Teknoloji, İnsanı Yarıyolda Bırakır mı?

Çağ, teknoloji çağı ve farkında olmasak da, hepimiz teknolojiye bağımlı hale gelmiş durumdayız. Bir an için, elinizi cebinize ya da çantanıza attığınızda cep telefonunuzu bulamadığınızı ya da ağ tarayıcısını açtığınız zaman İnternet bağlantınızın olmadığını düşünün. Eksiklikleri ne kadar da hissediliyor, değil mi? Hal böyle olunca, insan kendi kendine “Acaba bunlar yokken, hatta elektrik dahi keşfedilmemişken, insanlar nasıl yaşıyorlardı?” diye sormadan edemiyor. Yazının başlığındaki sorunun cevabını vermek son derece kolay, fakat böylesine bir soruya cevap verebilmek için, sanırım, en az bir hafta boyunca “eski insanlar” gibi yaşamak gerekirdi. “Fevkalade yaşanır.” dediğinizi duyar gibiyim.

Gelelim, teknolojinin, o çok güvendiğimiz “olgu”nun ya da alet edavatın insanı yarıyolda bırakması konusuna. Edindiğim tecrübeler sonucunda şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Evet, teknoloji, insanı “fevkalade” yarıyolda bırakabilir. Geçen yıl, cep telefonumun ansızın kurtarılamaz bir şekilde arızalanması ve belleğindeki yüzlerce kişi bilgisi ile hayati derecede önem taşıyan şifrelerimin, notlarımın, ajanda kayıtlarımın bir anda “uçması”ndan sonra, geçen haftalarda buna benzer bir durum daha başıma geldi.

2012 KPSS’de Bina Sınav Sorumlusu olarak -ki sınavdaki en kritik görev de budur- görevli olduğum okul, daha önce hiç ziyaret etmediğim bir yerde bulunduğu için, iPhone üzerindeki iGo adlı yönlendirme (navigasyon) programına koordinat bilgilerini girip teknoloji destekli bir ulaşım planladım. İlk başta her şey iyi gidiyordu, fakat belli bir mesafe katettikten ve hemen hemen yolun yarısını tamamladıktan sonra GPS bağlantısı aniden kopuverdi. Onlarca başarısız denemenin ardından, iPhone’un yeni işletim sistemi iOS 6 ile birlikte gelen harita programını kullanmak istedim, fakat nafile… Çok tartışılan bu bütünleşik harita uygulamasının bırakın sizi bir yere ulaştırmasını, konumuzunu doğru bir şekilde tespit etmesi bile şansınıza. Vakit daraldı, görevime geç kalacağım… Son çare olarak, 3G bağlantısı üzerinden ağ tarayıcısını açıp Google Maps sayfasından yol tarifi almak istedim. Maalesef bu sayfada da sadece yazılı yönlendirme bulunmaktaydı ve dolayısıyla herhangi bir faydası olmadı. Derken, “Türk çözümü”nü denemek, yani cihazı kapatıp tekrar açmak aklıma geldi. Evet, bu çözüm yolu işe yaramıştı ve kaybedilen dakikaların, yaşadığım ruhsal gerilimin ardından, kaldığım yerden yola koyuldum.

Teknoloji ve insan
Teknolojinin insan üzerindeki hakimiyeti

Belki bu yazıyı birkaç dakika içerisinde okuyup bitireceksiniz, ama bir görevi yerine getiremeyecek olma ihtimalinin üzüntüsünü yaşamak, üstelik buna o çok güvendiğimiz “teknoloji”nin sebep olması, tarifi mümkün olmayan bir duygu. Belki teknolojiye bağımlı kalmayıp teknoloji dışı alternatif çözümler geliştirebilseydim, böyle bir durum yaşamış olmayacaktım. Bu da bana, tabir yerindeyse, her zaman teknolojiyle “yola çıkılmayacağı”nı hatırlattı. Sonuç olarak, teknolojiyi kullanmak, kullanabilmek çoğu durumda faydalıdır ve pek çok işimizde kolaylık sağlar, fakat ipin tamamını teknolojinin eline vermek de akıl kârı gibi görünmüyor.