 |
 |
ANA MENÜ |
 |
|
 |
KATEGORİLER |
 |
 |
PROJELER |
 |
 |
ARAMA |
 |
 |
ABONELİK |
 |
 |
REKLAMLAR |
 |
|
|
|
|
|
 |
KISA
BAŞLIKLAR
Ekimi Kasıma bağlayan hafta içerisinde,
mesai arkadaşım A. Murat Fatsa ile Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’daydık. Aktarma ve beklemelerle birlikte yaklaşık 5 saat süren bir uçak yolculuğunun ardından, görkemli dağların eteklerine kurulmuş köylerin ve sararmaya yüz tutmuş yaprakların bizi karşıladığı Saraybosna-Butmir’deki havaalanına ulaştık. Uçağın penceresinden bizi selamlayan, şehrin kenarlarına rastgele serpiştirilmiş bir ya da iki kattan oluşan kırmızı çatılı evler, Saraybosna’ya kısa sürede alışmamızdaki önemli etkenlerden biri oldu. Uçaktan inip gerekli işlemleri tamamladıktan sonra,
Saraybosna’da bize rehberlik ve aynı zamanda yârenlik edecek olan Aida Hanım ile beraber şehir merkezine doğru yola koyulduk
ve yarım saatlik bir otomobil yolculuğundan ardından şehir merkezine ulaştık. Bulgaristan semalarının bulutlu olmasına rağmen Saraybosna’da güneşli, ama bir o kadar da soğuk bir hava bizi bekliyordu.
Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, sanatını ve kültürel mirasını tanıtmak, Türk kültürüne ilişkin bilgi ve belgeleri dünyanın istifadesine sunmak ve Türk dilini öğrenmek isteyenlere Türkçe kursları vermek üzere 5653 sayılı Kanun'la kurulmuş bir kamu vakfı olan Yunus Emre Vakfı, ilk adımı geçtiğimiz hafta sonu Saraybosna'da attı.
Yunus Emre Vakfına bağlı olarak Kanun’un amaçlarını gerçekleştirmek üzere yurt dışında faaliyetler yürüten Yunus Emre Enstitüsünün çeşitli ülkelerde açacağı kültür merkezlerinin ilki olan Saraybosna Yunus Emre Türk Kültür Merkezi ve Yunus Emre Türkçe Kurs Merkezi, Yunus Emre Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı ve Dışişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ile Bosna-Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi Haris Slajdziç tarafından 17 Ekim 2009 Cumartesi günü gerçekleştirilen törenle açılmış bulunmaktadır. Törene, Türkiye ve Bosna-Hersek’ten davetlilerin yanı sıra pek çok milletvekili ile akademisyen de katılmıştır.
Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA), TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) ve Yunus Emre Vakfı tarafından bu yıl yedincisi düzenlenen "Türkoloji Yaz Stajı Projesi" kapsamında 26 ülkeden toplam 96 Türkoloji öğrencisi ülkemize davet edildi. Tayvan’dan Bosna-Hersek’e, Hindistan’dan Rusya’ya kadar değişik coğrafyalardaki üniversitelerin Türk dili ve edebiyatı bölümlerinde okumakta ve Türkçe öğrenmekte olan öğrenciler, bu proje sayesinde bir taraftan yoğunlaştırılmış Türkçe dersleri alırken, bir taraftan da Türkiye’nin kültürel ve coğrafî özellikleriyle ön plana çıkmış mekânlarını gezme fırsatı buldu.
Türk dili, edebiyatı, tarihi ya da kültürü üzerine yazılmış eserlerin künye bilgilerini bir araya getirip dev bir başvuru kaynakçası oluşturmayı amaçlayan Türkoloji Eserleri Bibliyografyası, Türkolojinin kapsamı dâhilinde başta Türkçe olmak üzere İngilizce, Rusça, Fransızca gibi pek çok dilde kaleme alınmış binlerce telif ve tercüme kitapla ilgili çeşitli bilgileri ihtiva etmeyi hedeflemektedir.
Türkologlardan filologlara, edebiyatçılardan Türkoloji öğrencilerine kadar, ilgili alanlar üzerinde çalışma ve araştırma yapan ya da yapacak olan hemen herkesin faydalanabileceği temel bir başvuru kaynağı niteliğinde olması düşünülen Türkoloji Eserleri Bibliyografyası, ziyaretçilerin ve konuya ilgi duyanların katkılarıyla her geçen gün daha da genişleyen özgün bir veri tabanı hâlini alabilecektir.
Bibliyografyaya erişmek ve eserlerinizi veri tabanına eklemeye başlamak için buraya tıklayınız.
Kişisel çabalarla bilinçli olarak oluşturulmuş, doğallıktan uzak, kaynağı belli diller olarak tanımlanan yapay diller, daha çok dil olgusuyla ilgilenen kişilerce bilinir. Bu yapay dillerden, bilhassa Polonyalı hekim Ludwik Lazarz Zamenhof'un icat ettiği "Esperanto" geniş kitleler tarafından tanınagelmiştir. 16. yüzyılda Muhyî-i Gülşenî tarafından oluşturulan ve kelime anlamı 'dilsizlere dil veren' olan Bâleybelen ise, dünyanın bilinen ilk yapay dili olmasına rağmen çoğu kişi, hattâ konuyla ilgilenen akademisyenler tarafından bile tanınmamaktadır.
Yönetmenliğini, Lost dizisinden tanıdığımız Jeffrey Jacob "J. J." Abrams'ın üstlendiği ve ülkemizde "Uzay Yolu" olarak tanınan Star Trek serisinin devamı niteliğindeki "Star Trek: The Future Begins", 7 Mayıs 2009 tarihinde Lâtin Amerika ülkelerinde, 8 Mayıs 2009'da ise Türkiye'de gösterime girecek. On birinci Star Trek filmi konumundaki bu devam filminin senaryosu, Kaptan James T. Kirk (Chris Pine) ve Mister Spock (Zachary Quinto) etrafında şekillendirilmiş durumda. Amerikan Paramount Pictures firması tarafından yayımlanacak olan filmde, Zachary Quinto ve Chris Pine'ın yanı sıra Karl Urban, Simon Pegg, Zoe Saldana, John Cho, Anton Yelchin, Eric Bana gibi oyuncular da yer alacak. Michael Giacchino tarafından müzikleri tasarlanan filmin bütçesi ise yaklaşık olarak 150 milyon dolar.
Yunan mitolojisinde, "ilk kadın" olan Pandora tarafından taşınan ve içinde, yeryüzüne hastalık, açlık, felaket, yaşlılık, ahlaksızlık... gibi kötülükleri ve bunların yanında umudu da getirecek olan kutu, günümüzde, kötülüklere neden olabilecek gizli saklı şeyleri ortaya çıkarmak anlamındaki "Pandora'nın kutusunu açmak" sözünde kavramlaşıp yaygın olarak kullanılır hâle gelmiştir. Ayrıca, "Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü" sözünün de Pandora'nın Kutusu ile ilişkili olabileceği üzerinde durulmaktadır. Yunan tarihçisi Hesiodos'un "Theogonia" (Tanrıların Doğuşu) ile "Works and Days" (İşler ve Günler) adlı eserlerinde yer alan mitolojik anlatı ise şöyledir:
Konuşma seslerinin eksiksiz biçimde yazıya aktarılması amacıyla Latin kökenli harflerden yola çıkılarak geliştirilmiş olan International Phonetic Alphabet (Uluslararası Fonetik Alfabesi), bilgisayar ortamında dil üzerine çalışanların işini hayli kolaylaştırmaktadır. Alfabenin önemi, örneğin, bir ağız araştırmacısının ses kayıt cihazı vasıtasıyla kaydettiği konuşmaları yazıya aktaracağı sırada ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar, ülkemizde yeteri kadar tanınmasa da bu alfabe, Gentium ya da Charis SIL gibi evrensel kodlu (Unicode) IPA yazı tipleri aracılığıyla pek çok transkripsiyon işaretini kullanmaya imkân tanımaktadır.
Birbiriyle uyumlu çok sayıda ufak parçadan oluşan bir resmi, bu parçaları kullanarak aslına uygun şekilde birleştirme oyunu olan yapbozun ilk ortaya çıkışı 18. yüzyıla kadar uzanır. 1766 yılında İngiliz haritacı ve gravür tasarımcısı John Spilsbury, çizdiği bir harita üzerinde yer alan ülkeleri keskin bir testere ile sınırlarından ayırmak suretiyle parçalayıp tekrar birleştirmeye çalışmış ve bu sayede ilk yapbozu ortaya çıkarmıştır. Spilsbury'nin tasarladığı bu ilk yapboz, 1820'li yıllara kadar coğrafya derslerinde bir eğitim aracı olarak kullanılmış; fakat daha sonrasında eğlenceli bir oyun şeklini almaya başlamıştır.
Cep telefonu üreten firmaların, fotoğraf makinesi özelliği ön plana çıkan cep telefonları tasarlama sürecine girdiği 2007 yılından itibaren, yüksek çözünürlükte fotoğraf ve video çekebilen sayısız cihaz piyasaya sürüldü. Bilhassâ Samsung, optik yakınlaştırma yapabilen gelişmiş kamera lensleri barındıran telefonlarıyla, son zamanlarda büyük bir başarı yakaladı. 5 megapiksel (2560×1920 piksel) fotoğraf ve VGA çözünürlüğünde (640x480 piksel) video çekebilen, bunun yanı sıra, "Xenon" olarak adlandırılan güçlü bir flaş ile bütünleşmiş SGH-G810'u, Samsung'un bahsi geçen telefonlarına örnek olabilecek nitelikte.
|
 |