Tüketim Toplumu Gerçeğine Farklı Bir Yaklaşım

Ham maddenin toplanması, işlenmesi; ortaya çıkan ürünün ambalajlanması, pazarlanması ve tüketilmesi… Bu hususlar üzerine şekillenen yeni dünya ekonomisi, pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Bu sorunlardan birisi de, Sanayi Devrimi sonrası tüketime yönlendirilen insanın, satın alacağı bir ürünün ya da yararlanacağı bir hizmetin öncelikle “sahip olunabilme” değerine ve “imaj”ına bakar hâle gelmesidir. Bu ise, ihtiyacından daha fazlasına sahip olma anlayışının egemen olduğu bir toplum, yani “tüketim toplumu”nun doğmasına neden oldu. Nüfus artışının getirdiği olumsuz sonuçlardan biri olan işçiliğin ucuzlaması ve artan tüketim ihtiyacı da bu toplum biçmini besledi ve büyüttü.

Dünya ekonomisine yön veren, hattâ siyasî rejimleri etkileyen büyük şirketler, çeşitli pazarlama stratejileri ve reklâmlar sayesinde insanların mantıklarından çok duygularına hitap eder bir şekilde ürün pazarlamaya yöneldiler. Bu da, bahsi geçen şirketlerin büyüme potansiyelini güçlendirdi, tüketim toplumunu da etkiledi. Tüketim toplumuysa, kendi yazısız kurallarını biçimlendirdi ve içine doğan her bireyi, istese de istemese de bu kurallara uymaya mecbur bıraktı. İşte bu “kural”lar sonucunda ortaya çıkan tablodan bazı örnekler:

1. İhtiyacı olmadığı halde çiftlerce ayakkabıya, tıka basa elbiseyle dolu gardıroplara sahip ve “imaj” uğruna daima “güzel”e yönelen bireyler türemeye başladı.

2. Can sıkıntısının çaresi alışveriş yapmakta bulunur oldu.

3. Ömür boyu kullanılacak ürünlerin yerini “kullan, at” ürünler alır oldu.

4. Gösteriş ve “janjan” ön plana çıktı.

5. Saygınlık ve itibar, kredi kartınızın limitiyle; ayakkabı, saat ya da kemer gibi eşyalarınızın markasıyla kazanılır oldu.

6. Toplum mühendislerinin faaliyetleri arttı.

Örnekleri çoğaltmak mümkün, listenin geri kalanını tahmin edebilmek de. Kısacası, bu konu üzerine sayfalarca yazı yazılabilir; fakat bu kadar ön bilginin, üzerinde durduğum konuyu anlaşılır kılması için yeterli olacağını düşünüyorum.

***

Dünya kaynaklarının %80’lik kısmını %20’lik “elit” kesimin, geri kalan %20’lik kısmını ise %80’lik “fakir” kesimin kullandığı bilinen bir gerçek. İşte bu gerçekten yola çıkarak, tüketim toplumunu izâha çalışan bir gönüllü olan Annie Leonard, 20 dakikalık bir video görseli olan “The Story of Stuff” ile bu konuya açıklık getiriyor.

Tüketim toplumu ilişkilerini çarpıcı bir şekilde anlatan videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

 

3 milyondan fazla gösterilen “The Story of Stuff” ile ilgili pek çok bilgiye, görsellere ve posterlere buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca, “The Ugly Side of the Beauty Industry” (Güzellik Endüstrisinin Çirkin Yüzü) gibi dikkat çekici yazıların yer aldığı günlük sayfasına da buradan erişebilirsiniz.

NOT: “The Story of Stuff” ve adı geçen diğer bağlantılar, orta-üst düzeyde İngilizce gerektirir. Eğer İngilizce bilmiyorsanız, animasyonlar sayesinde de konuyu anlayabilmeniz mümkündür.