Güneş Dil Teorisi ve Atatürk’e Göre Dillerin Doğuşu
Türkçenin söz varlığını, başta Arapça ve Farsça olmak üzere yabancı dillerden geçen kelimelerden arındırarak özleştirme hareketi, diğer bir deyişle “Dil İnkılâbı”, Tanzimât ile başlar ve bilhassâ Cumhuriyet ilan edildikten sonra Atatürk’ün özverili çalışmalarıyla hızlı bir şekilde devam eder. Başlatılan bu hareket, sadece yabancı dillerden geçen aykırı söz varlığını değil, yine yabancı dillerin etkisiyle gelişen ve Türkçenin yapısına uygun olmayan birtakım dil bilgisi kurallarını da tasfiye amacı taşımaktaydı; fakat bu tasfiye işlemi çok ileri boyutlara ulaşmış ve dili özleştirme çabası, içinden çıkılamayacak bir hâl almıştı. Öyle ki, özleştirilmeye çalışılan yeni dil ile anlaşabilmek eskisine göre çok daha zor olmaya başlamıştı.
Bu durumu gören Mustafa Kemal Atatürk, Avusturyalı Türkolog Phill H. Kvergiç’in hazırladığı ve 41 sayfadan oluşan “La Psychologie de Quelques Éléments des Langues Turques” (Türk Dillerindeki Bazı Unsurların Psikolojisi)1 adlı çalışmayı inceler, sonrasında bu çalışmayı Abdülkadir İnan, Naim Nazım ve Hasan Reşit gibi bilim adamlarından oluşan bir dil heyetine gönderir. Heyetin yaptığı çalışmalar sonucunda “Güneş Dil Teorisi” fikri ortaya çıkar. Teorinin amacı, yeryüzündeki en eski dilin Türkçe olduğunu ve diğer dillerin de Türkçeden türediğini ortaya koymaktır. Teori, 3. Dil Kurultayında yabancı dil bilimcilere de sunulur; fakat pek çok dil bilimci bu teorinin gerçeklik taşımadığını belirtir ve teoriyi savunmaz.
Yeryüzündeki bütün dillerin “güneş” kelimesinden türediğini savunan Güneş Dil Teorisi; aydınlatma, ısıtma ve yükselme vasıfları dolayısıyla güneşin tüm toplumlar için hayatî derecede önemi olduğunu vurgular. Kendisine kutsiyet atfedilen güneşin aydınlatma özelliği yeryüzünün görülebilir hâle gelmesini ve yaşamın gerçekleşebilmesini sağlarken, ısıtma özelliği yaşamın devamını getirir. Yükselme özelliği ise gücü ve kudreti temsil eder. Her şeyin kaynağı odur ve uzaklık, büyüklük, yükseklik gibi erdemler onda toplanır. Tüm bu özelliklerinden dolayı güneş, bütün toplumlar tarafından önemli kabul edilir ve insanların güneşe bu kadar önem vermesi, onun, en kolay şekilde ifâde edilebilen a sesiyle karşılanmasına sebep olur.
Güneş Dil Teorisinde, bilinçli olarak türetilen ilk ses olan a ile birlikte bir ğ sesinin de söylendiği, bu sesin ise sadece Türkçede bulunduğu, dolayısıyla ortaya çıkan ilk kelime olan “ağ”ın Türkçe kökenli olduğu vurgulanır. Yine a sesinden sonra b, m, p, t, y, g, k, h ve u seslerinin gelebileceği de Teoride belirtilmektedir. 72 adet birincil derece temel kök meydana getiren 8 sessiz harf, 8 ünlü ile birleştiğinde de 88 adet ikincil temel kök oluşturur. Bu sayede toplamda 168 temel kök ortaya çıkar. Teori, bu dayanaklar ile “güneş” sözünün Türkçe olduğunu kanıtlamaya çalışır. Ayrıca, Arapça “şems” sözünün de “güneş”in değişik bir varyantı olduğu fikri Teoride yer alır. Güney Amerika’da bulunan ve dünyanın en uzun nehri konumunda olan “Amazon”un, adının “amma uzun”dan, “Niyagara”nın da “ne yaygara” ifâdelerinden türediği kanıtlanmaya çalışılır.
a sesinin zaman içinde e, ı, i, o, ö, u ve ü seslerine dönüştüğünü, dolayısıyla bugün kullanmakta olduğumuz sesli harflerin hepsinin a sesinin değişik biçimi olduğunu belirten teoriye göre, yaygın olarak kullanılan diğer temel kelimeler de “ağ”dan türemiştir.
Yapılan tüm bu çalışmalara rağmen Güneş Dil Teorisi beklenilen ilgiyi bulamaz ve Atatürk’ün vefatından sonra bir daha üzerinde herhangi bir çalışma yapılmaz. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde konuyla ilgili olarak ders veren İbrahim Necmi Dilmen, “Güneş öldükten sonra onun teorisi mi kalır?” diyerek, Atatürk’ün ölümünden sonra bu teoriyle ilgili çalışmaların sona ermesinin sebebini açıklar.
Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, 25 Haziran 2005 tarihinde düzenlenen bir açık artırmada Güneş Dil Teorisi ve Dil Karşılaştırmaları Komisyonu Raporunu satın almış ve Türk Dil Kurumu Arşivine bağışlamıştır. Raporun tam metnine buradan, Komisyon Üyelerinin Tam Listesine ise buradan ulaşabilirsiniz.


1 Bu çalışma, ilk başta Türk Dil Kurumunda görevli olan Ahmet Cevat Emre’ye gönderilir; fakat Emre, eseri kıymetsiz bulur ve Kvergiç’in mektubunu yanıtsız bırakır. Kvergiç, aynı çalışmayı biraz daha gözden geçirerek bu kez bizzat Atatürk’e gönderir. Atatürk ise eserdeki ana fikri daha da geliştirir.



arkadaşlar o eski roma olsun avrupanın kökeni olsun TÜRK TÜR hatta fatih sultan mehmet bile birgün italya kralına şöyle der: onların bıze duydukları dğşmanlığı anlayamıyorum ikimizde aynı kökenden gelmiyormuyuz ki.
ben zeki aslan ve fatih burak beylerin kesinlikle arkasindayim! 25 yildir fransadayim cocukluk yasindan itibaren ve her gecen gun turkcenin ve ataturkun ne kadar evrensel ve saheserligine hayran kaliyorum.fransizcadaki (elimination, eliminatoire, eliminer, election…..) kelimeleri mantikli dusundugumde turkce; elek, elemek ,secenek ,secmek, gibi cok anlamli kelimeden geliyor. bunun gibi ornekleri cogumuz eminim farkinda olmadan pas geciyoruz? turkiyede osmanli ve selcuklu dan baska turk medeniyetini ogrenmeyen(istemeyen???)burnunun ucunu anca gorebilen bedevi dusunceli insanlarin olduguna inanamiyorum!!bizim tarihimiz ve dilimiz osmanliyi ve selcukluyu cok asar! ve yutar.
atatürk yaptığı calışmada türkçenin nekadar değerli veköklübir dil olduğunu anlatmaya calışıyor dillerde sesi çıkarmak için deyişik organları kullanırlar ses sadece dille cıkmaz örn:araplar gırlak ,fıransızlar diyafram ama türkçede bütün ses organları kullanaılır eğer bunu bilseniz atatükün aslında ütopik düşünmediğini anlarsınız gerçektende tükçe dünyanın en eski ve en köklüdillerinden dil inkılabını istemeyenlere gelince milleti millet yapan 4 unsur vardır din, tarih, bayrak ve dil bu unsurlardan biri olmasa o millet millet deyildir
Paylaşım için teşekkür ediyorum. Fatih Burak yorumun üzerine söyleyecek bir söz kalmadı, böyle düşündüğün dile getirdiğin için tebrik ediyorum.
Bu siteye bugün tesadüf eseri rastladım ve şu yorumları okudukça maalesef utandım, yerin dibine geçtim ve çok sinirlendim. Arkadaşlar yanlış anlamayın ama ne kadar boş beyinler taşıyorsunuz? O kafanın içindeki organ her şeyden önce düşünmeye ve doğru davranmaya programlanmıştır. Burada Atatürk’e , onun inklaplarına, bu ülkeyi kurtarmak adına giriştiği mücadeleye laf eden örümcek kafalılar: diyorsunuz ki dil’de yapılan devrim gereksizdi, boş işlerle uğraşmışlar, bunlar ütopya, üstün dil arapça… Bravo size!!! Bir düşünün bakalım o dönemin şartları içinde yapılan bunca inklabı ve bunların sonucunda ülkemizin küllerinden nasıl yeniden doğduğunu. Bilgi edinmeden fikir sahibi olunmaz açın okuyun ve inceleyin. Hele ki en üstün dil arapçadır diyen boş beyin: evet sana boş beyin diyorum çünkü durum bu maalesef. Sen kendi vatanında kendi milletinin, soyunun sopunun konuştuğu dilin üstüne bizi zamanında sırtımızdan hançerleyen, sözde müslüman olup da müslümanı ingilize, fransıza kısacası senin deyiminle gavura satan bir milletin dilini koyuyorsun. İşte sizin ki gibi zihniyet sahipleri bu topraklarda yaşadıkça, bu ülkenin kurumlarında tutundukça, asalak gibi bu vatanı seven insanların hakkına tecavüz ettikçe; bu güzel ülke daha çok bağımlı olur, daha çok yabancılara bakıp özenti oluruz, daha çok kendi benliğimizi kaybederiz. Ayrıca sen hangi bilginle ahirette arapça konuşulacağını veya bütün dillerin arapçadan türediğini söyleyebiliyorsun? Senin dayandığın veri ne? Acaba bir kez olsun kutsal kitap Kuran-ı Kerimi eline alıp içinde ne yazdığını anlayarak okumuş musundur? Kuran-ın neresinde yazıyor bu dediklerin? Sen kimsinde olmayan bir şeyi varmış gibi konuşarak Allaha ortak koşuyorsun? Önce git oku sonra konuşma hakkını elde et!! Ayrıca okuman gereken bir başka şey de insanlık tarihi… Git bir oku insanın tarihi kaç yıllıktır? Arapça çıkmadan önce, arap medeniyeti çıkmadan önce ne medeniyetler ve ne diller bu dünya üzerinde gezmiştir? Git oku… okuyun… okuyalım… Bu ülkenin başına ne gelirse cahillik ve yarım bilgiden geliyor.
Peki arkadaşlar Güneş Dil Teorisi hangi fikir akımıyla ilgilidir?
Türklükle, Türkçeyle ilgilidir. Dilin kökeni için 1866 dan sonra öne sürülen tek savdır. Dilin kökeni bilinemez denmiş o tarihte. İşte bu kadar önemlidir Türklük için! Bu video bütünü algılamanıza yeter umarım! https://www.youtube.com/watch?v=XMLmb7MLDTQ
Teşekkür ederim Güzel paylaşım.
dil devrimi gerekliydi yapıldı aynı zamanda güneş dil teorisini kaldıran şahsiyetsizlerden gün gelecek tarih hesap soracaktır
https://www.youtube.com/watch?v=XMLmb7MLDTQ Bu videoyu izlemenizi öneririm!
mücahit kardeşim sana sonuna kadar katılıyorumm şu anda osmanlıca okumaktan son derece zorllanan arkadaşlarımız varr işte bu sebepledir ki bu gerekli miydi düşünmek lazım tabili::::
mücahit koktaşa katılıom abi doğru sölüon ne gerke var ki yani boş boş işler yapmışlar
peki bir şeyi unutuyorsunuz ilk dil arapça kuran arapça peygamberimizin dili arapça ahirette konuşulacak dil arapça demek istediğim güneş dil teorisi palavra ilk insn hz adem allah ve allahın gücüne inanmıştır güneşin ne yuksekliği uzunluğu ne büyüklüğü bu dunyada tek buyuk var oda bir olan allah tır.fazla uzatmayım demek istediğim bütün dilerin arapçadan turediği soylemek istiyorum
İlk dil in adını saygın Musanın Rab ı dememiş. Ama Genesisi 11 de insanların tek dil konuştuğu yazar! Rab bozmuş bu durumu! Az aklınızı kullanmayı deneyin bence! https://www.youtube.com/watch?v=XMLmb7MLDTQ
Serpil ne diyorsa doğrudur =))
Birkac ana dilden biri oldugu bilip incelemek gerek. Matematik ve bilgisayar dili oldugunu, dogurgan oldugunu simdi hayatta olayan dunyanin en cok dil bilen Norvecli bilim adami soylemisti.
Bir ornek olarak; Temur timur ismi olarak gecer ve asli tem-ur seklindedir.Tem ise, yogunlasma anlaminda. Ur ise bildigimiz kitle. Demirin bulundugu hematit olusumu icinde, kirmizi olan , kiremit rengi olan hematitin yogun gorunduu yerlerde, tem in yogunlasmasi ile, oradan alinip demir cikarilmasi ile ilgili. Oradan bir ur alinir. Bu ur, ingilizcede or olur ve maden cevheri demektir. Ur seklinde kitle olma isi, ot-ur daki, ot gibi ol ve ur gibi kitle ol seklinde, yerde kitle gibi dur demektir.Keza getir, gotur tumu ur dan tureme emirlerdir.
Eger ileri gider de bir grubu emrinize alir onlari savasan grup yaparsaniz, ur-du dersiniz.Yani emir alan, uran grup. Bu ordu olarak doner. Arnavutca, ingilizceden daha eski bir dil. Ornegin Hapur acik demek ve ingilizce bunu open yapmis. Hunger yemek ve yemek yemek olup, bunu hungry yapmis. Bu dilde urduro=buyur demek. Zaten buyurdaki donusum de, bay-ur yani beyim emretten geldigi gibi, urduro da, ur-dum dan gelir. Yani ur gibi derlenip dinlemekteyim, soyle! Buradan da ingilizlerin order yani ismarla veya ismarlama anlamindaki kelime, ayni kokten, arnavutca urduro dan order a cevrilmistir.Arnavutca da avas=yavas tir. Asli ise avas olmalidir. Cunku bir kisi bir isi kah av isteyip icerek kah as isteyip yiyerek yapatsa, isi avas avas yapmis olur. Bu irk da cok onceleri , diller kok halinde iken avrupaya gelip, buradaki dilleri algilayip ilerletmis ama, kendi kok dil orneklerini, turkce orneklerini de koymus.
yani Ataturk bunu demek istiyordu. daha da cok bildigim kok ortak veya donusmus kelimeler vardir. Siz de ekleyip ilerletin lutfen
saygilarimla
zeki
Türkçenin en köklü diller arasında olduğuna şüphe yok. Fakat Güneş Dil Teorisi, henüz savaştan çıkmış, içine sin(diril)miş, münzevi bir milleti özellikle dil bilinci bazında binlerce kez sürülüp, yüzlerce kez katledilmeye mağruz kalmış bir dil olan Türkçeyi kedi vatanında, eğleştiği insanlarla tekrar diriltmek , ayakta tutabilmek için kutsal bir ideoloji çevresinde toplayıp , güçlendirmek için ortaya atılmış farazi bir teoridir. Bence Atatürkte böyle ütopik bir düşüncenin imkansızlığının farkındaydı fakat şartlar böyle gerektirdi…
Hayır! https://www.youtube.com/watch?v=XMLmb7MLDTQ
beni tenkit edenler hiç cemil meriç okumadı mı? kamus, namustur; kamusa uzanan el namusa uzanmıştır. siyasetten nefret ederim. siyasi fikirler de değil anlattıklarım. okuyorum, düşünüyorum: neden başka milletler yüzyıllar önceki eselerini bir lise tahsili gördükten sonra rahatça anlayabiliyorlar. gerçi bu siteye takılanların çoğu bir görüş sahibi- ki bu belli de… bizse daha 50 sene önceki edebiyat eserlerimizi anlayamıyoruz. bir tek dil devrimi türkiye de olmuş bir şeydir. şimdi ise özellikle genç nesil daha beter uyutuluyor. itediğim şudur sadece: birazcık kendi kafamızla düşünelim.
Bu yaklaşım tıpkı abece devrimine karşı çıkan dinci Zeki Velidi Togan, Köprülüzade M. Fuat, Avram Galanti gibi yalancı Türkçü (!) lerin yaklaşımıdır. https://www.youtube.com/watch?v=XMLmb7MLDTQ
Mücahit kardeşimin söylediklerini, siyasi bir mensubiyet şuuruyla ezberlenmiş ve üzerinde etfaflıca düşünülmemiş ifadeler olarak görüyorum tıpkı dil şuuruna sahip olmayı yabancı kelime kovmaktan ibaret görenlerin basitliğinde olduğu gibi. Sadeleşme cereyanı Cumhuriyet’ten evvel de başladı ve Cumhuriyet nesli bu hararetli dil münakaşasını bizatihi yaşadı.. Dilin tabii mecrasına dönüşü sun’i dili terk,dar bir aydın çevresinden süs unsuru olarak algıladığı ağdalı dil inkullanım alanı dardı,sadeleşme cereyanıyla bu sun’i bir dil terk edildi. Bu dil sun’iydi tıpkı tenkid ettiğiniz Öztürkçe gibi. Atatürk’ün dil konusunda farklı tutumları vardır. En azından üç başlık alltında toparlanabilecek olan bu fikirler sabit fikirli olunmadığının emaresidir. Ancak 1940’larda Batılılık akımının kuvvetlenmesi, dış siyasi gelişmelere mukabil iç siyasette bazı aydınların itibar görmesi dili tekrar bunalıma soktu. Bugünkü sıkıntıları ve başarıları tek adama fatura etmek,biraz insafsızlıktır.Dün evveliyle bugün dünüyle kaimdir. Gelecekse dünü anladığımız ölçüde bugünkünden daha anlamlı olabilir.Yüzyıln başındaki Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Refik Halid, Reşat Nuri, Peyami Safaların hatta buluşma noktamız olarak atlamayacağımız Yahya Kemal’i ve bu dönem eserlerini “sadeleştirilmemiş” metinlerinden okuyarak dil zevki ve şuuru kazanılabilir. Geçmişe dönük okumalardan kastınızın ne olduğunu anlamış değilim,bu şansa sadece Araplar sahip, sadece Kuran mucizesinin canlı ve kudret bahşettiği bir dile sahip oldukları için.Çinliler dahi eski metinleri okumakta güçlük çekiyor,ama bu dilin canlı ve dış tesirlere açık hayatın değişimine eşlik edişinden dolayı kaynaklanıyor.Malum bazı insanlar edebiyatımızın zenginliğin farkında kaynaklara inmişçesine hayıflanma samimiyetsizliğiyle laflamıyor mu deliye dönüyorum. Dilekçe yazmayı öğret, yahut hergün lügat oku çocuğunla!
ama şunuda unutmamak gerekki osmanlıca öğrenmek okadar zor değil. artı dil devrimi geri kalmış bir milleti daha cabuk hedefe ulaştıracaktır. tabi tartışılabilir doğrusu yanlışı. şu kesinki artıları eksilerinden fazla.
dil devrimi, neden yapıldı bunu pek bilen yok tabii. kaç yüzyıllık mazimiz birkaç senede silindi gitti. bu inkılap çok mu gerekliydi? tabii ki hayır. şimdi birçok edebiyat bölümü öğrencisi, osmanlıca öğrenmenin zorluğunu yaşıyor. sizce bu adil bir şey mi?
Gunes dıl teorısınden dahı haberı olmayan turk genclerımız var. ATATURK ne demısti Türkce Türk demektır Ne mutlu türküm diyene. Boylesıne köklü vede muhtesem bır diliı gerek arap gerekse fars vede gereklıkı sımdılerde ozentı ıngılızce vs batı ozentılı dıl yogunlaşmasından kurtarmak ıcın bu corbada bır tuzumuz olursa ne mutlu bize ben merve altun kadar utopık dusunmuyorum ummak degıl oyle olacak dıye dusunuyorum.
Güzel bir atılım bence. Keşke dayanakları olsaydı ve söylenenler gerçek olsaydı. Ama yine de Türkçe dünyanın en köklü dilleri arasında bence. Kimbilir belki bir gün yeni kaynaklar ortaya çıkar ve teori gerçek olur.