yazıya geçirdiğim düşüncelerimin faydalı olması dileğiyle…