Agarta, Ergenekon ve Lost Üçgeni
Dün akşam ana haber bültenlerini izlerken, bugünlerin malum konusu olan Ergenekon davası ile ilgili bir haber dikkatimi çekti. Haberde, bugüne kadar belki de pek fazla bilinmeyen “Agarta” adındaki bir gizli oluşumdan, daha doğrusu tarikatten bahsediliyordu. Yayımlanan haberlerde, Ergenekon örgütünün Agarta oluşumu ile ilişikisi olduğu belirtiliyordu. Ayrıca, Hürriyet’ten Tufan Türenç, “Ergenekon Oldu, Agarta” başlıklı yazısında konunun kapısını aralamış ve Habertürk tarafından da konuyla ilgili olarak tarihçi Murat Bardakçı ile röportaj yapılmıştı.
Agarta Nedir?
Agarta, Sanskritçede1 ‘ele geçirilemeyen, ulaşılamayan, her şeyden korunmuş, şiddetin yaşanmayacağı’ anlamlarına gelir. İnanışa göre Agarta, dünyanın çekirdeğinde (Orta Asya ve Tibet eşdeğerliğinde) yer aldığına inanılan efsanevî bir ülkedir. Ezoterizmde2 önemli bir yere sahip olan “Hollow Earth” yani ‘dünyanın iç tabakasında ayrı bir yaşam alanı olduğu’ teorisiyle yakından ilgilidir. Ülkenin başkentinin Şambala olduğuna inanılır ve bu başkent “Unutulmuş Topraklar”, “Beyaz Suların Yurdu”, “Yaşayan Ateşin Yurdu”, “Yaşayan Tanrıların Merkezi” ya da “Harikalar Diyarı” olarak da adlandırılır.
Agarta inanışına göre bu yurt, özel güçlere sahip ruhanî liderler tarafından yönetiliyordu. Bu liderler ise kayıp Mu ve Atlantis kıtalarından gelen rahiplerden oluşmaktaydı.
Ülke, dönemin şartları dolayısıyla gizli tutulmuş ve gerek dağlar içinde, gerekse yeraltında tünel-sığınaklar oluşturulmuştu. İnanışa göre ülkenin yeryüzüne açılan 14 kapısı bulunmaktaydı. Bu kapıların yerleri ise şöyleydi:
1. Oilbirds Mağaraları, Ekvador
2. Gobi Çölü, Moğolistan
3. Keops Piramidi, Mısır
4. Iguasu Şelaleleri, Arjantin
5. Kunlun Dağları, Çin
6. Mammoth Mağarası, Amerika
7. Manaus, Brezilya
8. Mato Grosso, Brezilya
9. Epomeo Dağı, İtalya
10. Shasta Dağı, Amerika
11. Rama, Hindistan
12. Benares, Hindistan
13. Kuzey Kutbu
14. Güney Kutbu
Bazı araştırmacılara göre (Hun, Göktürk ve Uygur devletleri gibi) bazı Orta Asya Türk toplulukları da Agarta ülkesi ile ilişki içerisindeydi.
“Mahatma” yani ‘Muhteşem Ruh’ olarak bilinen Agarta Ülkesinin lordu, insanlığın ana lideri olarak anlatılır. Tibet’in ruhanî lideri ve Budizm’in önde gelen temsilcilerinden biri olan Dalay Lama ise Agarta’nın yeryüzündeki temsilcisi olarak kabul edilir. Fransız yazar Alexandre Saint-Yves d’Alveydre, konuyla ilgili olarak yazdığı bir kitabında, gizli dünya Agarta’nın şeref ve zenginliğinin tüm insanoğlu için erişilebilir olacağını belirtir ve konuyu Hristiyanlıkla ilişkilendirir.
Bazı Anlatılar
Willis George Emerson tarafından yazılan “The Smoky God” (Dumanlı Tanrı) adlı roman, yeraltı uygarlıklarıyla ilgili bazı inanışları aktarmaktadır. Roman, Olaf Jansen adındaki Norveçli bir balıkçının biyografisi etrafında şekillenir: Jansen’in teknesi fırtınalı bir gecede Kuzey Kutbundaki yeraltı dünyasının kapısına sürüklenmiş ve Jansen, dumanlı bir güneşe sahip bu dünyaya girmiştir. 2 yıl boyunca bu dünyanın sakinleriyle yaşamıştır.
Yazar, doğrudan doğruya Agarta tabirini kullanmasa da, daha sonra yapılan “Agartha – Secrets of the Subterranean Cities” gibi çalışmalarda, Jansen’ın girdiği dünyanın Agarta medeniyeti olduğu belirtilmiştir.
Kayıp kıtalar Atlantis ve Mu ile birlikte adı geçen ve Gobi’de bulunan krallık Lemurya’da da, Mu toprakları içerisinde yer alan Agarta Alfa ve Agarta Beta adına iki uydu-şehirden bahsedilir. Bu uydu-şehirler yıkımdan sonra geriye kalmıştır ve yeraltı dünyası ile ilişkilendirilmiştir; fakat bu şehirlere ulaşmak mümkün değildir.
İnanış, 2. Dünya Savaşı yıllarında Adolf Hitler tarafından ilgi görmüş ve araştırılmıştı. Hürriyet’te yer alan bir haberde şunlar yazılmaktadır:
| Hitler’in de Agarta’ya inandığı ve dünyaya hakim olabilmek için Thule adında bir tarikat vasıtasıyla pek çok araştırma yaptırdığı ileri sürülür. İddiaya göre savaşın sonuna doğru Nazi karargáhı yıkıntıları arasında 12 Tibetli rahip cesedinin bulunması da Hitler’in bağlantısını kanıtlamıştı. Bu çevreler Hitler’in ABD Başkanı Roosvelt’in 1945’de öleceğini ve geleceği bilme yeteneğini buna bağlanmaktadır |
Murat Bardakçı ise konuyla ilgili olarak şunları aktarır:
| Güya iki büyük kayıp kıta varmış. Biri Atlantis, biri de bu. Bu kıtalar tabii afetler sonrasında çöküyor; fakat o kıtaların bilge kişileri bir araya gelip bir yeraltı medeniyeti yaratıyorlar. Hitler Tibet’e keşif heyetleri göndermiş. Dalay Lama’nın bile bu ırktan olduğu söylendi. |
Bazı inanışlara göre Hz. Nuh, Atlantis ülkesindendi ve Atlantis dünya üzerinden silinmeden önce, gemisine değerli kişileri almış ve onların, yaşamlarını sürdürmesini sağlamıştı. Bu kişiler, diğer Agartalılar gibi üstün yeteneklere sahip ve çok bilgili insanlardı.
Tüm bunların aksine teorisyen Aytunç Altındal, Agarta’nın bundan yaklaşık 120 yıl önce Helen Aglvastik isimli bir Rus araştırmacı tarafından ortaya atıldığını ve yapılan tüm araştırmalara rağmen aslının olmadığını belirtir. Ona göre Atatürk de bir zamanlar Agarta ile ilgilenmiş ve konuyla ilgili bir araştırma yapılmasını emretmiştir. Ayrıca Altındal, Agarta’ya mensup olanların, sosyal hayattan uzak ve dinî inançlarla ilgili birtakım problemlere sahip insanlar olduğunu vurgular.
Antik inanışlar içerisinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülse de, modern bilim bu teoriyi inkâr eder.
Ergenekon Soruşturmasında Agarta
Haberlerde, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili olarak Türk Ortodoks Patrikhanesine yapılan bir operasyonda Agarta ile ilgili belgelere ve gamalı haç çizimlerine ulaşıldığından; bundan da önemlisi, soruşturma kapsamında gözaltına alınan Gülay Kömürcü’nün kolundaki “hilâl içindeki gamalı haç” (svastika) ile ilgili olarak Agarta bağlantısından söz ediliyordu. İddianameye göre Ergenekon yapılanması, temelleri 600 yıl öncesine dayanan Agarta gibi “tarikatvâri” bir örgütlenmeymiş.
Konuyla ilgili olarak demeç veren siyasîlerden CHP başkanı Deniz Baykal, “‘hukukun safsata kaldırmayacağını, efsane ile beslenemeyeceğini” vurgulamış ve “Hukuk somut olaylarla, kanıtlarla beslenir. Efsaneye, safsataya, tarihin karanlıklarından ilham almaya yöneldiğiniz zaman hukukun ciddiyetinin dışına düşersiniz. Maalesef bu iddianame ile ilgili böyle bir tablo görülüyor.” demiş.
Agarta-Lost İlişkisi
İlginç olansa, tüm dünyada merakla izlenen Lost adlı televizyon dizisinin de Agarta’yı konu edindiği ve dizide kurgulanan yapılanmanın Agarta yapılanması ile benzer olduğu şeklindeki haberlerdi. Haberlerde, dizide haritada görülemeyen adanın, Agarta yapılanmasının adasıyla (Kayıp Atlantis) benzer olduğu vurgulanıyordu. Bunun yanında, yine Lost‘un en önemli unsurlarından Dharma Girişimi’nin Agarta ile olan benzerliğinin şaşırtıcı olduğu söyleniyordu. Zira, Agarta gibi Dharma da sıkı ilişkiler ve gizlilik içinde yer altı istasyonlarıyla birbirine bağlanmış bir ağ üzerine kuruluymuş.
Sonuç
Bana göre Ergenekon oluşumunu Agarta ile ilişkilendirmek, oluşumu daha “gizemli” hâle getirmek isteğinden başka bir şey değildir. “Ergenekoncu”ların Agarta ile ilgilenmesinin amacının da, onların, meydana getirdikleri oluşumu tarihî-mistik bir temele dayandırmak ve bu sayede insanların ilgisini çekmek olduğu kanaatindeyim. Zira, bazı insanların, hakkında neredeyse en ufak bir bilgi sahibi bile olmadan gamalı haç dövmesi yaptırdıklarını ve sırf kendilerini “gizemli” ya da “marjinal” olarak göstermeye çalıştıklarını biliyoruz.
Aynı durumun Lost dizisi için de geçerli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yapımcıların ve yayıncıların, çağdaş dünya düzeninin ve tüketim toplumunun önemli bir unsuru olan “reyting”i elde edebilmek için insanların ilgisini çekebilecek, meraklarını artıracak bu tür mistik konular, komplo teorileri gibi unsurlara yer vermesinden daha doğal bir şey olamaz.
1 Hint-Avrupa dil ailesine mensup eski Hint edebî dili.
2 Bir konu hakkındaki önemli bilgilerin sadece gizli yollarla seçkin kişilere mistik inanışlarla şekillenmiş aktarılma, öğretilme eylemidir.




Aqarta eğer varsa, aqarta bağlantısı ergenekon soruşdurmasının arkasındakı kuvveler kimdir?
Bes ergenekon soruşdurmasının arkasında duran gücler kimlerdir?
ya agarta ergenekondan daha gerçktir her bahse varım 🙂
Agarta-İlluminati Savaşı kitabını okudum. Birol Ertan’ın kitabı mutlaka okunmalı.
ERGENEKON BAŞLI BAŞINA YAŞANMIŞ VE YAŞANACAK BİR GECMİŞTİR VE GELECEKTİR BU ÜLKEDE HER ON YILDA BİR BUNUN ÖRNEKLERİ YAŞANMIŞTIR 1961 DE 69 80 DE 96 VE 2001 YILINDA ERGENEKON GÖRÜLMEKTEDİR ISPATI ACIK VE SECİKTİR BU TÜR OLUŞUMLAR BİZ FATİH SULTAN MEHMET HANIN BATI ROMA İMPARATORLUĞUNA YÜZÜNÜ DÖNDÜĞÜNDE GÖRDÜK ZEHİRLENEREK ÖLDÜRÜLMESİ VE DOKTORUN PAPAYA BAĞLI BİR KARDİNAL OLDUĞU AŞİKARDIR DAHA COK BU TÜR YAYINLAR VE SÖYLEMLER YAPILARAK HALK BİLİNCLENDİRİLEBİLİR..SAYGILARIMLA MURAT MARİF AGDAG
Agarta evrensel bir konudur, ergenekon ise yöresel bir konudur.İkisininde ortak olduğu nokta gerçeklilikleri henüz kanıtlanmamış olmasıdır. Gerçek olan ise Türk halkının aldatıldığıdır..
Agartave kayıpkıtalar mu ve atlantis bilgisi içiniyi araştırma yapmak gerek bunun içinde önce Hz Mevlana dan başlamak gerek. sanıldığı üzere agarta din güdümlü bir tarikat yada benzeri bir kuruluş toplulukdeğildir. Agarta bilim fizik matematik tasavvuf ve dinler ile paralel giden bir TEKAMÜL olgusudur. bilgialabileceğiniiz kaynaklar BURHAN YILMAZ AGARTA ERGENEKON VE TÜRK BİLGELİĞİ , BİLİNMEYEN MEVLANA, ÖMER SAMİ AYÇİÇEK AGARTA 1-2-3-4.
Allahıma bin şükürler olsun Agarta gerçektir ve sonunda Aydınlık kazanacaktır. Amin.
Agarta konusunda bilgi için Agarta-İlluminati Savaşı kitabını okuyunuz. Yazarı Birol Ertan.
agarta tamamen doğrudur ve ergenekonla la ilişkilidir bu birtek türkiyede değil dünyanın her ülkesinde ergenekon gibi örgütler vardır agartayı merkez sayarsak ergenekon sadece türkiyede ki bir koludur bunların yapılanmasını şu şekilde ele alabiliriz piramidin şekli gibi merkez en üstte ve her yere hakim alt kısımlar ise merkeze bağlı hareket etmektedir kısacası hiyeraşi yönetim biçimi mısır piramitlerininde o şekilde olmasının sebebi budur heryere hakim,en üstündeki tek gözün anlamı ise biz herşeyi kimse görmeden görürüz ve kimse anlamadan müdehale ederiz bizim yaptımızıda kimse bilmez demektir amerikan 1doların üstünde vardır bu sembol.Bu girişim asırlar öncesinden planlanmış büyük birçok devletin kendi menfaatleri doğrultusunda yürüttüğü ortak bir plandır.Asıl kurucuları ise yahudilerdir onların inanışına göre birgün gelecek bütün dünyanın hakimi israil oğulları yani yahudiler olacaktır ve diğer milletler ise sadece köledir onlara hizmet için yaratılmıştır inanışları budur yahudiler kendilerinden başka milletleri insan yerine koymazlar sadece biz insanız gerisi bizim için yaratılan hayvanlardır derler. günümüzde beyin israil eller kollar ise amerikadır. yahudilerin dünyada en korktukları ve en iyi bildikleri millet türklerdir ve en kandırılması kolay olan millette türkler olarak kabul ederler herzaman uyandırılmaması için türkleri yıllardır amerikaya özendirmeye çalışmışlar ve direkman gençlere hedef almışlardır etrafınıza bakın bazı tv programları yemek kültürümüzü bozmaya çalışmaktadır bizim geleneğimizde misafir umduğunu değil bulduğunu yer ve eleştiri yapmaz sofrada sayglıdır oysa bazı tv programları bunu zedelemektedir gençlerimizi rap hip hop rock metal satanistlik gibi amerikan işlerine özendirip türklerin savaşlardaki en önemli askerleri olan gençlerin en önemli silahları olan iman gücünü malesef hedef almışlar ve malesef oldukça başarılı olmuşlardır bazı online oyunlar üreterek gençlerimizi bilgisayarlara kilitlemektedirler bu oyunlar savaş oyunlarıdır sebebide türklerin savaşçı ruhudur bizim savaşçı ruhumuzu kullanıp otür oyunlara oynamamızı bağlanmamızı sağlayıp gençelerimizin beyinlerine bilinç altına fark etmeden sinyal göndermektedirler örneğin muhemmed yok din yalan vatanını milletini sevme sadece kendini düşün gibi bitakım pis düşünceler kayıtlamaktadırlar arkadaşlar biraz kendimize gelelim ve atalarımız olan osmanlının kültürünü unutmayalım ve benimseyelim ki bu adiler amaçlarına ulaşamasın
bbende bu konuyla ılgılı bazı dokumanlar elıme gecmıstı Atarutk un agarta uzerıne yapılan arastırma sonuclarının hepsıne el koydugu ve gonderdıgı arastırma ekıbını dondukten sonra dagıttıgı ve ulasılamayacak sekılde [oldurmeden]kaybettıgı bılınmektedır.Ayrıca calısmaların ıcın tesekkur ederım İSA