Kişisel Ağ Sayfası
www.isa-sari.com

Tüketim Toplumu Gerçeğine Farklı Bir Yaklaşım

9 Temmuz 2008 Çarşamba 6 yorum İsa Sarı

Ham maddenin toplanması, işlenmesi; ortaya çıkan ürünün ambalajlanması, pazarlanması ve tüketilmesi... Bu hususlar üzerine şekillenen yeni dünya ekonomisi, pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Bu sorunlardan birisi de, Sanayi Devrimi sonrası tüketime yönlendirilen insanın, satın alacağı bir ürünün ya da yararlanacağı bir hizmetin öncelikle "sahip olunabilme" değerine ve "imaj"ına bakar hâle gelmesidir. Bu ise, ihtiyacından daha fazlasına sahip olma anlayışının egemen olduğu bir toplum, yani "tüketim toplumu"nun doğmasına neden oldu. Nüfus artışının getirdiği olumsuz sonuçlardan biri olan işçiliğin ucuzlaması ve artan tüketim ihtiyacı da bu toplum biçmini besledi ve büyüttü.

Dünya ekonomisine yön veren, hattâ siyasî rejimleri etkileyen büyük şirketler, çeşitli pazarlama stratejileri ve reklâmlar sayesinde insanların mantıklarından çok duygularına hitap eder bir şekilde ürün pazarlamaya yöneldiler. Bu da, bahsi geçen şirketlerin büyüme potansiyelini güçlendirdi, tüketim toplumunu da etkiledi. Tüketim toplumuysa, kendi yazısız kurallarını biçimlendirdi ve içine doğan her bireyi, istese de istemese de bu kurallara uymaya mecbur bıraktı. İşte bu "kural"lar sonucunda ortaya çıkan tablodan bazı örnekler:

1. İhtiyacı olmadığı halde çiftlerce ayakkabıya, tıka basa elbiseyle dolu gardıroplara sahip ve "imaj" uğruna daima "güzel"e yönelen bireyler türemeye başladı.

2. Can sıkıntısının çaresi alışveriş yapmakta bulunur oldu.

3. Ömür boyu kullanılacak ürünlerin yerini "kullan, at" ürünler alır oldu.

4. Gösteriş ve "janjan" ön plana çıktı.

5. Saygınlık ve itibar, kredi kartınızın limitiyle; ayakkabı, saat ya da kemer gibi eşyalarınızın markasıyla kazanılır oldu.

6. Toplum mühendislerinin faaliyetleri arttı.

...

Örnekleri çoğaltmak mümkün, listenin geri kalanını tahmin edebilmek de. Kısacası, bu konu üzerine sayfalarca yazı yazılabilir; fakat bu kadar ön bilginin, üzerinde durduğum konuyu anlaşılır kılması için yeterli olacağını düşünüyorum.

***

Dünya kaynaklarının %80'lik kısmını %20'lik "elit" kesimin, geri kalan %20'lik kısmını ise %80'lik "fakir" kesimin kullandığı bilinen bir gerçek. İşte bu gerçekten yola çıkarak, tüketim toplumunu izâha çalışan bir gönüllü olan Annie Leonard, 20 dakikalık bir video görseli olan "The Story of Stuff" ile bu konuya açıklık getiriyor.

Tüketim toplumu ilişkilerini çarpıcı bir şekilde anlatan videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

 

3 milyondan fazla gösterilen "The Story of Stuff" ile ilgili pek çok bilgiye, görsellere ve posterlere buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca, "The Ugly Side of the Beauty Industry" (Güzellik Endüstrisinin Çirkin Yüzü) gibi dikkat çekici yazıların yer aldığı günlük sayfasına da buradan erişebilirsiniz.

NOT: "The Story of Stuff" ve adı geçen diğer bağlantılar, orta-üst düzeyde İngilizce gerektirir. Eğer İngilizce bilmiyorsanız, animasyonlar sayesinde de konuyu anlayabilmeniz mümkündür.

, , , , , , ,

6
Bir yorum yapabilir veya soru sorabilrsiniz.

avatar
6 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 Takipçiler
 
En çok okunan yorum
En fazla talep alan yorum
4 Yorum yazarları
seda kalendersüleyman özpolathalil ibrahim TARKANFATMA ŞİMŞEKSinan Saraç Son yorum yazarları
  Abone ol  
en yeni en eski en beğenilen
Şunları bildir:
seda kalender
seda kalender

Yıllardır aynı eşyaları kullanan, ihtiyacı olmadığı müddetçe de değiştirmeyen kişileri tebrik ediyorum öncelikle. Ben de bu tüketim toplumunun içerisine doğmuş bir genç olarak, çok beğenilen kıyafetlerimi muhakkak indirimlerden alıyor, hem çevreme hem kendime zarar vermemek için deterjan kullanmıyor, sabun ile yetiniyor, hiçbir şeye değerinin fazlasını vermemek için her ihtiyacımda araştırma içine giriyor, evime eski eşyalar alıp onları yenilemekten utanmıyorum. Olduğum kişi ile gurur duyuyorum, fakat bu yetmiyor, ancak kötünün iyisi olabildiğimi hissediyorum. Dün, Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'den "İsraf edenler şeytanın kardeşleridir." ayetini öğrendim ve kendimi çok kötü hissettim. Her zaman istediğim doğal, üretken, sade, fazlasız köy yaşantısına bir gün kavuşabilirim… Devamı »

süleyman özpolat
süleyman özpolat

Sekiz senedir aynı arabayı , ondört senedir aynı televizyonu, dört senedir aynı telefonu, koltuk takımı, buz dolabı vs. kullanıyorum ve yakın çevremden acilen değiştirmem gerektiği yönünde olağanüstü bir tepki alıyorum. Bu durum bana trajikomik geliyor. Bu endişelerine gülüyorum, asıl endişelenmeleri gerekene ise derinden üzülüyorum.

halil ibrahim TARKAN
halil ibrahim TARKAN

toplumumuz gösterişçi tüketim toplumu haline geldi.boş zamanlarını kendini geliştirmek yada kültürel gelişimini arttırmak yerine lüks mağazalarda alış veriş yaparak harcamaya başladı.hem de hiç ihtiyacı olmayan şeyleri bile alma alışkanlığına sebep oldu.artık insanların yaşamı tüketime endekslenir oldu.arkadaşlar biliyoruz ki insanlar sonsuz arzuya sahiptir toplumun bu hale gelmesi kişiyi kendi toplumu içinde yabancılaştırır oldu.

FATMA ŞİMŞEK
FATMA ŞİMŞEK

eskiden her şeye kanaat eden toplum yok artık. herkes daha fazlasının peşinde. daha fazla kazak daha fazla ayakkabı. hadi bunu geçtim bide bunların markalısı. dünya öyle bi hale gelmiş ki sanki tüketmessen yoksun. en kötü mal sırf markası için alınıyor. markaya düşkün olacagımıza keşke bilime,mantığa bu kadar düşkün olsak

Sinan Saraç
Sinan Saraç

Etrafımdaki arkadaşlarımın hepsi marka düşkünü. Neredeyse her ay telefon değiştiriyorlar sırf hava atmak için. Onlara bu yazıyı okutmak lazım.

Hakkı Sağlam
Hakkı Sağlam

İşte tüketimin, markalaşmanın ne hale geldiği... Her şey paraya dökülür oldu artık. Bir malın ambalajı güzelse insanlar ister istemez almaya yöneliyorlar. Avrupa'da, Amerika'da bile olmayan lüksün lüksü çok büyük alışveriş merkezleri Türkiye'de var. Asgari ücret maaş alanların bile artık evlerinde LCD televizyonlar var. Her sene telefon değiştiriyorlar... Bir de taksit olayı çıktı. Önüne gelen her şeyi taksit yaptırıyor. Sanki bedava veriyorlar o zaman.

Mükemmel bir noktaya değinmişsiniz. Teşekkürler İsa Bey...